Davos’ta konuşulan küresel kopuş, Macron’un güneş gözlüğüyle verdiği sembolik mesajlar ve Homeros’un binlerce yıl öncesinden bugünü anlatan dizeleri… Hepsinin birbiriyle nasıl bir ortak noktası olabilir ki… Belki de Homeros’un yazdığı o ilk “gazete” hâlâ benzer haberleri verip duruyordur!
“Herkes biliyor, geminin su aldığını / Herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini / ve herkes biliyor, zarların hileli olduğunu…”
Bu sefer buğulu sesiyle bize bu mısraları söyleyen Kanadalı şair ve müzisyen Leonard Cohen değildi. Söz; bir Ocak ayı klasiği olarak gözlerimizi çevirdiğimiz Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF), meşhur adıyla Davos’un önemli konuşmacılarından Kanada Başbakanı Mark Carney’den geldi. Belki Carney, Cohen’in dizeleriyle söylemedi olanları. Ama neredeyse benzer bir konuşma yaptı. ABD öncülüğündeki küresel sisteme kamusal faydalar ürettiği için katıldıklarını ve kurallara dayalı uluslararası düzenin aslında kurala değil, güçlünün isteklerine dayandığını bildiklerini; fakat sağladığı imkânlar nedeniyle bazı boşlukları görmezden geldiklerini söyledi ve ekledi: “Açık konuşayım. Bir geçiş döneminde değiliz, bir kopuşun tam ortasındayız.”
Ama Davos’un asıl starı Carney değildi. İsviçre Alplerindeki küçük kasaba Davos’a gecikmeli teşrifiyle nefeslerin tutulmasına sebep olan Donald Trump için de “zirvenin yıldızıydı” demek zor. Körfez Savaşları döneminde atılan Patriot ve Scud füzeleriyle ilk canlı savaşı izleme şansına sahip nesil olarak, diplomasi açısından da dünya düzeninin parçalanmasını “online” izleme ayrıcalığı bizdeydi!
Davos’un asıl yıldızı, mavi ayna efektli havacı gözlükleriyle boy gösteren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron oldu. Macron, patlayan göz damarı nedeniyle iç mekânda güneş gözlüğü takmasından dolayı özür diledi. Ardından Trump’ın oyun kurduğu yeni düzende Avrupa’nın hiçe sayılamayacağını ima etti ve tüm zamanların boks idolü Rocky filminin müziğine gönderme yaparak gözleri için Eye of the Tiger benzetmesi yaptı. ABD’nin Grönland ısrarı, Fransız şarap üreticilerine baskısı ve Macron’un kişisel mesajlarını sızdırmasına karşı, gözlük sert bir simge oldu.
Alışılanın dışında, Hollywood’un en “erkek” simgeleri Top Gun’daki Tom Cruise ve Rocky’deki Sylvester Stallone’du artık. Macron’un bu çıkışı ve gözlükleri kısa sürede sosyal medyada viral oldu. Görüntülerin yayılmasının ardından Macron’un taktığı güneş gözlüğünün markası Henry Jullien’in üreticisi iVision Tech’in hisseleri yüzde 28 değerlendi. Reuters’ın haberine göre bu ralli şirketin piyasa değerine yaklaşık 3,5 milyon avro ekledi. Meraklıları için söyleyelim: Henry Jullien Pacific S 01 model gözlüğün satış fiyatı 659 avro.
yine bir Fransız, yine bir güneş gözlüğü
Size bu kadar uzun uzun bunu anlatmamın sebebi, röportajımın saatini beklerken uğradığım kitapçının “Yeni Çıkanlar” rafıydı. Kırmızı bir kitabın üzerindeki turuncu güneş gözlüklü Homeros heykeline takıldı gözüm. Kitap Alfa Yayınları’ndan çıkmış “Homeros’la Bir Yaz”dı. Fransız yazar ve gezgin Sylvain Tesson tarafından yazılmıştı. Yine bir Fransız, yine olmayacak yerde bir güneş gözlüğü… “Bu kadar tesadüf olamaz” diye düşünüp İsmail Yerguz’un Türkçeleştirdiği kitabı aldım.
