CHP Genel Merkezi’ne pazar günü yapılan müdahalenin ardından TBMM’ye yürüyen “Bundan sonra CHP›nin gerçek genel merkezi TBMM›deki grup odasıdır” diyen CHP Lideri Özgür Özel, dün mesaine Mecliste başladı ve kabullerini de Mecliste gerçekleştirdi. Özel, Meclis’teki mesaisinde grup başkanvekilleri, il başkanları ve belediye başkanlarını bir araya gelirken, önümüzdeki sürece ilişkin yol haritası değerlendirildi.
TBMM’ye sabah saatlerinde gelişinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ve programı hakkında bilgi veren Özel, gün boyu Mecliste olacağını belirtti. Özel, “Grup Başkanvekillerimizle ve MYK üyelerimizle bundan sonraki süreci değerlendireceğimiz bir toplantı yapacağız. Onun dışında il dışından gelen, burada olan il başkanlarımız var. Onlar ayrılmadan önce mutlaka görüşmek istiyorlar. Belediye başkanlarımız var, onları kabul edeceğiz, görüşeceğiz. Bundan sonrasını planlayacağız” dedi. Bayramda, Manisa’ya gideceğini açıklayan Özel, “ Manisa’da olacağım. Onun dışında da bayram programını henüz netleştirmedik, arkadaşlarla çalıştıktan sonra netleştireceğiz. Çünkü bizim bayram süresince Genel Merkezde olma, Genel Merkezde kalma gibi bir planımız vardı. Oradan çıkmayacağımız için bir bayram süresince resmi ya da özel herhangi bir programlama yapmamıştık. Onu şimdi konuşacağız” dedi. Özel, Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan başkanlığında bir heyeti de dün, Mecliste kabul etti.
Kurultay nasıl toplanacak?
Parti içinde yaşanan olaylardan sonra gündemdeki en önemli konu kurultayın ne zaman toplanacağı. Yani Kılıçdaroğlu’nun ifadesiyle ‘en uygun zamanda’ mı? Yoksa Özelin söylediği gibi en kısa zamanda mı toplanacak? Tüm delegelerin yenilenmesi için mahalle, ilçe ve il kurultaylarının yapılması gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nun tercihi bu yönde ve bunun da en az 6-7 ayı bulabileceği belirtiliyor. Olağanüstü Kurultay kararı alınabilmesi için delegelerin yarısından bir fazlasının imzası veya PM kararı gerekiyor. Kılıçdaroğlu bu zaman zarfında iptal edilen kurultay öncesi CHP Parti Meclisi’nde bulunan kişiler içinden yeniden bir MYK (Genel Başkan Yardımcıları) seçmek durumunda. Destekçi bazı vekillerin bu görevi kabul etmeyeceği yönünde haber gönderdiği de biliniyor. O PM’de de Kılıçdaroğlu ve Özel’i destekleyenlerin sayısının eşit olduğu belirtiliyor.
“Bir siyasi partinin genel merkezine balyozla girmek demokraside olacak şey midir?”
Abdullah Öcalan’la 24 Mayıs’ta görüşen DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol yazılı bir açıklama yaptı. Türkçe ve Kürtçe yapılan açıklamada Öcalan’ın değerlendirmelerine yer verildi. Açıklamada, Öcalan’ın, CHP Genel Merkezi’ne yönelik polis müdahalesi ve güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmeleri de yer aldı. Yapılan açıklamaya göre, Öcalan’ın değerlendirmeleri şöyle:
“Büyük bir öfkeyle yüklü toplumları büyük düşünce ve büyük etik değerler olmadan dönüştürmek mümkün değildir. Toplum; hayatın her düzeyinde etik, siyasal, hukuksal ve ekonomik açılardan büyük bir sıkışma yaşıyor. Bunun için süreçte ısrar ve acele ediyoruz. Orta Doğu konjonktürünün halen her şeye gebe olduğunu düşünüyorum. İran ve İsrail gibi devletler katılaşıyor ve daha da katılaşacak gibi görünüyor. Orta Doğu’da milliyetçilik ve ayrışmayı geliştirmek, mikro-milliyetçilikleri büyütmek zarar verir. Bölgedeki riskli gelişmeleri gözetecek ve önleyecek, kanlı hesaplaşmaları aşacak bir süreç çalışması yürütüyoruz.
Ve elbette tüm yapılanların yasal bir temele kavuşması önemlidir. Beklentide kalmak, beklenti halini sürdürmek sadece risk üretir. Kaybedecek zamanımız yoktur. Bütün aktörlerin bu tarihi sorumluluk anlayışla hareket edeceğine ve TBMM’nin de çalışmaları bu hassasiyetle yürüteceğine inanıyorum.
Çerçeve bir yasa, demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabilir. Yasal düzenleme bizi gerçek bir pozitif inşaya, demokrasi çarkının döndüğü bir sürece sokacaktır. Demokratikleşme hayati bir ihtiyaçtır ve sürecin başarısı bizi bu hedefe yakınlaştırır.
Bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir? Cumhuriyet Halk Partisine yönelik uygulamalar ve yaşanan gelişmeler, doğru işleyen bir demokrasinin ve demokratik siyasetin olmamasıyla ilgilidir. İşleri bu noktaya getiren sebep budur; cumhuriyetin temelindeki demokrasi ilkesinden yoksunluktur. Demokrasiye sanki bir lüksmüş, demagojiymiş, lafazanlıkmış gibi yaklaşarak önemsememenin sonuçları vahim bir hatadır. Cumhuriyetin demokratik niteliğini geliştirmek kadar aciliyet taşıyan bir durum yoktur.
