Ortada güçlü bir ekonomi programı olsaydı ve olumlu sonuçları da hissedildiği için itibar kazansaydı, bugünlerde para politikasının işi daha kolay olacaktı. Evet, savaşa ilişkin büyük belirsizlik nedeniyle yine önemli güçlükler bulunacaktı ama hiç olmazsa tutunacak kuvvetli bir çıpamız olacaktı.
Trump delisinin bitmek bilmeyen marifetleri tüm dünyayı etkiliyor. Bu sabaha “İran petrolüne el koyma (Kharg adasını işgal etme) tehdidiyle uyandık. Böyle bir ortamda Türkiye gibi kendi parası cinsinden borçlanamayan ve büyürken cari işlemler açığı veren ülkelerde döviz talebi artıyor, döviz arzı azalıyor. Döviz kuruna yukarıya doğru bir baskı oluşuyor; bugün Trump’ın saçmalıkları nedeniyle. Dün İmamoğlu’nun tutuklanması ya da daha önceki gün de yine Trump delisinin Türkiye’yi tehdit eden mesajları nedenleriyleydi. Ama tetikleyici bir faktör hiç eksik olmuyor.
Kırılganlıklarınız varsa bu tür ortamlarda sorun büyür
Bu tür ortamlarda bir de kırılganlıklarınız varsa ekonomi politikası tasarlayanlar ve uygulayanlar açısından sorun büyüyor. Kırılganlıklarınız vardır ama onları ortadan kaldırmak için önceden iyi tasarlanmış bir program uygulamaya başlamışsınızdır; durum değişiyor. Hele o program ilk olumlu meyvelerini vermeye başlamışsa. Bu durumda dertleriniz bir miktar hafifliyor.
Mesela para politikasını ele alın. Ortada güçlü bir ekonomi programı olsaydı ve olumlu sonuçları da hissedildiği için itibar kazansaydı, bugünlerde para politikasının işi daha kolay olacaktı. Evet, savaşa ilişkin büyük belirsizlik nedeniyle yine önemli güçlükler bulunacaktı ama hiç olmazsa tutunacak kuvvetli bir çıpamız olacaktı. Daha az döviz satarak ve daha az faiz yükselterek, gerekirse kuru (eninde sonunda güçlü ekonomi programının giderek güçlendirdiği iktisadi temellere uygun daha düşük bir düzeye döneceğini açıklayarak) dalgalanmaya bırakabilecektik.
Oysa mevcut program çok eksik: Yargı sisteminin adil ve hızlı çalışması için gerekli asgari koşulları sağlamaya yönelik herhangi bir reform yok. İhale yasası eski tas eski hamam devam ediyor. TÜİK’in kurumsal yapısı yerli yerinde duruyor. Merkez Bankası’nın faiz politikasına karışılmayacağını garanti altına alan eski düzenlemeler darbe aldılar, güçlendirmek gerekiyor;
ama sözü bile edilmiyor. İmar yasası için havaya ıslık çalınıyor. Daha fazla ‘yok’ sayılabilir ama bir yok da benden; gerek yok.
Merkez Bankası, gerekirse faizi biraz daha yükseltir
Bu koşullar altında artan döviz talebini frenlemeye çalışıyor Merkez Bankası. Bu çerçevede önce politika faizini yüzde 40’a yükseltti sonra da önemli miktarda döviz sattı. Gerekirse faizi biraz daha yükseltir, bir miktar daha döviz satabilir. Sonuçta döviz rezervleri temelde iki nedenle tutuluyor. Birincisi, Hazine’nin dış borç ödemeleri için (hepsi için değil) gerekiyor. İkincisi, böyle ‘kötü’ günler için lazım. Bunların bir türevi olan üçüncü bir neden de söylenebilir: Kredi notu veren ve dolayısıyla Türkiye’nin borçlanma maliyetini belirleyen kuruluşlar döviz rezervlerinin düzeyine bakıyorlar.
Merkez Bankası bu çerçevede eleştirilmeyi hak etmiyor. Eleştirenlerin asıl eleştirmeleri gereken, ekonomi programının eksiklikleri ve ekonomi dışındaki (yargı sistemi) alanlarda adım atılmaması. Banka bu ortamda başka ne yapacaktı?