ABD’nin teknoloji kalelerinin üzerinde gün batımının kızıllığı beliriyor. S&P 500 endeksinin astronomik çarpanları (pahalılığı) artık taşınması güç bir yüke dönüşüyor. Gelişen piyasalar makul değerlemelerin yeni adresi olarak öne çıkıyor. Yatırımcılar yorgun düşmüş sahalardaki pozisyonlarını azaltıp büyüme iştahının taze olduğu coğrafyalara doğru bir göç başlatırken, sermayenin rotası ayakları yere basan limanlara kırılıyor.
Öte yandan, finans dünyasının o sessiz ve derin damarı olan ‘‘carry trade’’, bugünlerde hassas dengesini kaybederek kırılgan bir zemine doğru evriliyor. Piyasaları yıllarca ucuz likiditeyle besleyen Japon yeni odaklı o devasa kaldıraç mekanizması, yükselen yen faizleriyle sorgulanıyor. Yani ucuz borçlanmanın konforlu alanı daralabilir. Yen’in eve dönüş yolculuğu, piyasaların alışık olduğu likidite bolluğunu sert bir geri çekilme dalgasına dönüştürebilir. Bundan beslenen, yüksek faiz veren piyasalar için değerlendirmeler yapılacaktır.
Bu küresel sarsıntının tam ortasında, Türkiye piyasaları hem büyük bir vaadi hem de bir kırılganlığı yaşıyor. Gelişmekte olan ülkelere yönelik artan iştah bir fırsat penceresi sunuyor. Diğer taraftan, ‘‘carry trade’’ dengesindeki olası bir bozulmada, TL cinsi varlıklara gelen sıcak para kapıya yönelebilir. Finans coğrafyası yeniden haritalandırılırken, piyasamız bu büyük dönüşümün sıradan bir halkası olmayacak. Fon hareketlerinin yaratacağı fırtınayı karşılayacak ilk ülkelerden birisiyiz.