Artık şu kesin; kağıt üstündeki oranın hâlâ yüzde 16 olmasının hiçbir önemi yok, bu yıl enflasyon yüzde 20’nin altına düşmeyecek, yüzde 25’e kadar da yolu var.
Bu nereden mi belli?
Daha yılın ilk ayının ilk yarısı geride kalmışken enflasyon hedefi sözlü olarak ve bizzat Maliye Bakanı Şimşek’in açıklamasıyla yukarı çekildiğine…
Dile getirilen oran fiyat etiketi gibi yüzde 19 olduğuna…
Ve her Türk vatandaşı geçmişten gelen engin tecrübesiyle söylenenin çok üstünde bir gerçekleşme yaşanacağını bildiğine göre…
Enflasyon en iyi olasılıkla yüzde 20-25 arasında ama muhtemelen yüzde 25’e yakın bir düzeyde oluşacak. Bu oranın da aşılmasına yol açacak gelişmeler yaşanır mı, o kapıyı da açık bırakmak, o olasılığı da hep düşünmek gerek.
Niye mi Londra, çünkü…
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in enflasyonun yüzde 19 olarak gerçekleşeceğine dönük açıklamayı niye Türkiye’de değil de Londra’da yabancı yatırımcılara yaptığı konuşulmaya devam ediliyor.
Bu konuda dün yorum yapmayacağımı yazdım ama bu aslında tabii ki söylenecek çok şey olduğu anlamınaydı.
Önce şu soruya yanıt arayalım: İngiliz ya da başka ülkelerden yatırımcılar Türkiye’deki enflasyonun kaç olduğuyla ilgilenir mi?
Hiç umurlarında olmaz, hiç! Onlar bir tek şeye bakarlar; Türkiye’den para kazanabilecekler mi, kazanamayacaklar mı? Aslında bu da gayet normal.
Türkiye’deki faiz oranıyla döviz artışı arasındaki makas hangi boyutta olacak? Onlar açısından tek bilinmesi gereken budur.
Enflasyonu işte bu aşamada faizi belirleyecek bir oran olarak dikkate alır ve önemserler.
Öyle ya, enflasyon örneğin yüzde 10’a inse, faiz yüzde 30’da kalır mı, o da çok daha aşağılarda oluşur. Faiz de yüzde 10’lara gerilerse ve bir de hele hele kur artışı daha yüksek olursa! Eyvah ki eyvah!
İşte o yüzden yabancı için olmazsa olmaz şu; kur artışı enflasyondan yüksek olmamalı. Yani kur artışı faizden yüksek olmamalı.
Öyleyse kur artışı enflasyondan, dolayısıyla faizden düşük kalmalı, temel şart bu. Bir başka ifadeyle bugüne kadar süren denge korunmalı.
Peki 2026’da öngörülen oranlar neydi?
■ Enflasyon aralık-aralık olarak yüzde 16.
■ Enflasyon yıl ortalaması olarak yüzde 19,7.
■ Dolar kuru artışı yıl ortalaması olarak OVP’ye göre yüzde 18. Şimdi dönelim yeniden enflasyon hedefinin niye yukarı çekildiği ve bunun niye Londra’da açıklandığı sorusuna…
Enflasyon mazide kalan yüzde 16 düzeyine indirilebilse, faiz de bu orana paralel bir şekilde çok aşağılara çekilse, sonuçta yabancı yatırımcı Türkiye’de kâr etme olanağını yitirecek demektir. Dikkat, kur artışı öngörüsü yüzde 18’lerde. Yıllık ortalama enflasyon hedefi yüzde 19,7 ve bu oran kur artışının üstünde ama aradaki makas, makas sayılmaz, çok az. Gerçi enflasyon değil faiz oranı önemli ama bu enflasyon da çok yüksek faizi kaldırmaz.
Öyleyse ne yapmak gerekiyor; enflasyonun yukarıda gerçekleşmesi.
Aksi halde yabancı gelir burada yatırım yapar, yani borçlanma kağıdı alır mı, borç verir mi?
“Gelmezlerse gelmesinler!” Peki rest çekilebiliyor, “Canları isterse, gelmezlerse gelmesinler” denilebiliyor mu?
Nerede o günler! Denilemediği için de enflasyon hedefinin yüzde 16 değil yüzde 19 olduğu öncelikle yabancılara, hem de onların düzenlediği toplantıda açıklanıyor:
“No problem, enflasyon o kadar düşük olmayacak; faiz de endişe edeceğiniz ölçüde düşmeyecek. Enflasyonda yıl sonu oranını 16’dan 19’a yükselttik. Şu durumda yüzde 20’ye yakın öngördüğümüz yıllık ortalama oran da yüzde 25’e doğru yol alacak. Dolayısıyla faiz de yüzde 25’lerin üzerinde kalacak. Daha aşağısı olmaz, no problem. Kur artışındaki öngörümüzü biliyorsunuz, o zaten 18’lerde. Biz kuru biraz daha baskıladık mı, aradaki makas daha da açılır…”
“Gel vatandaş gel!”
Pazarcı esnafı bir yandan soğuktan titrer ve yaktığı küçük ateşte ısınmaya çalışırken bir yandan da tezgahında müşteri olsa bile alışkanlıktan sürekli bağırır ya “Gel vatandaş gel” diye, döviz ihtiyacı bir türlü bitmek bilmeyen Türkiye de sıcak para sahiplerine o paraları Türkiye’de park etmeleri için sürekli davetiye çıkarmak ama menünün de tatmin edici olacağını söylemek, söylemenin ötesinde ikna etmek durumunda…
Mikro ölçekte “Gel vatandaş gel”den, makro ölçekte “Gel yabancı gel”e…
Durum bundan ibaret. O döviz gelecek, o dövizin gelmesi için her şey yapılacak.
Enflasyon öyle hızlı bir şekilde düşürülmeyecek, düşürülmeyecek ki faiz yukarda olsun; faiz yukarıda olsun ki yabancı gelsin. Hepsi bu!
