Yüksek enflasyon, ücret artışlarını kısa sürede etkisiz bırakıyor. Temmuzda yasal düzenlemeyle 23 bin 552 TL'ye yükseltilen en düşük emekli aylığı daha ilk ayında 419 TL reel değer kaybederken, yılbaşında 28 bin 75 TL olarak belirlenen asgari ücretin alım gücü yedi ayda 5 bin 766 TL eridi.
Bir ülkede enflasyon sadece market raflarındaki fiyatları artırmaz. Aynı zamanda insanların maaşını, emekli aylığını ve geleceğe dair umutlarını da yavaş yavaş eritmeye başlar. İşte bugün Türkiye'de yaşanan tablo tam da budur. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı Temmuz 2026 enflasyon verileri, yılın ilk yedi ayında maaşların önemli ölçüde satın alma gücü kaybettiğini bir kez daha ortaya koydu. Rakamlar gösteriyor ki yılbaşında belirlenen asgari ücretin reel kaybı 5 bin 766 TL'ye ulaştı. Yani cebimize giren para aynı görünse de satın alabildiğimiz ürün ve hizmet miktarı ciddi biçimde azaldı. Bu durum yalnızca asgari ücretliyi değil, milyonlarca emekliyi, memuru ve sabit gelirliyi de doğrudan etkiliyor.
Maaş aynı, hayat daha pahalı
Bir vatandaşın maaşı yıl boyunca değişmiyor, ancak fiyatlar her ay yükseliyorsa, aslında kişinin geliri her ay biraz daha küçülüyor demektir. Buna ekonomide "reel gelir kaybı" deniliyor. Örneğin yılbaşında alınan maaşla alınabilen; Et, peynir, süt, sebze, meyve, elektrik, doğalgaz, ulaşım, kira gibi temel ihtiyaçları bugün aynı maaşla artık daha az satın alınabiliyor.
İşte 5 bin 766 liralık erime tam olarak bunu ifade ediyor. Bu para vatandaşın cebinden fiziksel olarak çıkmadı. Ancak enflasyon nedeniyle satın alma gücü sessizce yok oldu.
Emekli daha büyük bir kayıp yaşıyor
Aslında en büyük sıkıntıyı emekliler yaşıyor. Çünkü çalışanların önemli bir kısmı zaman zaman fazla mesai, prim veya ek gelir elde edebiliyor. Emeklinin ise tek geliri maaşı.
Üstelik birçok emekli kronik hastalıklar nedeniyle ilaç, tedavi ve sağlık harcamalarına daha fazla bütçe ayırmak zorunda kalıyor. Temmuz ayında yapılan düzenlemeyle en düşük emekli aylığı artırılmış olsa da enflasyonun etkisi daha ilk ayda hissedildi.
Yapılan hesaplamalara göre; En düşük emekli aylığı yalnızca ilk ayında yaklaşık 419 TL reel değer kaybetti. Bu durum çok önemli bir gerçeği gösteriyor. Bir maaş artırılıyor. Ancak fiyatlar daha hızlı yükselince yapılan artışın önemli bir kısmı kısa sürede eriyor.
Yılbaşından bu yana emeklinin alım gücü ne kadar azaldı?
Temmuz itibarıyla tüketici fiyatlarında yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 20'ye yaklaşan artış gerçekleşti. Bu da emekli maaşlarının önemli ölçüde satın alma gücü kaybettiğini gösteriyor. Örneğin; Yaklaşık 23 bin 552 TL seviyesindeki en düşük emekli aylığının yılbaşındaki satın alma gücünü koruyabilmesi için bugün yaklaşık 28 bin TL civarında olması gerekirdi. Aradaki fark ise yaklaşık 4 bin ila 4 bin 500 TL düzeyine ulaşıyor.
Yani emekli cebine aynı maaşı koyuyor. Fakat marketten, pazardan ve eczaneden aldığı ürün miktarı her geçen gün azalıyor.
En çok hangi harcamalar zorluyor?
