Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk Harp Okulundan 1902’de teğmen rütbesiyle mezun olduğunda 21 yaşındadır...
Çanakkale zaferini kazandığı 1915'te 34...
Ülke elden gidiyor diyerek kelle koltukta Samsun'a ayak bastığı 1919'da 38...
Türkiye Büyük Millet Meclisini kurduğu 1920’de 39...
Cumhuriyeti ilan ettiği 1923’te 42...
Ve aramızdan ayrıldığı 1938’de 57...
Siz o yaşlarda ne yapıyordunuz?
Büyük Önder Atatürk olağanüstü zor şartlarda, 1919’dan itibaren arkasında kendisini destekleyen bir siyasi otorite olması şöyle dursun, yok olmaya yüz tutmuş o otorite tam tersine destek yerine köstek olurken başarmış bütün bunları.
Üç beş dakikanızı ayırın ve düşünün! 30’lu, 40’lı yaşlarda ne yapıyordunuz ya da henüz bu yaşlara gelmemişseniz ne yapacağınızı öngörüyorsunuz?
Örneğin 38 yaşında, Atatürk'ün Samsun'a çıktığı yaşta?
Örneğin 39 yaşında, Atatürk'ün TBMM'yi açtığı yaşta?
Örneğin 42 yaşında, Atatürk'ün Cumhuriyeti ilan ettiği yaşta?
“Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla olur”
Büyük Önder, Türkiye’nin gerçek anlamda özgür, bağımsız ve güçlü bir ülke olabilmesinin temel koşulu olarak ekonomik güçlülüğün önemini hep vurgulamıştır.
Atatürk’ün ekonomiyle ilgili genel yaklaşımını ortaya koyan açıklamalarından küçük bir derleme...
- Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa kazanılan zaferler kalıcı olmaz, az zamanda kaybedilir. Ekonomisi zayıf bir millet fakirlikten ve yoksulluktan kurtulamaz, toplumsal ve siyasi felaketlerden yakasını kurtaramaz.”
- Yeni Türkiye devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yeni Türkiye devleti cihangir bir devlet değil, bir ekonomi devleti olacaktır.
- Adli, mali veya askeri kapitülasyonların hiçbirini tanımıyoruz. Kapitülasyonların Türk ulusu için nasıl bir yük olduğunu tanımlayamam. Bunları diğer şekil ve isimler altında gizleyerek bize kabul ettirmeyi başaracaklarının planlayan ve hayal edenler aldanıyor.
- Türk tarihi incelenirse bütün yükselme ve gerileme sebeplerinin bir iktisat sorunundan başka bir şey olmadığı anlaşılır.
- Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş uluslar önce onurlarını, sonra özgürlüklerini, daha sonra da geleceklerini kaybetmeye mahkumdur.
- Yolunda yürüyen yolcunun yalnızca ufku görmesi yeterli değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi gerekir.
- Türkiye Cumhuriyetinin özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum. Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Her alanda böyleydi. Eğer bugün Batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa bu kabahat senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin sonucudur.
Büyük Önder Atatürk’ten Türk gençliğine...
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında tam 36 saat süreyle Kurtuluş Savaşı’nı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini anlattığı büyük Nutuk’u okur ve Gençliğe Hitabe Nutuk’un son bölümünü oluşturur.
Öyle bir öngörü vardır ki Gençliğe Hitabe’de; doğrusu inanılmaz…
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