ilyada ve odysseIa’nın kapaklarını açmak gazete okumak gibidir
Elbette size buradan Homeros’u anlatma cüreti gösteremem. İlyada ve Odysseia’nın ozanı Homeros’u Tesson’dan aktarabilirim. Ancak küçük bir hatırlatmada fayda var. İlyada, bize 10 yıl boyunca süren Truva Savaşı’nı anlatır. Paris, güzeller güzeli Helen, eşini kaptıran Menelaos, yiğit Hektor, kibirli Agamemnon, savaşçıları surların gerisine sessizce taşıyan Truva Atı ve elbette öfkesi ve savaş teknikleriyle Aşil… Odysseia’ya gelince; Truva düştükten sonra adasına dönmeye çalışan kahraman Odysseus’u anlatır. Savaş 10 yıl, dönüş yolu 10 yıl sürmüştür. Onu ölü sananlar, dul eşi Penelope’yi gelin kabul etmek isteyen azılı talipler adada karmaşa yaratır. Penelope, dokuduğu kumaş bitince bir talibi seçeceğini söyler ama geceleri gizlice dokumayı söker, süreyi uzatır…
Kitapta Tesson bu iki destanı şöyle anlatıyor:
“İlyada ve Odysseia’nın kapaklarını açmak gazete okumak gibidir. Bir kez yazılmış olan bu dün dünya gazetesi, Zeus’un güneşinin altında hiçbir şeyin değişmediğini açığa çıkarır. İnsan aynı insandır; muhteşem ve umut kırıcı, ışıl ışıl parlayan ve içi vasatlıklarla doldurulmuş bir hayvan. Homeros, gazete masrafından kısmaya imkân verir.”
Sylvain Tesson’un bu benzetmesi hem gazete sahibi hem gazeteci olan babasına bir selam niteliğinde. Ama bende hatırlattığı şey William Shakespeare’in “Dünya bir oyun sahnesi, bizler de birer oyuncuyuz” sözü. Bu arada Shakespeare’in oyunlarını sergilediği salonun adı da Globe; yani dünya (yer küre)…
the odyssey, 17 temmuz’da vizyona girecek
Kitabın adının “Homeros’la Bir Yaz” olması da ayrı bir sürpriz. Aslında yazarın “bir yaz” dediği yıl “2026”! Nasıl mı? Batman gibi birçok kült filmin yönetmeni-yapımcısı, pandemi sonrası Oppenheimer ile sinema salonlarına geri dönmemizi sağlayan Christopher Nolan’ın çektiği “The Odyssey” bu yaz vizyona giriyor. Başrolünde Matt Damon’ın oynadığı kesin. Ancak bugünlerde filmden sızan bir kare tartışma başlatmış durumda. Truvalı Helen’i siyahi bir oyuncunun canlandırdığı iddia ediliyor. Eğer öyleyse Nolan da Netflix’in “eşitlik çarpıtması” akımına katılmakla suçlanıyor. Zira Helen’in Yunan olduğunu biliyoruz.
Tüm bunlarla birlikte 17 Temmuz 2026’da vizyona girecek filmin IMAX biletleri bir yıl önceden satışa sunulmuş durumda. Truva filminin Çanakkale’de yarattığı turizm etkisini hatırlarsak, Homeros’un da benzer bir etkiyle Ege sahillerimizi dolduracağı kesin.
250 milyon dolarlık dev bütçesiyle The Odyssey belli ki bu yazı Homeros’un yapacak. Hem de Macron’un Davos’ta Fransızca aksanıyla kocaman söylediği ve rap şarkıcılarının üstüne şarkı yazdığı gibi: For sure (kesinlikle).
HOMEROS’LA BİR YAZ
Sylvain Tesson
Türkçesi:
İsmail Yerguz
Yayın Yönetmeni:
Mustafa Küpüşoğlu
Grafiker:
Alper Zeki
Alfa Yayınları
