Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Bağlama Töreni'nde konuştu.
Yılmaz, 2027 yılı bütçe kanunu teklifini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunacaklarını söyledi.
2027 yılı bütçesini makroekonomik istikrarı koruyan, dezenflasyon sürecini destekleyen, kamu kaynaklarını etkin kullanan, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı güçlendiren, ekonominin dış şoklara karşı dayanıklılığını artıran ve toplumsal refahı gözeten bir anlayışla hazırladıklarını belirten Yılmaz, ortak akıl ve ilgili paydaşların katkılarıyla şekillendirilen bütçenin, Türkiye'nin küresel rekabet gücünü daha da ileri taşırken, büyüme ve refah artışının toplumun tüm kesimlerine daha güçlü, dengeli ve kapsayıcı biçimde yansıtılmasını sağlayacağını ifade etti.
"2027 yılı bütçemiz, zorlu bölgesel ve küresel koşullar karşısında, ekonomimizin güvenliğini ve direncini pekiştiren, Türkiye'nin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini dönüştüren, kazanımlarımızı kalıcı sosyal refaha taşıyan bir 'dayanıklılık, refah ve dönüşüm' bütçesidir." diyen Yılmaz, 2027 yılı bütçesinin AK Parti hükümetlerinin 25'inci, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 9'uncu, Türkiye Yüzyılı'nın 4'üncü bütçesi olduğunu hatırlattı.
Cevdet Yılmaz, şöyle konuştu:
"Geçmiş kazanımlarımız zemininde 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz, yeşil ve dijital dönüşüm politikaları ile üretim süreçlerinde verimliliği ve rekabetçiliği bütüncül olarak artırmayı amaçlayan bir bütçedir. 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz çiftçisiyle, işçisiyle, esnafıyla, sanayicisiyle, çalışanı ve emeklisiyle, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla ve engellisiyle toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçları ve talepleri gözetilerek hazırlanmış, her kaleminde 81 ilimizin, ülkemizin ve milletimizin gereksinimleri düşünülmüştür.
Bütçemiz, kamu hizmetlerinin kaliteli, adil ve kapsayıcı bir şekilde sunulmasını esas alarak yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyen ve sosyal refahı artıran bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz depremden etkilenen bölgelerde yeniden yapılanma süreci büyük ölçüde tamamlanmıştır. Bu bütçe ve sonraki bütçelerimizde şehirlerimizi afetlere dirençli hale getirmek temel önceliklerimizden olmaya devam edecektir. 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artışla 276 milyar liraya yükseltiyoruz."
Yılmaz, dar gelirlilere, engellilere ve yeni evlenecek gençlere yönelik sosyal konut yapımını hızlandırdıklarını, kira artışlarını sınırlandırmak ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sosyal konut ve kiralık sosyal konut imkanını yaygınlaştıracaklarını dile getirerek savunma ve güvenlik kapasitesini, ülkenin içinde bulunduğu stratejik coğrafya ve çevresindeki güvenlik risklerini de dikkate alarak güçlendirmeyi sürdüreceklerini bildirdi.
Savunma sanayisinde, kritik savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığın azaltılmasını, sürdürülebilir teknolojik üstünlüğün sağlanmasını, katma değerli ihracatın desteklenmesini ve bu alandaki kazanımların sivil alana, sivil endüstrilere yayılmasını hedeflediklerini anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Geçtiğimiz yıl Orta Vadeli Program'ın hazırlanmasından sonra küresel görünümde önemli değişimler yaşanmıştır. Ticaret ortaklarımızın büyüme beklentileri önemli oranda aşağı yönlü güncellenirken, Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimler enerji piyasalarında yeni riskler ortaya çıkarmış ve petrol fiyatlarında belirgin yükselişlere neden olmuştur. Bu gelişmeler küresel büyüme ve ticaret görünümünü zayıflatırken, enerji maliyetleri ve yeniden güçlenen enflasyon baskıları birçok ülkede sıkı finansal koşulların beklenenden daha uzun süre devam etmesine yol açmıştır."
"Yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta önemli kazanımlar elde ettik"
Uluslararası Para Fonunun (IMF) açıkladığı son tahminlere göre, küresel büyüme oranının 2025 yılındaki yüzde 3,5'ten 2026'da yüzde 3,1'e gerileyeceğinin beklendiğini aktaran Yılmaz, 2027 yılında ise küresel büyümenin yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmi artışının ise yüzde 4,7'ye yükselerek bir miktar toparlanmasının beklendiğini söyledi.
