Ekonomi yönetiminin, yüksek faiz ve kontrollü döviz kuru dengesine dayalı programı kararlılıkla sürdüreceği anlaşılıyor. Bunun devamı niteliğinde, 22 Nisan’daki Para Politikası Kurulu toplantısında bir faiz artırımı gelebilir. Bu olası adımın gayesi; savaşla sarsılan sermaye hareketlerini istikrara kavuşturmak ve iç piyasadaki döviz iştahını dizginlemektir.
Enflasyonla mücadele sürecinde kur hareketlerinin bir bant içinde kalması, uygulanan stratejinin merkezinde yer alıyor. Mevcut politika setinin sürdürülebilirliği, Türk lirasının reel anlamda güçlü kalmasını temel bir şart hâline getiriyor. Döviz fiyatlarındaki öngörülebilirlik, özel sektörün borç yükümlülüklerini ve açık pozisyon risklerini planlamasına olanak tanıyor. Fitch’in Türkiye’nin kredi görünümünü hafta sonu pozitiften durağan seviyeye çekmesi, programın disiplinle uygulanması zorunluluğuna işaret ediyor. Bu doğrultuda, makroekonomik hedeflere ulaşma yolunda herhangi bir aksamaya meydan verilmeyeceğini düşünüyorum.
Kredi kanallarındaki kısıtlayıcı tutum, iç talebi sınırlamak için önümüzdeki dönemde de korunacaktır. Programın başından beri farklı gerekçelerle dezenflasyon programına fazla destek vermeyen maliye politikası da sıkılaşmalıdır. Tek başına para politikası enstrümanlarıyla katedilen mesafe, yapısal sınırlarına ulaşmış durumdadır. Enflasyon beklentilerini kontrol altına almak ve sarsılmaz bir güven ortamı tesis etmek, para ve maliye politikalarının eş güdümlü hareket etmesine bağlıdır.