Kısmi süreli çalışma, işçinin haftalık çalışma süresinin emsal tam süreli işçiye göre daha kısa belirlendiği çalışma biçimidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun “Kısmi süreli ve tam süreli iş sözleşmesi” başlıklı 13’üncü maddesi uyarınca kısmi süreli iş sözleşmesi, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda kurulan sözleşmeyi ifade etmektedir.
Önemli ölçüde az kriteri, iş yerinde belirlenen haftalık normal çalışma süresinin en fazla 2/3’sini ifade etmektedir.
Kısmi süreli çalışanlar, yalnızca çalışma biçimleri nedeniyle tam süreli çalışanlara göre farklı işleme tabi tutulmamalıdır. İşverenin, eşit davranma ilkesine uygun davranması ve kısmi süreli çalışanların sosyal ve çalışmaya bağlı haklardan yararlanmasını sağlaması esastır.
Bununla birlikte çalışma süresine bağlı ve bölünebilir nitelikteki menfaatler orantılı olarak sağlanabilir. Örneğin, yemek yardımı gibi menfaatlerde çalışma gününe göre hesaplama yapılması mümkündür. Ancak servis veya kreş sağlama gibi bölünemeyen menfaatlerden kısmi süreli çalışanların da tam süreli çalışanlar gibi yararlanması gerekir.
İş Kanunu uyarınca haftalık çalışma süresi en fazla 45 saattir. Kısmi süreli çalışma ise iş yerindeki emsal tam süreli çalışmanın haftalık normal çalışma süresinin üçte ikisine kadar olan çalışma olarak değerlendirilmektedir.
Buna göre haftalık 45 saat çalışılan bir iş yerinde kısmi süreli çalışanın haftalık çalışma süresi en fazla 30 saat, haftalık 40 saat çalışılan bir iş yerinde ise en fazla 26 saat 40 dakika olabilecektir.
Kısmi süreli çalışanlara fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yaptırılmaması esastır. Bu nedenle iş sözleşmesinde belirlenen çalışma süresinin üzerinde çalışma yaptırılmaması gerekir.
Kısmi süreli çalışanlar yıllık ücretli izin hakkı bakımından tam süreli çalışanlarla aynı esaslara tabidir. Kısmi süreli çalışanın kıdem süresinin 1 yıl olması halinde, kısmi süreli çalışan da yıllık ücretli izne hak kazanır. Kısmi süreli çalışma yapılması yıllık izin hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Bununla birlikte izin süresi içerisindeki ücret hesabında işçinin fiilen çalışması gereken günler dikkate alınmaktadır.
Kısmi süreli çalışanların SGK prim gün sayısı, ay içerisinde ücrete hak kazanılan toplam çalışma süresinin iş yerindeki günlük çalışma süresine bölünmesi suretiyle belirlenmektedir. Hesaplama sonucunda prim gün sayısının küsuratlı çıkması halinde küsurat yukarı yuvarlanmaktadır.
Kısmi süreli çalışan kadın işçiler de süt izni hakkından yararlanabilmektedir. Süt izni, çalışanın kısmi çalışma süresiyle orantılı şekilde uygulanmaktadır.
Örneğin tam süreli çalışan için günlük 90 dakika süt izni uygulanan bir iş yerinde, günlük çalışma süresi bunun yarısı olan kısmi süreli bir çalışan bakımından 45 dakika süt izni uygulanabilecektir.
Sonuç olarak, kısmi süreli çalışma modeli çalışma süresinin tam süreli emsal çalışana göre daha düşük belirlendiği bir çalışma biçimi olmakla birlikte, işçinin temel işçilik haklarını ortadan kaldırmamaktadır.
Uygulamada haftalık çalışma süresinin üçte iki sınırını aşmaması, eşit davranma ilkesine uyulması, bölünebilir menfaatlerin orantılı uygulanması, fazla çalışma yaptırılmaması, yıllık izin ve süt izni haklarının korunması ile SGK prim günlerinin çalışma süresine uygun şekilde hesaplanması önem taşımaktadır.