Cevdet Yılmaz, küresel ekonomideki bu gelişmelere karşı Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde uyguladığı istikrarlı politikalar, güçlü altyapısı, stratejik konumu ve kurumsal kapasitesi sayesinde sağlam duruşunu koruduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Makroekonomik temellerimiz sağlamdır. Zorlu küresel ve bölgesel koşullara rağmen Programımızın kararlılıkla uygulanması sayesinde yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta önemli kazanımlar elde ettik. Ekonomimiz, küresel finansal koşulların sıkılaştığı, dış talebin zayıfladığı ve maliyet baskılarının arttığı bir dönemde dahi büyümesini sürdürmüştür. 2025 yılında yüzde 3,7 oranında büyüyen ekonomimizin 2026 yılını yüzde 3,3 büyüme ile kapatmasını bekliyoruz. Bu dönemde yatırımların özel tüketimden daha hızlı artması, üretim kapasitemizi güçlendirmiş ve büyümenin niteliğini iyileştirmiştir. Bu görünüm, enflasyonla mücadeleyle uyumlu, dengeli ve sağlıklı bir büyüme kompozisyonunun oluştuğunu göstermektedir. 2027 yılında küresel görünümde beklenen iyileşmenin ve dış talepteki toparlanmanın katkısıyla büyümemizin yüzde 4,2 seviyesine yükseleceğini öngörüyoruz. Özellikle 2027'nin ticaret ortaklarımızda büyümenin ivmeleneceği bir yıl olacağı tahmin edilmektedir. Bu da ihracatımız ve dengeli büyüme perspektifimiz açısından bizlere önemli bir imkan sunmaktadır. Program dönemi boyunca verimlilik odaklı politikalarla büyümenin kademeli olarak hızlanmasını ve program dönemi sonunda yüzde 5 seviyesine ulaşmasını hedefliyoruz."
"Orta-yüksek ve yüksek teknolojinin ihracatımızdaki payı yüzde 44'e yükselmiş durumdadır"
Bu süreçte üretim faktörlerinin daha etkin kullanımını sağlayacaklarını, toplam faktör verimliliğini artıracaklarını, teknolojik dönüşümü hızlandıracaklarını ve yenilikçilik kapasitesini güçlendireceklerini belirten Yılmaz, tarımda verimliliği, sanayide teknoloji yoğunluğunu ve hizmetler sektöründe yüksek katma değerli faaliyetleri destekleyerek, ekonominin üretim kapasitesini kalıcı biçimde artıracaklarını ifade etti.
Yılmaz, beşeri sermayenin niteliğini güçlendiren politikaları sürdürürken kamu yatırımlarının özel sektör yatırımlarını tamamlayıcı ve harekete geçirici rolünü daha da güçlendireceklerinin altını çizerek şunları kaydetti:
"İş gücü piyasamızın dirençli yapısı korunmaktadır. 2026 yılında istihdamın artış eğilimine girmesini ve işsizlik oranının yüzde 8,1 seviyesine gerilemesini bekliyoruz. 2027 yılında büyümedeki ivmelenmenin etkisiyle istihdamın 657 bin kişi artacağını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükseleceğini ve işsizlik oranının yüzde 8'e gerileyeceğini öngörüyoruz. Küresel ticarette yaşanan belirsizliklere rağmen ihracatımız güçlü performansını sürdürmektedir. 2026 yılının Ocak-Eylül döneminde, ihracatımız yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara ulaşmış, yıllıklandırılmış bazda ise 283,7 milyar dolar ile tarihi yüksek seviyesine çıkmıştır. 125 milyar dolar seviyesine ulaşan hizmet ihracatımızı da dikkate aldığınızda, toplam mal ve hizmet ihracatımızın 410 milyar dolar seviyelerine çıkmasını bekliyoruz. Yıllıklandırılmış ihracatın yıl sonu tahminimizi aşmış olması, ihracat performansımızın olumlu seyrini ortaya koymaktadır."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ihracattaki artışın yalnızca miktar bakımından değil, nitelik bakımından da önemli bir dönüşüme işaret ettiğini belirterek, "2000'li yılların başında orta-yüksek ve yüksek teknolojinin ihracatımızdaki payı yüzde 28 civarındayken bugün geldiğimiz noktada bu yıl için bu pay yüzde 44'e yükselmiş durumdadır. Bunu yüzde 50'nin üzerine çıkardığımızda ekonomimizin niteliksel dönüşümü çok daha belirgin bir hale gelecektir. Cari açığımızın ise savaş kaynaklı geçici yükselişe rağmen 2026 yılında yüzde 2,6 düzeyinde oldukça yönetilebilir seviyede kalması beklenmektedir." dedi.
