YENER KARADENİZ/İSTANBUL
Türkiye’nin son yıllarda yurt dışına kıyasla pahalı bir ülke haline gelmesi, yerli ve yabancı tüketicinin fiziki alışveriş davranışlarını köklü biçimde değiştirdi. 2017’den bu yana her yıl yabancıların Türkiye’de yaptığı alışveriş, Türklerin yurt dışı harcamalarını açık farkla geride bırakırken, bu tablo 2025’te ilk kez tersine döndü. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verileri, yerli tüketicinin yurt dışına yöneliminin tarihi bir eşiği aştığını ortaya koydu. Tabloya göre Türklerin yurt dışı alışveriş harcamaları 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 67 artarak 699,7 milyar TL’ye yükseldi. Bu rakamla yıllık bazda ilk kez turist alışverişini geçmekle birlikte aynı zamanda rekor da kırıldı. Aynı dönemde yabancıların Türkiye’de yaptığı harcamalar ise yalnızca yüzde 6 artışla 496,2 milyar TL’de kaldı. Daha çarpıcı olan ise işlem adedi tarafı oldu. Yabancıların Türkiye’den yaptığı alışverişte işlem sayısı 2024’te 149,3 milyon iken 2025’te 122,9 milyona geriledi. Buna karşılık Türklerin yurt dışı alışveriş işlem adedi 379,4 milyondan 500,6 milyona çıktı. Bu tablo, yabancıların Türkiye’de daha az sayıda ürünü daha yüksek fiyatlarla satın aldığını, Türk tüketicinin ise yurt dışında daha sık ve daha yaygın alışveriş yaptığını gösteriyor.

Yurtdışı ile fiyat farkı yüzde 20’lere ulaştı
Uzmanlara göre kırılmanın temelinde üç ana unsur bulunuyor. Birincisi, Türkiye’deki yüksek enflasyon nedeniyle fiyatların sadece yerliler için değil yabancılar açısından da dahi pahalı hale gelmesi. Uzun yıllar boyunca döviz kurlarının TL karşısında hızlı değer kazanması, Türkiye’yi turistler için “alışveriş cenneti”ne dönüştürmüştü. 2022-2023 yıllarında yabancılar, adeta sınır bölgelerinde alışveriş turları düzenliyordu. Ancak son iki yılda kur artış hızının enflasyonun altında kalması ve fiyatların hızla yükselmesi bu avantajı ortadan kaldırdı. İkincisi, “Türkiye pahalı ülke” algısının yabancı tüketici nezdinde güçlenmesi. Özellikle tekstil, ayakkabı ve kozmetik gibi kalemlerde fiyatların Avrupa ve Körfez ülkeleriyle yakınsaması, hatta bazı ürünlerde daha pahalı hale gelmesi, alışveriş iştahını sınırladı. Sektör temsilcilerine göre hali hazırda Türkiye, aynı üründe birçok Avrupa ülkesinden yüzde 20 daha pahalı bir ülke konumunda bulunuyor. Üçüncü unsur ise Türk tüketicinin yurt dışında fiyat karşılaştırmasına daha fazla yönelmesi. Balkanlar, Orta Doğu ve Avrupa şehirlerinde yapılan fiziki alışverişlerde, birçok üründe Türkiye’ye kıyasla daha uygun fiyatlar sunulması, yurt dışı harcamaları hızlandırdı. Şimdi bu nedenler ile Türkiye’den Avrupa’ya alışveriş turları düzenleniyor.
Alışverişin rotası değişti
Veriler, değişimin ne kadar keskin olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. 2022 ve 2023’te yabancıların Türkiye’deki alışveriş harcamaları, Türklerin yurt dışı harcamalarının neredeyse iki katına kadar çıkmıştı. 2024’te fark kapanırken, 2025’te ilk kez tamamen tersine döndü. Böylece yıllardır süren “turist alışverişi Türkiye’yi taşır” dengesi bozulmuş oldu.
Bu eğilim devam ederse, perakende sektörü açısından önemli riskler gündeme gelebilir. Turist alışverişinin zayıflaması, özellikle turizm bölgelerindeki mağazalar, AVM’ler ve yerel esnaf için gelir kaybı anlamına geliyor. Aynı zamanda yerli tüketicinin harcamasının yurt dışına kayması, iç talep üzerinde baskı yaratıyor. Sektör temsilcilerinin verdiği bilgilere göre 2022-2023’te yüzde 30-35 gibi yüksek oranlara çıkan turist alışverişinin oranı, geçen yıl yüzde 10’lar mertebesinde kaldı.
BMD: Türkiye cazip bir alışveriş noktası olmaktan çıktı
Turist harcamalarındaki düşüşü EKONOMİ’ye değerlendiren Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, Türkiye’nin son yıllarda yabancılar için cazip bir alışveriş noktası olmaktan uzaklaştığını söyledi. Öncel, “Son 6-7 aydır bunu dile getiriyoruz. Maliyetlerimizin aşırı yükselmesi sebebi ile maalesef biz cazip bir pazar olmaktan uzaklaştık. Bu niye böyle olduğundan ziyade nasıl düzeltebiliriz konusuna odaklanmamız lazım. Perakende sektöründe üyelerimizden aldığımız geri dönüşlere göre bu sorunun birinci nedeni fahiş kira artışları ve 10 uzama yılı sonrasında sebepsiz fesih maddesinin işlerlik kazanması ve bunun karşısında da kiracının mağazayı boşaltmak zorunda kalması. Hem AVM hem de caddede benzer durumlar ile karşı karşıyayız. Personel haricinde maliyetlerimizi artıran birçok konu kontrol altına alındı ancak maalesef kira, bu barajın kapaklarının hepsini yıkıp geçiyor. Bununla ilgili bir düzenleme yapılmadığı takdirde işimiz zor. Mahkemelerdeki kira uyarlama davalarında ciro kirası olan yerde uyarlama davasında enflasyon üzerinde artış yapılmaması lazım. Ciro kirasının olduğu yerde yüzde 200-300 artış talebi normal değil. Bu durum karlılığı düşürdüğü için yatırımları da mağazalaşmayı da negatif etkiliyor. Yaz sezonunda belirli AVM’lerdeki turist alışverişi sektörü döndürüyordu. Şimdi bu kalmadı. Karsızlık nereye kadar devam edebilir” dedi.