"İmalat Sanayi Finansmanı ve İstihdamı Koruma Programı İmza Töreni", Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın katılımıyla, KOSGEB Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi.
Bakan Kacır, konuşmasında Türkiye ekonomisinin 21 çeyrektir kesintisiz büyüdüğünü ve milli gelirin 1,5 trilyon doları aştığını söyledi.
Türkiye'yi 23 yılda inşa edilen gelişmiş üretim altyapısı sonucunda dünyanın önde gelen üretim merkezleri arasına taşıdıklarını dile getiren Kacır, imalat sanayisinde katma değeri 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükselttiklerini, geniş ürün yelpazesi, esnek üretim kabiliyetleri, lojistik avantajlar, AR-GE ve katma değeri önceleyen adımlarla 2002'de 36 milyar dolar olan yıllık ürün ihracatını 273 milyar dolara çıkardıklarını ifade etti.
Kacır, Türkiye'nin Çin'den sonra Orta Avrupa'ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği açısından en önde gelen ihracatçı ülke olduğunun altını çizdi.
Bakan Kacır, bu kazanımların "altın tepside sunulmadığına" dikkati çekerek, dünyada pek çok ülkede üretimin geri plana itildiği, pek çok ülkenin sanayisizleşmeye teslim olduğu ve tedarik zincirlerinde dışa bağımlılığın arttığı dönemlerde yerli üretimi ve milli teknolojiyi kalkınmanın merkezinde konumlandırdıklarını vurguladı.
"Ülkemiz, dünyanın geri kalanından pozitif ayrışıyor"
Bakan Kacır, ekonomik bağımsızlığı siyasi bağımsızlığın olmazsa olmazı gördüklerinin altını çizdi.
"Bizleri daha güçlü, daha müreffeh Türkiye'ye ulaştıracak her yatırımı, devletimizin tüm imkanlarıyla destekledik." diyen Kacır, şu ifadeleri kullandı:
"Sanayi üretim endeksi, halen pandemi öncesi dönemle kıyaslandığında Almanya'da yüzde 12,5, İtalya'da yüzde 5,8, Fransa'da yüzde 3,3 daha düşük seviyede. Türkiye ise sanayi üretimini aynı dönemde yüzde 31,5 artırdı. Küresel fırtınaların ortasında, yeni bir dünya düzeninin kurulduğu, tedarik zincirlerinin kırıldığı ve korumacılığın yükseldiği bir dönemde ülkemizin dünyanın geri kalanından pozitif ayrışması, müteşebbisimizi belirsizliğe terk etmeyen kararlı duruşumuzun ve Milli Teknoloji Hamlesi'ni gerçekleştirme azmimizin bir neticesidir."
Kacır, Bakanlık olarak, sanayicinin uygun koşullarda finansmana erişebilmesini, üretimin çarklarının daha hızlı dönmesinin ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmanın teminatı gördüklerini dile getirdi.
Yüksek mali disiplinle yürüttükleri fiyat istikrarını tesis etmeyi önceleyen ekonomi programının iç talep ve finansman koşullarında dönemsel etkilerinin bulunduğuna işaret eden Kacır, "Ancak enflasyonla mücadelede elde ettiğimiz müspet neticeler, orta ve uzun vadede sanayicimizin finansman maliyetini hafifletecek ve öngörülebilirliği kalıcı kılacaktır." diye konuştu.
Dengeleme sürecinde yatırımın, istihdamın ve üretimin hız kesmemesi için gerekli adımları attıklarını vurgulayan Kacır, şu değerlendirmede bulundu:
"2025'te 7 bin 354 yatırım için teşvik belgesi düzenledik. 1 trilyon 502 milyar lira yatırımın, 157 bin istihdamın önünü açtık. Devreye aldığımız yeni teşvik sistemimizle Milli Teknoloji Hamlemizi ve bölgesel kalkınmayı hızlandıracak projelere sunduğumuz finansman desteğinin üst sınırını Merkez Bankası politika faizinin 10'da 4'üne ve bu yıl itibarıyla da 301 milyon liraya yükselttik. Teknoloji Hamlesi, Yerel Kalkınma Hamlesi ve Stratejik Hamle programlarıyla teşvik sistemimizi daha selektif ve odaklı hale getirdik."
Programa büyük ölçekli firmalar da dahil edildi
Kacır, 2030'a kadar 30 milyar dolar devlet desteğini öngören HIT-30 Programı ve proje bazlı teşviklerle Türkiye'ye kritik teknoloji yatırımları kazandırdıklarını, dış ticaret açığını azaltacak projeleri önceliklendirdiklerini anlattı.
