Bir teknolojinin yenilikçi olması başka, sürdürülebilir gelir modeli ile inovasyona dönüşmesi başka. Bunun için yalnızca kullanıcı sayısının veya yolculuk sayısının artması yeterli değil. Ölçek ekonomisinin gerçekleştiğini ve sürdürülebilir, kârlı bir iş modelinin ortaya çıktığını görmemiz gerekiyor ve bunun için biraz daha zamana ihtiyacımız var.
Çin’de hidrojenli bisikletler ana akım hâline geliyor. Üstelik bunu büyük bir otomotiv şirketi değil, bir startup başardı. Chengdu kentinde faaliyet gösteren Qinglv Technology’nin hidrojenli bisiklet filosu (Pony) bugün 11 bin bisiklete, 550 binden fazla kullanıcıya ve 3,5 milyonun üzerinde yolculuğa ulaşmış durumda.
Peki, neden hidrojen?
Yaklaşık 100 gramlık bir hidrojen kartuşuyla 100 kilometreye kadar yol almak mümkün. Bu, benzer elektrikli bisikletlerin yaklaşık iki katı menzil anlamına geliyor. Ayrıca elektrikli bisikletlerdeki batarya güvenliği ve özellikle soğuk havalarda performans kaybı, hidrojenli alternatifler için bir fırsat alanı yaratıyor. Hikâyenin ilginç kısmı burada başlıyor.
Bir hidrojenli bisikletin maliyeti, benzer bir lityum bataryalı bisikletin 2–3 katı. Yani teknoloji bugün hâlâ maliyet açısından oldukça dezavantajlı. Qinglv ise üretim kapasitesini yıllık 300.000 yakıt hücresi sistemine çıkarmayı hedefliyor ve şirket, Orta Doğu, Avrupa, ABD ve Güneydoğu Asya’dan toplam 50 bin adetlik sipariş aldığını belirtiyor.
Burada bisikletten daha ilginç olan şey, kurulan ekosistem.
Fuel cell + hidrojen kartuşu + bisiklet + dolum altyapısı + paylaşım platformu
Bisiklet aslında hidrojen ekosistemine giriş noktası. Gelir modeli de yalnızca bisiklet satışına dayanmıyor. Yakıt hücresi, hidrojen kartuşu, hidrojen satışı, paylaşım gelirleri ve yurtdışı lisanslama gibi farklı gelir kaynakları ortaya çıkıyor. İşte tam bu noktada inovasyon tartışması başlatabiliriz.
Hydrogen Pony kesinlikle güzel bir “yenilik”, ama inovasyon diyebilir miyiz?
Henüz “evet” demek için erken olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir teknolojinin yenilikçi olması başka, sürdürülebilir gelir modeli ile inovasyona dönüşmesi başka. Bunun için yalnızca kullanıcı sayısının veya yolculuk sayısının artması yeterli değil. Ölçek ekonomisinin gerçekleştiğini ve sürdürülebilir, kârlı bir iş modelinin ortaya çıktığını görmemiz gerekiyor ve bunun için biraz daha zamana ihtiyacımız var. Henüz hidrojenli bisiklet firmaları sürdürülebilir kârlılığa ulaşmış değil. Teknoloji oldukça pahalı… O tarafta dramatik bir değişiklik olursa inovasyona bir adım daha yaklaşabiliriz.
Buradan çıkarılacak ders: her yenilik inovasyon değildir. İcat veya Ür-Ge diyebiliriz ama inovasyon demek için henüz erken.