Türkiye’nin ihracat rakamı 2025’te bir önceki yıla göre yükselse de bunun arkasında tehlikeli bir yoğunlaşma yatıyor. TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin yaptığı açıklamalar, büyümenin ‘‘maskelenmiş’’ bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Gültepe, ekonominin ihracat yükünü sadece üç sektörden gelen 10 büyük firmanın omuzladığını söylüyor. Bu dar tabanlı modelin, büyüme potansiyelini yüzde 3-4 bandına hapsederek gerçek bir sıçrama yapmasını engellediğini belirtiyor.
Mevcut tablo, ihracatın bir ‘‘elitler kulübü’’ performansından çıkartılıp bir üretim atılımına dönüşmesi gerektiğini gösteriyor. Sürdürülebilir ve çift haneli büyüme rakamlarına ulaşmanın yolu, sistemin dışında kalan sektörleri oyuna dâhil etmekten geçiyor. Bu stratejik dönüşüm, sektör dağılımını homojen bir dengeye oturtan bir çeşitlendirme hamlesiyle olur. KOBİ’ler bir ölçek devrimiyle, potansiyel aktörlükten dış ticaretin dinamik lokomotiflerine dönüşebilirler.
Türkiye'nin ihracat kaderini 26 sektöre yaymak, ‘‘performans odaklı’’ bir yapısal seferberliği zorunlu kılıyor. Mevcut teşviklerin yanı sıra, her sektöre özgü terzi dikimi stratejiler uygulanmalıdır. Özel finansman ve teşvik mekanizmaları olarak, atıl kapasite fonlarıyla ve parite kalkanlarıyla KOBİ’ler desteklenmelidir. Sanayi 4.0 odaklı vergi muafiyetleriyle ve nitelikli uzman teşvikleriyle yatırımların önü açılmalıdır. Bu dönüşümün meyveleri; dış şoklara karşı bağışıklık kazanmış bir ekonomi, çift haneli büyüme oranları ve refahın yayıldığı güçlü bir toplumsal kalkınmadır.