KOBİ'lerin finansal dayanıklılığını artırmak ve istihdam kapasitelerini korumak amacıyla KOSGEB eliyle yeni destek programlarını devreye aldıklarını kaydeden Kacır, "Ölçek büyütme yatırımlarının önünü açan Kapasite Geliştirme Destek Programı ile 2 bin 440 işletmemizin 38,4 milyar liralık yatırım projesine 20 puan destekle finansman sağladık. KOBİ'lerimizin küresel pazarlarda daha rekabetçi bir konuma yükselmesini hedefleyen Küresel Rekabetçilik Destek Programı'yla 38 işletmemizin 1,5 milyar liralık yatırım projesine destek verdik. Ayrıca işletmelerimizin nakit akışını rahatlatmak üzere geçtiğimiz ay Refinansman Kefalet Programımızı da devreye aldık." diye konuştu.
Kacır, Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken tek bir sektörü geride bırakmayacaklarının altını çizerek, Türkiye'nin Avrupa'nın tekstilde en büyük, hazır giyimde ikinci, deride üçüncü, mobilyada da dördüncü büyük üretim üssü olduğuna işaret etti.
Bu sektörlerin dünyanın dört bir yanında ülke bayrağını gururla dalgalandırdığını dile getiren Kacır, şöyle devam etti:
"Onlarca yıllık emeğin, alın terinin ve gayretin neticesinde oluşan üretim birikimini yaşatmak, dönüştürmek ve geleceğe taşımak arzusundayız. Geçtiğimiz yıl uygulamaya aldığımız, tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ'lere yönelik İstihdamı Koruma Destek Programı ile bu sektörlerde istihdamını koruyan işletmelere çalışan başına aylık 2 bin 500 lira destek sunduk. Böylelikle programa dahil olan 15 bin 803 KOBİ'mizde 9,7 milyar lira destekle 447 bin istihdamı koruduk. 17 bin ilave istihdam oluşturduk."
Kacır, müteşebbislerin gösterdiği yoğun ilgi sonucunda sağladıkları desteklerden imalat sanayisinin daha yaygın faydalanabilmesi için programı yeniden yapılandırdıklarını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın müjdesini verdiği "İmalat Sanayi Finansmanı ve İstihdamı Koruma Programı" ile tekstil, giyim, deri ve mobilya sektörlerindeki işletmelere sundukları çalışan başına destek tutarını 3 bin 500 liraya çıkardıklarını söyledi.
Programa büyük ölçekli firmaları da dahil ettiklerini ve böylelikle 1 milyon 100 bin istihdamı korumayı hedeflediklerini dile getiren Kacır, programda istihdamı koruma kriterini 2025 Kasım-Aralık ortalaması olarak uygulayacaklarını anlattı.
"Kalkınma Yolu ve Zengezur Koridoru ile oluşacak fırsatları değerlendireceğiz"
Kacır, tüm imalat sanayi firmalarının yararlanması için bankalarla hazırladıkları 100 milyar lira büyüklüğündeki finansman programının ayrıntılarına dair şu bilgileri verdi:
"KOBİ'lerimiz ve büyük ölçekli firmalarımız, bir aylık istihdam maliyetleriyle orantılı 50 milyon liraya kadar krediye, 6 ayı anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vadeli uygun koşullarda erişebilecek, finansman maliyeti yüzde 33'e kadar düşecek. Finansman programı kapsamında KOBİ'lerimize kefalet desteği sunacağız. Yine finansman programındaki önemli bir destek unsurumuz da doğrudan 3 bin 500 lira maaş desteğinden yararlanamayan sektörlerimizdeki firmalara yönelik olacak. Emek yoğun 4 sektör dışındaki imalat sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ'lerimizin, 2025 Kasım-Aralık ortalama istihdam düzeylerini koruma taahhüdü karşılığında, kullandıkları kredilerde finansman maliyetinin 10 puanını KOSGEB karşılayacak. Böylelikle yıllık finansman maliyeti, yüzde 23'e kadar düşmüş olacak. Bu kapsamlı finansman programına işletmelerimiz, mart ayı başından itibaren başvurabilecek. Protokol imzaladığımız bankaların yapacağı kredi değerlendirme süreçlerinin ardından, tahsis edilen finansmana kolaylıkla erişilebilecek."