Gelecek dönemde ticaret diplomasisini güçlendirmeye, ürün ve pazar çeşitliliğini artırmaya, markalaşmayı desteklemeye, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmaya ve ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini bildiren Yılmaz, "Genel finansal koşullardaki iyileşmeye paralel bir şekilde seçici bazda reel sektörümüzü destekleyici finans programlarını devreye almayı sürdüreceğiz. Hizmet ihracatında yakaladığımız güçlü performansı da koruyarak dış dengemize katkı sağlayacağız." diye konuştu.
Gelecek yıl cari açığın yeniden yüzde 2'nin altına inmesini beklediklerini söyleyen Yılmaz, "Bölgesel gelişmeler ve enerji fiyatlarındaki yükselişin ithalat değeri üzerindeki baskısı geçici olup dış ticaretimizi daha sağlam temellere kavuşturmak amacıyla ihracatı artıran, enerji arz güvenliğini güçlendiren ve enerji ithalatına bağımlılığı azaltan politikalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Enerji bizim için en öncelikli alanlardan biri olmaya devam edecektir." ifadelerini kullandı.
"Programımızın temel önceliği fiyat istikrarıdır"
"Orta Vadeli Programla uyumlu şekilde dezenflasyon sürecini destekliyor, bütçe açığını kademeli olarak azaltıyor ve kamu borçluluğunu güçlü görünümünü koruyacak seviyede tutuyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü:
"2024 Haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinde önemli ilerleme kaydedilmiştir. 2026 yılında enerji ve emtia fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle dönemsel dalgalanmalar yaşansa da enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme devam etmektedir. Programımızın temel önceliği fiyat istikrarıdır. Bu doğrultuda para politikasındaki kararlı duruşu mali disiplin ve gelirler politikalarıyla desteklemeye devam edilecektir. Uzun bir aradan sonra eylülde yüzde 30'un altına inen enflasyon oranının, yıl sonunda yüzde 28,4 olacağını tahmin ediyoruz. Sosyal konut ve gıda başta olmak üzere arz yönlü politikalar ile bu düşüşü devam ettireceğiz. Bu politika çerçevesiyle tüketici enflasyonunun 2027 yılı sonunda yüzde 21 seviyesine gerilemesini öngörüyoruz. Orta vadede ise kalıcı tek haneli enflasyona ulaşmayı hedefliyoruz."
Mali disiplin, fiyat istikrarı ve yapısal dönüşümü birlikte ilerleten bu yaklaşımın, ekonominin dayanıklılığını güçlendirirken sürdürülebilir büyüme ve kalıcı sosyal refah hedeflerine ulaşmanın da temel güvencesi olacağını vurgulayan Yılmaz, böylece üretim, verimlilik ve ihracat odaklı dönüşümü sürdürerek fiyat istikrarıyla uyumlu, dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme anlayışını daha da güçlendireceklerini söyledi.
Cevdet Yılmaz, "Elde edilen kazanımların toplumun tüm kesimlerine yansıdığı, ekonomik güvenliğin ve toplumsal refahın güçlendiği bir ortamda Türkiye Yüzyılı hedeflerimize kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz." dedi.
"Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen bütçe disiplininden taviz vermedik"
2026 bütçesinde 18 trilyon 979 milyar lira gider, 16 trilyon 266 milyar lira gelir öngörüldüğünü hatırlatan Yılmaz, bütçe açığının ise gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,5 olarak tahmin edildiğini belirtti.
2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da 2026 bütçe giderlerinin 19 trilyon 660 milyar lira, bütçe gelirlerinin 17 trilyon 28 milyar lira, bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı ise yüzde 3,1 olarak revize edildiğini kaydeden Yılmaz, gelirlerin de giderlerin de yukarı doğru revize edildiğini söyledi.
