MEHMET KAYA/ANKARA
İran’a, ABD ve İsrail’in saldırılarıyla başlayan savaş ve Hürmüz Boğazının kapatılmasıyla oluşan enerji krizi sonrası Türkiye’nin çeşitli alanlardaki yatırımları ve projelerinin uluslararası arenada kabul edilebilirliği için çabalar arttı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yürüttüğü projelere yönelik uluslararası mesajlarla tarafları ikna etmek için yoğun iletişim faaliyeti yürütüyor. Bunlardan bazılarında somut adımlar da atılmaya başlandı.
Antalya’da 24-25 Nisan günlerinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Rekabet Kurumu (RK) tarafından düzenlenen Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi, bu alandaki tartışmalar yanında küresel enerji kriziyle uluslararası mesajların verildiği bir platform oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkmenistan’ın gazının Avrupa’ya eriştirmesi, Basra’dan Akdeniz ve Avrupa’ya yeni boru hatları, elektrik hatlarına işaret ederken, Hazar geçişinin boru hattı ve gemiyle geçiş dahil çeşitli alternatiflerinin masada olduğunu açıkladı.
Gaz için Hazar geçişi; petrol ve gaz için
Kalkınma Yolu Bakan Bayraktar zirvedeki konuşmasında Türkiye’nin enerji güvenliğini sağlayacak çeşitli projeleri sürekli sunduğunu, bundan sonra da sunacağını vurguladı ve Irak ile Türkmenistan merkezli projelerin altını çizdi. “Örneğin yıllardır konuştuğumuz Türkmen Doğal Gazı'nın Azerbaycan üzerinden Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden de Avrupa'ya götürecek bir boru hattını hayata geçirmek. Bunu mutlaka yapmamız gerektiğini düşünüyorum” diyen Bakan Bayraktar, böylece Türkmenistan’a da stratejik bir avantaj sağlayacağını vurguladı.
Bu projeye yönelik işaretler ise Dışişleri Bakanlığı Enerji, Çevre, İklim ve Sınıraşan Sular Genel Müdürü Zafer Ateş bir başka oturumda verdi. Ateş’e göre, 90’lı yıllardan beri gündemde olan proje, Türkmenistan’ın boru hattı ile satışa mesafeli olması, Hazar’ın statü sorunları, Azerbaycan-Türkmenistan arasındaki bazı yetki alanı tartışmalarla hayata geçmedi. Ateş, buna karşılık mevcut görünümün proje için son derece olumlu olduğunu; boru hattıyla geçilmese bile, Hazar Denizinin sıvılaştırma-gazlaştırma tesisleriyle gemi aracılığıyla dahi geçişinin mümkün göründüğünü vurguladı. Zafer Ateş’in bir başka vurgusu ise tüm bu projelerin Türkiye açısından sadece bir “geçiş güzergahı” imkanı sunmadığı, Türkiye’nin alıcı ve satıcı olarak tüm isteklilere “Turkish Blend” bir gaz tedariği sağlayabileceğinin altını çizdi.
Türkiye- Irak Ham Petrol Boru hattının Basra’ya kadar uzatılması
Gündeme getirilen ikinci alternatif ise Türkiye Irak Ham Petrol Boru hattının Basra’ya kadar uzatılması ve Irak’tan Türkiye üzerinden Akdeniz ve Avrupa’ya uzanacak bir yolun aynı zamanda enerji güzergahı haline getirilmesi oldu. Bu hattın Hürmüz’e sıkışmış başta Irak olmak üzere tüm bölge yanında Küresel bir etki yapacağının da altı hem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, hem de Dışişleri Bakanlığı tarafından vurgulandı. Bu kapsamda gündeme getirilen Katar-Türkiye doğalgaz boru hattının da aynı derecedeki önemine vurgu yapılırken, Katar için bu kararın ilk kez boru hattı aracılığıyla satış yapması nedeniyle öneminin farkında olunduğu belirtildi.
Toplantıda küresel olarak verilen mesajlarda Türkiye’nin potansiyeli vurgulanırken, bunun gelecekteki elektrik talebine dahi uzandığının altı çizildi. Türkiye’nin Orta Asya’dan uzanan Orta Koridor projesini, hem Çin’in Kuşak ve Yol Programı, hem de diğer projelerle entegre olarak önerdiği, dahil olunan Üç Deniz Projesine Akdeniz ve hatta Hazar’ın da dahil olacağı bir perspektife sahip olduğu vurgulanırken, Azerbaycan’ın ve Suudi Arabistan’ın yeşil elektriğinin, Avrupa’da artacak elektrik talebine de yanıt vereceği, tüm bu koridor ve yolların lojistik yanında enerjiyi de taşıyabileceği vurgulandı.