Kacır, emek yoğun sektörlerde istihdamı korumaya dönük adımlarla hedeflerinin bu sektörlerin ülke içinde makul bir hızla yer değiştirmesini sağlamak olduğunu belirtti.
Teşvik sisteminde gerçekleştirdikleri düzenlemeyle 1. bölgeden 4, 5. ve 6. bölge illerine taşınan yatırımlara istihdam teşviklerinden yararlanma imkanı getirdiklerini anlatan Kacır, "6. bölge destekleri sunduğumuz 24 ilde SGK primleri işveren paylarını 14 yıl, çalışan paylarını 10 yıl Bakanlık olarak karşılıyoruz. Sanayi Alanları Master Planımız ile de müteşebbislerimize Anadolu'da modern altyapıya ve güçlü lojistik bağlantılara sahip, güvenli yatırım alanları oluşturuyoruz." dedi.
Halihazırda tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektörlerinde faaliyet gösteren 90 AR-GE merkezi ve 74 tasarım merkezinde yenilikçi üretim anlayışını derinleştiren, tasarım yetkinliğini ileri taşıyan ve markalaşma kabiliyetini tahkim eden çalışmalar yürütüldüğünü kaydeden Kacır, "Avrupa Birliği (AB) Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında tekstil ve hazır giyim sektöründe katma değerli üretim kapasitesini artıran 3 projeyi hayata geçirdik." ifadesini kullandı.
Kacır, Türkiye Yüzyılı yolculuğunda yatırımın, istihdamın, üretimin ve ihracatın sürekliliğini destekleyen bütüncül uygulamaları devreye almaya, KOBİ'lerin finansmana erişimini kolaylaştırmaya, yatırım iştahını canlı tutmaya, üretim gücünü tahkim ve rekabet kabiliyetini artırmaya devam edeceklerini vurguladı.
Küreselleşme ve serbest ticaret döneminin kapandığına dikkati çeken Kacır, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Üretim kabiliyetleri, teknolojik öz yeterlilik, bölgesel ve ikili işbirlikleri önem kazanıyor. Bu tektonik değişim dönemine elde ettiğimiz kazanımlarla, güçlü bir sanayi altyapısıyla adım attık. Bu dönemden de kazançlı çıkan ülkeler arasında olmak için gerekli adımları atacağız. Sanayi altyapılarımızı, organize sanayi bölgelerimizi, endüstri bölgelerimizi geliştireceğiz. Lojistik bağlantılarımızı güçlendirecek, Kalkınma Yolu ve Zengezur Koridoru ile oluşacak fırsatları değerlendireceğiz. Sanayi Alanları Master Planımızda öngördüğümüz Samsun-Mersin, Sivas-Iğdır, Mersin-Şırnak ve Trabzon-Şırnak sanayi gelişim koridorlarıyla Anadolu şehirlerimizde sanayileşmeyi hızlandırarak Marmara'nın yükünü hafifleteceğiz. Sanayicilerimiz için uygun koşullarda finansman imkanlarını daha da çeşitlendireceğiz.
İnsan kaynağımızın yetkinlik setini genişletmeye, model fabrikalarla verimlilik ve dijital dönüşüm odaklı gelişim programları uygulamaya devam edeceğiz. Üretenin, bu ülke için alın teri, akıl teri dökenin, taş üstüne taş koyanın yanında olmayı sürdüreceğiz."
Çakar: KOBİ'lerin finansmana erişimi sağlanarak, nakit akışları rahatlatılacak
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Alpaslan Çakar, törende yaptığı konuşmada, imalat sanayisinin, ihracatın lokomotifi, teknolojik dönüşümün taşıyıcısı ve sürdürebilir kalkınmanın temeli olduğunu, KOBİ'lerin ise toplam işletmelerin yüzde 99'unu ve istihdamın 4'te 3'ünü meydana getirdiğini söyledi. Bu yapının sadece ekonomik değil, aynı zamanda ülkenin sosyal yapısının da temeli olduğuna işaret eden Çakar, şu ifadeleri kullandı:
"Küresel ölçekte yaşanan dalgalanmalar, finansmana erişimde yaşanan sorunlar, özellikle artan maliyetler, talep koşullarındaki belirsizlikler üretim yapan, istihdam sağlayan firmaların üzerinde baskı oluşturmaktır. Tam da bu noktada, üretimi, yatırımı, istihdamı korumak ve ona ilişkin etkin ve zamanında adımlar atmak en önemli sorumluluğumuzdur. Bu pakette, onun somut bir çalışma örneğidir. Paketle, imalat sanayinde faaliyet gösteren firmalarımızın işletme sermayesi ihtiyacı karşılanarak, finansmana erişimi sağlanacak. KOBİ'lerin finansmana erişimi sağlanarak, nakit akışları rahatlatılacak, üzerlerindeki maliyet baskısı azaltılacak. Mevcut istihdamın korunmasına katkı verilmiş olacak, etkin kapasitesinin kaybı önlenmiş olacak."