Ancak gelirlerin oransal olarak giderlerden daha fazla artması sonucunda bütçe açığının milli gelire oranında 0,4 puan civarında bir düşüşün söz konusu olduğuna işaret eden Yılmaz, "Başlangıçta öngörülen göre çok daha iyi bir bütçe açığıyla bu yılı kapatacağımızı öngörüyoruz." diye konuştu.
Yakın coğrafyada ve dünyada yaşanan savaş ve gerginlikler sonucunda petrol başta olmak üzere enerji ve emtia fiyatlarında önemli artışlar yaşandığının altını çizen Yılmaz, yaşanan gelişmelerden kaynaklı enflasyon etkisi nedeniyle kamu personel ve sosyal güvenlik giderlerinde ilave harcama yapma gerekliliği doğduğunu belirtti.
Girdi fiyatlarındaki artışa bağlı olarak enerji desteklerinde ilave maliyetler oluştuğunu da belirten Yılmaz, enerji fiyatlarındaki artış etkisinin bu kalemlerle sınırlı kalmadığını, mal ve hizmet alımları başta olmak üzere bütçenin diğer giderlerinde de artışlara sebep olduğunu kaydetti.
Petrol fiyatlarının yükselmesinden vatandaşın sınırlı düzeyde etkilenmesini teminen akaryakıttan alınan özel tüketim vergisinde indirim sağlandığını hatırlatan Yılmaz, "Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen bütçe disiplininden taviz vermedik. Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz." ifadelerini kullandı.
"Bütçe açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranını öngördüğümüz rakamların altına indirmeyi başardık"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz şunları kaydetti:
"2021'den bu yana, ülkemizde yaşanan depremin bütçe açığına etkisinin yüksek olduğu, 2023 hariç bütçe açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranını bütçede öngördüğümüz rakamların altına indirmeyi başardık. 2024, 2025 ve 2026'da başlangıçta öngördüğümüz bütçe açığından daha iyi sonuçla yılı kapatmış olduk. Bu da mali disipline verdiğimiz önemin çok açık bir göstergesidir. 2024'te hayata geçirilen tasarruf tedbirleri ile izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım modelini güçlü ve kararlı bir şekilde uygulamaktayız. Tasarruf tedbirleri kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payının, uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6'dan, 2024 yılında yüzde 3,1, 2025 yılında ise yüzde 2,9 seviyesine düşmesi sağlanmıştır. Bu da tasarruf genelgelerimizin etkinliğini ortaya koyan önemli bir rakamdır. Kamu borcunun milli gelire oranı, son yıllardaki olağanüstü afet harcamalarına rağmen tarihsel olarak düşük seviyelerde bulunmakta ve uluslararası karşılaştırmalarda güçlü görünümünü korumaktadır. 2002 yılında AB tanımlı genel devlet borç stokunun gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 71'in üzerindeyken, 2026 yılının ilk çeyreğinde bu oran yüzde 23,1'e, ikinci çeyreğinde ise yüzde 22,3'e gerilemiştir."
Cevdet Yılmz, 2002'de faiz giderlerinin bütçe içindeki payının yüzde 43,2 iken 2026 itibarıyla yüzde 14,4 olmasının beklendiğini belirterek, "Dünyamızda risklerin, belirsizliklerin arttığı, dönüşüm ihtiyacının güçlendiği bir dönemde düşük kamu borçluluk oranıyla Türkiye'nin bu sürece girmiş olması, geleceğe dönük en önemli avantajlarımızdan bir tanesidir." değerlendirmesinde bulundu.
"Yıl sonunda bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 3,1 olarak öngörülmektedir"
2023-2026 döneminde, deprem bölgesinin ihyası için güncel fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcandığını, bunun 104 milyar dolara karşılık geldiğini bildiren Yılmaz, 6 Şubat depremleri sonrasında vatandaşın ihtiyaçlarının hızla karşılandığını, imar ve ihya çalışmalarına ivedilikle başlandığını anımsattı.
Toplam 455 bin 357 bağımsız bölümün inşası tamamlanarak tesliminin yapıldığını dile getiren Yılmaz, organize sanayi bölgeleri, şehir altyapıları, okullar, hastaneler ve kamu binalarının yenilendiğini hatırlattı.
