MEHMET Ali Yalçındağ, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türkiye-Almanya İş Konseyi başkanlığına seçilmesiyle birlikte Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanlığını da üstlendikten sonra DEİK Başkanı Nail Olpak’ın desteğini alarak kolları sıvadı:
- Türkiye-Avrupa İş Konseyleri olarak bizim en kısa sürede Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyeliği sağlama hedefi ve inancıyla bir yol haritası çizmemiz lazım.
Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, yeni yol haritası hazırlıkları çerçevesinde önce verileri ortaya koydu:
- 2025 yılı itibarıyla AB ile ikili ticaret hacmimiz 233 milyar dolarla tüm zamanların rekorunu kırdı. Bu ticaret büyümekle kalmadı, denge de sağlandı. AB ile ticaretimizde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 100 olarak gerçekleşti.
- Türkiye, AB için sadece ürün sattığı bir pazar değil, tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olan stratejik ortaktır.
- Bu ortaklık sadece mal alışverişine dayanmıyor. Derin bir üretim entegrasyonu söz konusu. 2024 yılı verilerine göre Türkiye’deki toplam doğrudan yatırım stokunun yüzde 59’u (122.3 milyar dolar) AB ülkelerinden geldi.
- Türkiye’nin de yurt dışı yatırımlarının yüzde 57’si (34.2 milyar dolar) AB ülkelerine yönelmiş bulunuyor.
- Bu rakamlar, iş dünyalarımızın birbirine olan sarsılmaz güveninin rakamsal kanıtıdır.
- Gümrük Birliği’nin 30’uncu yılında AB, ülkemizin tartışmasız en büyük ticaret ortağı. AB’nin dünya genelindeki en büyük 5’inci ticaret ortağı konumuna yükseldik.
Otomotiv sektörünü örnek gösterdi:
- AB ile entegrasyonun en somut örneği otomotiv sektörüdür. Bugün Avrupa yollarındaki her 10 ticari araçtan 8’inin parçası veya aracın üretimi Türk sanayisinin imzasını taşıyor. Yıllık 2.2 milyon üretim kapasitesiyle küresel AB markaları için kritik üretim merkeziyiz.
Yalçındağ, yaptıkları çalışmaları şöyle tanımladı:
- Türk İş Dünyası Girişimi Olarak DEİK, Avrupa Birliği Projesi…
Amacı da şöyle ortaya koydu:
- Değişen jeopolitik dengeler çerçevesinde Türkiye’nin AB üyeliğinin; Avrupa’nın güvenliği, refahı ve dayanıklılığı için kritik bir gereklilik olduğunu vurgulamak.
Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanlığı’nın girişimi, DEİK Başkanı Nail Olpak’ın güçlü desteği ve imzasıyla ilk olarak Ocak 2026’da Financial Times gazetesinde, Türk iş dünyasının tam üyelik sürecine verdiği desteği vurgulayan açık mektup yayınlandı. Açık mektupta Nail Olpak ve Mehmet Ali Yalçındağ’la birlikte Avrupa İş Konseyleri Başkanlarının imzası yer aldı.
Olpak ve Yalçındağ, mektupların hedefini o günlerde şöyle açıkladı:
- Türkiye ile AB arasındaki entegrasyon sürecinin yeniden canlandırılması ve Türkiye’nin Avrupa’nın stratejik geleceğinde daha güçlü konumlandırılması hedefleniyor.
Mektup, 8 Mayıs’ta da Almanya’da Bild, Polonya’da Rzeczpospolita, Belçika’da De Tijd gazetelerinde ülke liderlerine hitaben yayınlandı. Olpak ve Yalçındağ, mektup serisinin AB’nin en büyük 6 ekonomisi olarak ifade edilen “E6” ülkeleri olarak bilinen Almanya, Fransa, İspanya, İtalya ve Polonya’nın yanı sıra AB’nin kurucu üyelerinden Belçika’yı kapsadığını bildirdi.
Nail Olpak ve Mehmet Ali Yalçındağ, bu çalışmaları anlatmak üzere bir sohbet toplantısı düzenledi. Olpak, söze şöyle girdi:
- AB ile olan ilişkilerimizde yaşanan Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, vize sorunları, TIR kotaları gibi sorunları her zaman gündeme getiriyoruz. Bu sene proaktif yaklaşımla ilişkileri yeni bir zemine oturtmamız gerektiği düşüncesiyle daha stratejik çalışmalar yürütüyoruz.
Amacın tam üyelik olduğunun altını çizdi:
- Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin stratejik özerkliğine ve küresel güvenliğine katacağı değer ortadadır. Türkiye-AB ilişkilerinde “paradigma değişimi” gerekiyor. Tam üyelik perspektifinin canlı tutulması, Avrupa’nın jeopolitik geleceği için vazgeçilmez bir stratejik zorunluluktur.
Küresel düzenin; jeopolitik parçalanma, teknolojik dönüşüm, yapay zeka, enerji dönüşümü, tedarik zinciri rekabeti ve giderek daha kırılgan hale gelen güvenlik ortamı çerçevesinde yeniden şekillendiğini vurguladı:
- Bu yeni dönemde Avrupa’nın stratejik ağırlık ve küresel rekabet gücü; daha geniş bir vizyon geliştirme, daha hızlı hareket etme ve daha güçlü ortaklıklar tesis etme kapasitesine bağlı olacak. Türkiye, bu denklemin ayrılmaz bir parçasıdır.
Mehmet Ali Yalçındağ, buluşmada şu mesajı verdi:
- Biz “Nerede kalmıştık?” cümlesini aklımızdan bile geçirmiyoruz. Yeni sayfa açıyoruz. Daha doğrusu yeni dünya düzeni oluşurken, AB ile masayı yeniden birlikte kurmak istiyoruz.
DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, geçen yıl Ekim ayında Brüksel’de Egmont Sarayı’nda “EU-Türkiye Business Summit” düzenlediğinde Türkiye’nin “Made in Europe” tasarısına alınıp alınmayacağı belli değildi. Türkiye’nin “Made in Europe” tasarısına girmesinde DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri’nin yürüttüğü çalışmaların da etkisi oldu gibi görünüyor.
Mehmet Ali Yalçındağ, “Yakın dönemde AB’ye tam üye oluruz” umudunu korusa da bu çabalar, en azından Türkiye’nin AB yolculuğunda ısrarlı olduğunu ortaya koyması açısından önem taşıyor…
Almanya ile ticaret 5 yılda 125 milyar Euro’ya çıkabilir
TÜRKİYE-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ’ın girişimi, DEİK Başkanı Nail Olpak’ın desteğiyle DEİK ve Boston Cosulting Group (BCG) işbirliği ile yeni bir rapor hazırlandı:
- Türkiye-Almanya Ekonomik İlişkileri ve 10 Yıllık Yol Haritası
DEİK Başkanı Nail Olpak, raporun ortaya koyduğu iki ülke arasındaki dış ticaretin geleceğe dönük grafiğine dikkat çekti:
- Rapor bize şu an 50 milyar Euro civarında olan ikili mal ticareti hacmimizin 5 yılda 125 milyar Euro’ya, 10 yıl içinde de 250 milyar Euro’ya çıkarılabilecek bir potansiyel olduğunu gösterdi. Bize düşen bu potansiyeli harekete geçirecek aksiyonları başlatmak.
İkili hizmet ticaretinin de 10 milyar Euro düzeyinde olduğunu belirtti:
- Almanya ile ekonomik entegrasyon özellikle ülkemizin Gümrük Birliği'ne dahil olmasından sonra hızla gelişti. Almanya, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülke konumunda iken, Türkiye de Almanya’nın en çok ihracat yaptığı 4’üncü ülke.
Olpak, Almanya’nın doğrudan yatırımlarının da önemli yer tuttuğuna işaret etti:
- Almanya, 2013 yılından beri ülkemize 9 milyar Euro yatırım yaptı. Almanya da Türkiye’nin en fazla yatırım yaptığı ülkelerden birisi.
İki ülke arasında 10 farklı büyüme alanı tespit ettiklerini kaydedip, bunların bazılarını sıraladı:
- Türkiye, üretim merkezi: Almanya ve AB, tedarik zincirlerini çeşitlendirmeyi hedefliyor. Ancak, henüz büyük bir değişim yaşanmadı. Türkiye, gelişmiş sanayi alt yapısı, dinamik ekonomisi ve Avrupa’ya yakınlığıyla cazip bir üretim merkezi konumunda. Bu konum daha da pekişti.
- Döngüsel ekonomi: Almanya, Avrupa’daki tekstil atıklarının en büyük üreticisi ve toplayıcısı. Türkiye ise geleneksel ve yeni nesil teknolojiler de dahil olmak üzere güçlü bir geri dönüşüm kapasitesine sahip. Bu konuda işbirliği için güçlü fırsatlar bulunuyor.
- Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması: Almanya’nın sürekli yaşlanan nüfusu ve artan kronik sağlık sorunları, uzun süreli bakım ihtiyacını artırıyor. Türkiye, dijitalleşmiş altyapısıyla uygun maliyetli bir sağlık sistemi sunuyor.
Almanya’da her yıl satışa çıkan 127 bin KOBİ için Türkiye potansiyel alıcı
TÜRKİYE-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, DEİK ve Boston Consulting Group (BCG) işbirliği ile hazırlanan raporun teknik detaylarını anlattıktan sonra DEİK Başkanı Nail Olpak, 10 stratejik büyüme alanından bazılarını ayrıca açtı:
- Türkiye’nin Almanya’daki yatırımlarının artırılması: Alman KOBİ’leri, sağlıklı finansal yapıları, inovasyon yetenekleri ve derin bölgesel kökleri nedeniyle cazip yatırım potansiyeli olarak öne çıkıyor.
Almanya ekonomisinin yapısal çekirdeği, KOBİ sahiplerinin yarısının varis sorunları nedeniyle işletmelerini devretmeyi veya kapatmayı düşünmesi nedeniyle bir süreklilik açığıyla karşı karşıya.
Almanya’da 2027 yılına kadar her yıl 127 bin KOBİ’nin yeni sahiplerine geçmesi ve bunlardan 4’te 3’ünün varis sorunu yaşaması bekleniyor.
Türkiye, derin iş bağları, tedarik zinciri entegrasyonu ve benzer KOBİ sektör yapısı sayesinde yetenekli ortaklarla Almanya’ya yatırım yapmak için iyi bir konumda.
- Start-up ekosisteminin güçlendirilmesi: Almanya, Avrupa’nın 3’üncü en büyük girişim ekosistemine sahip ülkesi ve hükümet tarafından güçlü bir şekilde destekleniyor.
Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi son yıllarda önemli ölçüde büyüdü ve geleceğe yönelik yüksek hedefleri sürdürüyor.
Almanya ve Türkiye, iş verimliliği, finansal yazılım, oyun, iklim teknolojileri ve yapay zeka konularına odaklanan, karşılıklı olarak yüksek yatırım çeken konulara sahipler.
BCG ile hazırladığımız raporda konunun finansman tarafını inceledik, uluslararası örneklere baktık.
Kore-Japonya, Katar-Portekiz ortak girişim fonları sayesinde oluşan başarılı örnekleri Türkiye ve Almanya özelinde nasıl oluştururuz, bunları da değerlendirmek gerekir.