Çakar, Kredi Garanti Fonu (KGF) teminat mekanizması sayesinde, krediye erişimde teminat sıkıntısı yaşayan firmalar için güçlü bir destek zinciri oluşturduklarını anlattı. Reel sektöre, güçlü bir finansman desteği sağlayacaklarını vurgulayan Çakar, "Biz, zor zamanlarda reel sektörün yanında duran, ekonomimizin nabzını tutan ve özelikle büyüme dönemlerinde yatırımları destekleyerek, firmalarımızın ve reel sektörümüzün stratejik ortaklarıyız. Küresel rekabetin daha da artacağı, verimlilik ve teknolojik faaliyetlerin özellikle belirleyici olacağı bir döneme geliyoruz. Bankacılık sektörü olarak ticari kredilerimizin bugün itibariyle yüzde 33'ünü imalat sanayine vermiş olacağız. İmalat sanayi bir ülkenin ana taşıyıcısı, özellikle dış pazarlardaki rekabetteki ana gücü ve ana fonksiyonudur. Bankacılık sektörü olarak reel sektörü finanse etmeye devam edeceğiz." diye konuştu.
Akben: Katılım bankalarımız çözüm üreten birer iş ortağıdır
Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Akben de Katılım Bankaları sektörünün toplam aktif büyüklüğünün 2025 yılı sonunda 2 trilyon 222 milyar liraya ulaştığını bildirdi. Toplam bankacılık varlıkları içinde aldığı payın da yüzde 9,2'ye ulaştığını aktaran Akben, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Finansal ekosistemdeki istikrarlı gelişimimizi, artan derinliğimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Bizim için aktif büyüklüğümüzdeki bu gelişim kadar, büyümenin reel sektör odaklı niteliği de modelimizin başarısını simgelemektedir. Katılım bankalarımız sadece finansman sağlayan kurumlar değil, aynı zamanda çözüm üreten birer iş ortağıdır. Biz bu süreçleri yürütürken, ekosistem paydaşlarımızla tam bir uyum içinde hareket ediyoruz."
Akben, ihracatçıların küresel pazardaki varlığını güçlendirmek adına, Türk Eximbank ile katılım esaslı ürün ve hizmetleri hayata geçirdiklerini dile getirdi. Bu işbirliğinin en güncel ve stratejik adımı olarak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kaynaklı ihracatın finansmanını, reel sektörün kullanımına sunduklarına dikkati çeken Akben, şunları kaydetti:
"Aynı şekilde, KOBİ'lerimizin ve imalatçılarımızın finansmana erişimindeki teminat bariyerini açmak için sektörümüzün öz kaynaklarıyla kurulan Katılım Finans Sektörü Kefalet AŞ (KFK) üzerinden de çözüm üretiyoruz. KFK kuruluşundan bugüne kadar öz kaynak ve hazine destekli kefaletleriyle toplam 14 milyar lira kefalet hacmine ulaşarak, reel sektörümüze can suyu olmuştur. 2026 yılı sonunda 55 milyar liralık kefalet hacmine erişmeyi hedefliyoruz. KFK, sağladığı katılım esasında teminatlar sayesinde, finansman süreçlerindeki tıkanıklıkları gidermekte ve işlemcilerimizin üretim iştahını desteklemektedir. Bugün KOSGEB ile imzaladığımız bu protokolü de bu bütüncül ve sonuç odaklı yaklaşımımızın stratejik bir halkası olarak görüyoruz. Katılım bankalarımız fonlarını, üretime, istihdama, ihracat kapasitesine ve verimlilik yatırımlarına kanalize ederek, Türkiye'nin üretim ekonomisini desteklemeye kararlılıkla devam edecektir."
Konuşmaların ardından, "İmalat Sanayi Finansmanı ve İstihdamı Koruma Programı" için bankaların ve ilgili kurumların temsilcileri tarafından imzalar atıldı.
(AA)