Cevdet Yılmaz, 2023'te bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 5,1 olarak gerçekleştiğini, deprem harcamaları hariç bu oranın yüzde 1,6 seviyesinde olduğunu belirterek, 2024'te yüzde 4,7 olarak gerçekleşen bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı, deprem harcamaları hariç tutulduğunda yüzde 3 seviyesinde olduğunu kaydetti.
2025'te yüzde 2,9 olarak gerçekleşen bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının, deprem harcamaları hariç tutulduğunda yüzde 2,1 seviyesinde olduğunu, "2026 yılı sonunda bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 3,1 olarak öngörülmektedir. Deprem harcamaları hariç bu oran yüzde 2,3 seviyesindedir." bilgisini verdi.
2027 Yılı Bütçe Teklifine ilişkin temel rakamlar
Bütçe kanun teklifinin, kamu idarelerine ait ödenek tutarları ve gelir kalemlerine ilişkin tahminleri içerecek şekilde hazırlandığını dile getiren Yılmaz, 2027 Yılı Bütçe Teklifine ilişkin temel rakamları paylaştı.
2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamında, 230 kamu idaresinin bütçesinin bulunduğunu bildiren Yılmaz, "Önümüzdeki yıl milli gelirimizin 111 trilyon lira seviyesinde olmasını bekliyoruz. Bu büyüklük içinde, 2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını öngörmekteyiz. 2027 yılında bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 3,5 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Deprem harcamaları hariç bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 2,8 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz." bilgisini paylaştı.
Bütçenin, düşük bir oranda da olsa 2025'ten başlayarak faiz dışı fazla verdiğine dikkati çeken Yılmaz, gelecek yıl da bu eğilimin devam etmesini öngördüklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz şunları kaydetti:
"2027 yılı bütçe gelirlerinin alt kalemleri şu şekildedir; gelir vergisi 5 trilyon 533 milyar lira, kurumlar vergisi 2 trilyon 223 milyar lira, özel tüketim vergisi 3 trilyon 284 milyar lira, katma değer vergisi 5 trilyon 681 milyar lira, diğer vergi gelirleri 3 trilyon 184 milyar lira, vergi dışı gelirler ise 3 trilyon 502 milyar liradır. 2027 yılı bütçe ödeneklerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımı şu şekildedir: Personel giderleri 7 trilyon 117 milyar lira, mal ve hizmet alım giderleri 2 trilyon 184 milyar lira, cari transferler 10 trilyon 240 milyar lira, sermaye giderleri 1 trilyon 855 milyar lira, sermaye transferleri 750 milyar lira, borç verme giderleri 613 milyar lira, yedek ödenekler 542 milyar lira, faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar liradır."
Yılmaz, gelecek hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapacağı sunumda bütçe teklifine ilişkin daha detaylı bilgiler paylaşacağını, ancak temel politika alanlarına ayırdıkları kaynaklara ilişkin de bazı önemli bilgileri paylaşmak istediğini ifade etti.
AK Parti hükümetleri ve Cumhur İttifakı olarak eğitimi her zaman en öncelikli mesele olarak gördüklerini vurgulayan Yılmaz, "Milli Eğitim Bakanlığına 2027 yılı bütçesinde 2 trilyon 459 milyar lira ödenek öngördük. 2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen sayısı yaklaşık 510 bin kişi iken 2026 Ekim ayı itibarıyla öğretmen sayımız 1 milyon 40 bin kişiye ulaşmıştır. Yükseköğretim kurumları bütçelerini 2027 yılında 872 milyar liraya çıkarıyoruz. Yükseköğretimi de dahil ettiğimizde eğitim bütçemizi 2027 yılında 3 trilyon 747 milyar liraya yükseltiyoruz. Böylece merkezi yönetim bütçesinden yüzde 13,7 oranıyla en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz." diye konuştu.
Türkiye'nin, PISA 2025 sonuçlarına göre OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke olduğuna işaret eden Yılmaz, "Bu rastgele veya 1 yıllık bir çabayla oluşmuş bir sonuç değil. Son çeyrek asırda eğitime yaptığımız yatırımlar, öğretmeniyle, altyapısıyla, müfredatıyla gerçekleştirdiğimiz gelişmeler bu sonucun alınmasına zemin hazırlamıştır. Başta Cumhurbaşkanı'mız ve Milli Eğitim Bakanlarımız olmak üzere emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum." ifadesini kullandı.