Vatandaşın hissettiği en büyük sıkıntı; Gıda, konut, kira, elektrik, doğalgaz, ulaşım, eğitim, sağlık harcamalarında yaşanıyor. Çünkü bu kalemler ertelenemiyor. Kimse ekmek almayı bırakmıyor. Kimse ilaç almaktan vazgeçemiyor. Kimse elektrik faturasını ödememe lüksüne sahip değil. İşte bu nedenle resmi enflasyon oranından çok daha fazlası vatandaşın günlük hayatına yansıyor.
Dar gelirli tasarruf edemiyor
Ekonomide güçlü olmanın yolu tasarruftan geçiyor. Ancak gelirin tamamı zorunlu harcamalara gidiyorsa tasarruf yapmak da mümkün olmuyor. Bugün birçok aile; "Bu ay nasıl geçineceğiz?" sorusunu soruyor. Tasarruf yapmak yerine kredi kartı kullanılıyor. Kredi kartı yetmeyince ihtiyaç kredisine başvuruluyor. Borç borçla kapatılıyor. Bu tablo uzun vadede hem aile bütçesini hem de ülke ekonomisini zorluyor.
Emeklinin en büyük sorunu sağlık harcamaları
Emeklilerin büyük bölümü ileri yaşta olduğu için sağlık harcamaları sürekli artıyor.
İlaç katkı payları, muayene ücretleri, özel hastane farkları, ulaşım giderleri, bakım masrafları
Her geçen ay bütçeden daha büyük pay almaya başladı. Dolayısıyla maaş artışı yalnızca mutfakta değil sağlık harcamalarında da kısa sürede eriyor.
Kira artışları gelirin önüne geçiyor
Büyükşehirlerde kiralar son yıllarda çok yüksek seviyelere ulaştı.
Bugün birçok emekli maaşının yarısını hatta daha fazlasını yalnızca kiraya ödüyor.
Asgari ücretli açısından da tablo farklı değil.
Gelirin önemli bölümü daha ayın başında kira, ulaşım ve faturalara gidiyor.
Geride kalan para ise temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta bile yetersiz kalabiliyor.
Çözüm sadece zam değil
Vatandaş elbette maaş artışı bekliyor. Ancak kalıcı çözüm yalnızca ücretleri yükseltmek değildir. Asıl önemli olan; Enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek, üretimi artırmak, gıda fiyatlarını dengelemek, kiraları kontrol altına almak, enerji maliyetlerini azaltmak, rekabeti güçlendirmek, kayıt dışılığı azaltmak ve verimliliği artırmaktır. Çünkü enflasyon yüksek kaldığı sürece bugün yapılan zam birkaç ay sonra yeniden erimeye başlayacaktır.
Sonuç;
Temmuz ayı verileri çok net bir gerçeği ortaya koyuyor. Asgari ücretlinin yaklaşık 5 bin 766 TL, en düşük emekli aylığının ise daha ilk ayında 419 TL reel kayba uğraması, yüksek enflasyonun sabit gelirli vatandaş üzerindeki baskısını açıkça gösteriyor. Yılbaşından bu yana oluşan fiyat artışları dikkate alındığında, en düşük emekli aylığının satın alma gücündeki toplam aşınmanın yaklaşık 4-4,5 bin TL düzeyine ulaştığı hesaplanıyor. Ekonomide büyüme rakamları, ihracat rekorları ve yatırım haberleri elbette önemlidir. Ancak vatandaşın günlük hayatında asıl belirleyici olan; maaşıyla ay sonunu getirip getiremediği, mutfak masrafını karşılayıp karşılayamadığı ve çocuklarının ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilip karşılayamadığıdır.
Gerçek refah; maaşların sık sık artırılmasıyla değil, o maaşların satın alma gücünün korunmasıyla mümkündür. Vatandaşın beklediği de tam olarak budur: Enflasyonun kontrol altına alındığı, gelirlerin erimediği ve emeğin karşılığının her geçen gün biraz daha güçlendiği bir ekonomik düzen.