Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Londra’da bir grup yatırımcıyla yaptığı toplantıda enflasyonun bu yıl sonunda yüzde 19’a düşebileceğini, düşeceğini değil, düşebileceğini söyledi ya, şimdi hep birlikte mutfaklarımıza gidelim ve havalar soğuk olmasına rağmen buzdolabından bir bardak buz gibi su alıp içelim. Böylece enflasyon hedefi üstüne soğuk bir su içen ekonomi yönetimine eşlik etmiş olalım. Gerçi bu durum kimse için sürpriz değil ama olsun, içelim.
Enflasyonun bu yıl öngörüldüğü gibi yüzde 16’ya gerileyeceğini bekleyen kalmamıştı zaten. Aslında var mıydı ki demek de yanlış olmaz.
Enflasyon hedefinin sözel olarak yüzde 16’dan şimdilik yüzde 19’a yükseltilmesi biraz da indirimli satış yapan mağazada indirimli ürünün bitmesi ve daha pahalı olanın teklif edilmesine benzemiyor mu?
Ekonomi yönetimi adeta şunu söylüyor:
“Elimizde 16 kalmadı, size 19 verelim!”
Ben “Hayır ille de 16 istiyorum diye ısrar etmeyin, 19’u alın alabiliyorsanız” derim.
Alın, çünkü kısa bir süre 19’u da bulamayacaksınız!
Daha iki hafta geçmeden!
Bugün ocak ayının 14’ü. Daha yılın başındayız ve enflasyon hedefi kağıt üstünde değilse de sözel olarak revize ediliyor. Hatta Bloomberg’in haberine göre Mehmet Şimşek’in Londra’da söylediği bir ayrıntı var ki 19’a inmenin bile ne kadar zor olacağını gösteriyor. Şimşek, yılın ikinci yarısında ÜFE’ye bağlı olarak yapılmakta olan akaryakıt, sigara ve alkoldeki ÖTV düzenlemesinden vazgeçilebileceğini ifade ediyor.*** Yani bu vergi artışları yapılmadığı takdirde 19 mümkün olabilecek, olursa eğer. Demek ki her yıl yapılmakta olan bu artışlar bu yıl da yapılsa 19’a yukarılardan el sallayacağız!
20’nin altı denile denile!
Enflasyonda 2026 hedefinin yüzde 19 olarak dile getirilmesinde şaşılacak bir yön yok.
Zaten 16, aylardan beri yarım ağız bile olsa ifade edilmez olmuştu.
Ne deniliyordu sürekli olarak:
“Enflasyonla mücadelemiz kararlılıkla sürdürülecektir.”
Ya Merkez Bankası ne diyordu:
“Enflasyonla mücadele için para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir.”
Sonra sonra enflasyonla mücadele ifadesi orana dönüştürülürken 16’nin yerini 20’nin altı aldı.
Ve nihayet 19 oranı doğrudan dile getirildi.
Zaten yeniden değerleme oranı çerçevesindeki bazı artışların yüzde 19 dolayında tutulması da son açıklamanın habercisi gibiydi.
Niye mi Londra’da?
Bu arada yanıt aranan bir soru var… 2026 enflasyonuna ilişkin olarak daha önce yüzde 20’nin altına işaret etmekle yetinen Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bu kez net bir ifadeyle yüzde 19 demesi ama bunu Londra’da dile getirmeyi tercih etmesi…
Yine Şimşek’in vatandaşı çok yakından ilgilendiren yılın ikinci yarısına ilişkin bazı vergi düzenlemeleri konusundaki açıklamayı yapmak için de Londra’yı tercih etmesi…
“Niye Türkiye değil de Londra” deniliyor.
Bilmiyorum!
Bilmiyorum ve ben bu konuda yorum yapmıyorum!
Merkez Bankası ve iki önemli karar…
Peki bu gelişmelerden, yani enflasyon hedefinin sözlü olarak yüzde 19'a çıkarılmasından sonra Merkez Bankası ne yapacak?
Merkez’in önünde iki önemli tarih var: İlki 22 Ocak’taki Para Politikası Kurulu toplantısı.
Merkez Bankası bu toplantıda faizi ne kadar indirecek? Artık faizin indirilip indirilmeyeceği konuşulmuyor, indirim oranı konuşuluyor. Hele hele enflasyonda resmi hedefin sözel de olsa 19’a yükseltilmesi Merkez Bankası’nın daha rahat hareket etmesini sağlayacak.
İktisat teorisi, enflasyon hedefi ne kadar düşükse, ki 16 Türkiye için düşüktü, faizin o kadar yüksek belirlenmesi gerektiğini söyler. Hani hep dile getirildiği gibi para politikasının olabildiğince sıkı olması gerekir ki enflasyon düşsün.
Şimdi enflasyonla eskisi kadar “inatlaşılmayacağına” göre faiz konusunda da daha rahat hareket edilebilir ve halen yüzde 38 olan faiz bir buçuk ya da iki puan aşağı çekilebilir. Dolayısıyla faizi 22 Ocak’ta yüzde 36 düzeyinde görmek mümkün.
Ya ocak enflasyonu sürpriz yaparsa?
Ama ocak ayına ilişkin enflasyon tahminlerinde büyük bir sapma eğilimi ortaya çıkarsa Merkez Bankası faiz indiriminde o kadar rahat olmayabilir. Çünkü ocak ayında tuhaf fiyat hareketleri gözleniyor.
Geçen yılın ocak ayındaki yüzde 5’lik oranın yerine bu yıl en fazla yüzde 2,5-3,0 dolayında bir oranın gireceği yönündeki tahminler bir de bakmışsınız bir anda çöpe gitmiş ve ocak ayı artışı geçen yıla yakın gerçekleşecekmiş gibi bir görüntü ortaya çıkmış. Olur mu, olur! Böyle bir durumda faiz indirimi çok daha sınırlı kalabilir.
Merkez Bankası 22 Ocak’taki PPK toplantısından önce ocak ayının fiyat eğiliminden elbette haberdar olacak ve bu eğilimi de göz önünde bulunduracaktır.
12 Şubat ve enflasyon hedefi
2026’nın enflasyon hedefinin revize edildiğinin bizzat Maliye Bakanı Şimşek tarafından açıklanmasından sonra şimdi gözler Merkez Bankası’nın 12 Şubat’ta açıklayacağı yılın ilk enflasyon raporuna çevrildi.
2026’nın kağıt üzerinde mevcut olan enflasyon tahmin aralığı yüzde 13-19, enflasyon hedefi ise yüzde 16. Merkez Bankası tahmin ve hedef ayrımına giderken tahmininde gelişmelere göre değişiklik yapabileceğini, hedefini ise olağandışı gelişmeler yaşanmadığı sürece sabit tutacağını duyurmuştu.
Maliye Bakanı’nın son açıklaması olağandışı gelişmelerin işareti sayılacak ve Merkez Bankası 16’lık hedefini tahmin aralığının üst sınırı olan 19’a ya da başka bir düzeye çekecek mi, 12 Şubat’ta göreceğiz.