"Sağlık hizmetleri için 2 trilyon 134 milyar lira kaynak ayırıyoruz"
Yılmaz, AK Parti hükümetleri döneminde eğitimle birlikte en fazla önem verdikleri konuların başında sağlığın geldiğini belirterek, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 2 trilyon 134 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak sağlık harcamaları da dikkate alındığında sağlık alanına ayrılan toplam kaynak 4 trilyon 532 milyar liraya ulaşmaktadır." dedi.
Sosyal devlet anlayışıyla, ülkenin ürettiği refahı toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırmayı hedeflediklerini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
"Sosyal yardım ve destekler için 2027 yılı bütçemizde 1 trilyon 341 milyar lira kaynak ayırdık. Bu tutar 2027 yılı bütçesinin yüzde 4,9'una denk gelmektedir. 2027 yılında sosyal konut finansmanının desteklenmesi amacıyla geçen yıla göre yüzde 150 artışla 250 milyar lira, ödeme gücü olmayan vatandaşlarımızın sağlık primi giderlerini karşılamak amacıyla 186 milyar lira, 65 yaş üstü yaşlılarımız, bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlarımız ve yakınlarına bağlanan aylıklar kapsamında 132 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın evde bakımına destek amacıyla 109 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın eğitim desteği için 90 milyar lira, doğum yardımı ödemeleri için 84 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuklarımızın aileleri yanında yetişmelerine imkan sağlayan sosyal ve ekonomik destek ödemeleri için 29 milyar lira, engellilerin eğitim taşıma giderleri için 19 milyar lira, koruyucu aile uygulaması kapsamında ise yaklaşık 4 milyar lira kaynak ayırdık."
"Enerji sübvansiyonlarına 605 milyar lira kaynak öngörülüyor"
Yılmaz, vatandaşların refahını artırmak üzere bütçede yer alan diğer sosyal destek kaynaklarına da değindi.
Enerji sübvansiyonlarına 2021'de başlandığını hatırlatan Yılmaz, vatandaşların daha ucuz elektrik ve doğal gaz kullanabilmeleri için 2027 yılı bütçesinde yüzde 62 artışla 605 milyar lira kaynak öngörüldüğünü söyledi.
Yılmaz, 2027'de yüzde 3,5 olması öngörülen bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının 0,5 puanlık kısmının enerji sübvansiyonları desteklerinden kaynaklandığını belirterek, "Ekim ayında mesken aboneleri için düşük kademede doğal gazda yüzde 56, elektrikte düşük kademede yüzde 53 oranında faturalarda devlet desteği uygulandığını ifade etmek istiyorum." diye konuştu.
2022 yılından itibaren asgari ücrete kadar olan tüm ücretlerin vergi dışı bırakıldığına dikkati çeken Yılmaz, "Bu kapsamda vergi istisnası yoluyla 2027 yılında tüm çalışanlarımızın gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlamış oluyoruz. Doğal gaz ve elektrikteki devlet destekleri ile asgari ücret tutarına kadar olan tüm ücretlerin vergi dışı tutulmasını da dikkate aldığımızda sosyal harcamalara ayrılan kaynağın toplamda 3 trilyon 406 milyar liraya ulaştığını görüyoruz. Bu tutarın bütçemize oranı yüzde 12,5 seviyesindedir." ifadesini kullandı.
"Tarım sektörü yatırım ödenekleri için 268 milyar lira imkan sağlıyoruz"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, tarımı stratejik bir sektör olarak ele aldıklarını ve bu doğrultuda 2027 yılı bütçesinde toplam 1 trilyon 305 milyar lira imkan sağladıklarını belirterek, "Bu kapsamda, tarım sektörü vergi harcamaları için 342 milyar lira, tarımsal kredi desteği için 325 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için 268 milyar lira, tarımsal destek programları için 235 milyar lira, tarımsal KİT'lerin finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için 135 milyar lira imkan sağlıyoruz." dedi.
Çiftçinin mazot maliyetinin yüzde 50'sini, gübre maliyetinin ise yüzde 25'ini karşıladıklarını hatırlatan Yılmaz, şunları söyledi:
"Tarımsal kredilerde faiz giderinin ortalama yüzde 70'i Hazinemiz tarafından karşılanmaktadır. Son 2 yıl içinde önemli ölçüde artırdığımız reel sektör desteklerine 2027 yılında da devam ediyoruz. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı ve dengeli büyüme stratejimizi sürdürüyoruz. Reel kesim destekleri için bütçemizde tarımsal krediler sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ödenek öngörüyoruz. Bu kapsamda, Sosyal Güvenlik Kurumu işveren prim desteği ödemeleri için 351 milyar lira, Halk Bankası esnaf kredileri sübvansiyon desteği için 92 milyar lira, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı teşvik ödemeleri için 73 milyar lira, ihracat destekleri için 65 milyar lira, diğer reel sektör destekleri için 78 milyar lira kaynak ayırdık."
"Türkiye Cumhuriyeti bir değişim değil, bir devrim yaşamıştır"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2027 yılı bütçesinde deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dirençliliğin artırılması için 769 milyar lira tutarında ödenek öngörüldüğünü bildirdi.
Türkiye sanayisinin en önemli ve kritik alanlarından olan savunma sanayi ekosisteminin dışa bağımlılığını asgari seviyeye indirdiklerini belirten Yılmaz, "Bu alanda son çeyrek asırda Türkiye Cumhuriyeti bir değişim değil, bir devrim yaşamıştır. Bugün dünyamızın geldiği şartlar bu tercihi zamanında yapmış olmamızın ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir. Bu da rastgele olmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın güçlü iradesiyle ve öngörüsüyle gerçekleşmiştir." diye konuştu.
Yılmaz, şöyle dedi:
"Milli Savunma Bakanlığı bütçesinde savunma harcamalarının önemli bir kısmını oluşturan silah, mühimmat, silah sistemleri ve diğer savunma araçları alımlarına ilişkin ödeneklerde yüzde 229 artış yapılmıştır. Diğer savunma harcamaları ile birlikte toplam savunma harcamaları için 2 trilyon 206 milyar lira, iç güvenlik harcamaları için ise 1 trilyon 248 milyar lira ödenek öngörüyoruz. Mahalli idarelerimizi de güçlendirmeye devam ediyoruz. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ayırdığımız toplam kaynağı 2 trilyon 384 milyar liraya çıkarıyoruz. 2002 yılında yerel yönetimlere ayrılan kaynağın bütçe içindeki payı yüzde 4 civarındaydı, bugün geldiğimiz noktada bu oran yüzde 8,7'ye çıkmış durumdadır. Sulama projelerinden demir yollarına, iltisak hatlarından deniz yolu yatırımlarına, petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinden madencilik projelerine kadar pek çok alanda yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. 2027 yılı bütçemizde yatırımlara ayırdığımız kaynağı 2 trilyon 849 milyar liraya yükseltiyoruz. Bu tutar, 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4'üne denk gelmektedir."
"Güçlü ve itibarlı Türkiye yürüyüşümüzü sürdüreceğiz"
2027 yılı bütçesini insan odaklı ve sosyal adaleti gözeten bir anlayışla hazırladıklarını belirten Yılmaz, bütçeyi Anayasa'da öngörülen süresi içinde TBMM'nin takdirlerine sunduklarını dile getirerek, "Bu bütçe, güçlü aile, güçlü ülke, dijital kalkınma, sosyal adalet ve yeşil dönüşüm ilkeleri etrafında şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun somut bir yansımasıdır. 2027 yılı bütçemizle, eğitimi, sağlığı, enerjiyi, tarımı ve sanayiyi kapsayan bütüncül kalkınma vizyonumuz doğrultusunda güçlü ve itibarlı Türkiye yürüyüşümüzü sürdüreceğiz." ifadesini kullandı.
Yılmaz, 2027 yılı bütçesiyle ülkenin ekonomik gücünü ve uluslararası rekabet kapasitesini artırırken, dış politikada milli çıkarları gözeten, barış ve istikrara katkı sunan dengeli ve vizyoner bir anlayışla Türkiye'nin küresel etkinliğini daha da güçlendireceklerini söyledi.
2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin hayırlı olmasını dileyen Yılmaz, "Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a güçlü liderliği, kararlılığı ve ortaya koyduğu vizyon için şükranlarımı sunuyorum. Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere bütçe teklifinin oluşturulmasına katkıda bulunan tüm kamu kurum ve kuruluşlarımıza gönülden teşekkür ediyor, hepinizi bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyorum." dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın konuşmasının ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı İsmail İlhan Hatipoğlu ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel'in katılımıyla bütçe bağlama töreni yapıldı.
(AA)