Mehmet KAYA
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan itibaren ekonomik gelişimini bölümler halinde inceleyen Yüzyılın Ekonomisi kitabının tanıtımı ve konuların tartışılması için yapılacak panel serisinin ilki Ankara’da gerçekleştirildi. Aynı zamanda EKONOMİ yazarı olan Ömer Faruk Çolak’ın editörlüğünde, Efil Yayınevi tarafından yayımlanan 4 ciltlik kitapta, konu bazlı 61 bölümde, Türkiye’nin önde gelen iktisatçıları tarafından yüz yıllık perspektifi kavrayan makaleler yer alıyor.
Panelin açılışında konuşan Ömer Faruk Çolak, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda hemen hemen hiç sanayi kuruluşu olmadan, Osmanlı’dan borç devraldığını, savaşlar nedeniyle kaybedilen insanlar nedeniyle de insan gücü açığı bulunduğunu, 1940’lara kadar kadın-erkek nüfusunun dengelenemediğini hatırlattı. Çolak, Cumhuriyetin ilk döneminde özellikle erkek insan gücü açığı nedeniyle yaşanan gıda sorununun çözmeye odaklanıldığını vurguladı.
Ergun Türkcan ise konuşmasında Cumhuriyet dönemi ekonomik planlama dönemini değerlendirerek, Türkiye’nin gelişiminde proje paketi sayılabilecek birinci ve ikinci sanayi planlarının etkili olduğunu, dördüncü kalkınma planından sonra ise ağırlığın özel sektörün geliştirilmesi niteliğine dönüştüğünü vurguladı.
Cumhuriyetin bilim ve teknoloji alanındaki gelişimini yorumlayan İbrahim Semih Akçomak ise bilim ve teknolojiye yönelik başlangıçtan itibaren oluşturulan politikaların yakın zamanda destek-geliştirme araçlarının çeşitlendirilmesine ulaştığını ancak çok çeşitli alanlarda, çeşitli kurumlarca bilim ve teknoloji geliştirmeye yönelik araçlar (destek ve yönlendirmelerin) kullanıldığını, bu araçların bütüncül hedefe yönelmesi konusunda idrak sorunu bulunduğunu ve etki analizlerinin de yeterli yapılmadığını anlattı.
Cumhuriyet dönemi yabancı sermaye gelişimi ve buna yönelik politikaları değerlendiren Ayça Tekin Koru da Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yabancı sermaye çekme konusunda irade beyan edilse de bu konuda net bir politika oluşturulamadığını, 2000’lerde yükselen yabancı sermaye yatırımlarının da önemli bir bölümünün özelleştirmelerde geldiğini, son yıllarda ise gayrimenkul ağırlıklı bir görünüm oluştuğunu vurguladı.
Türkiye’nin Cumhuriyet dönemi ekonomik görünümünü küresel ekonomik eğilimler ışığında inceleyen Hüseyin Özel de, küresel genel ekonomik politikalar ile Türkiye’de uygulamaya alınan politikaların büyük ölçüde örtüştüğünü belirtirken, bunların kurumsallaşmasının ise zayıf kaldığını belirtti.
Türkiye’nin 80’li yıllardan itibaren neo-liberal politikaları ilk uygulayan ülkelerden biri olduğunu belirten Hüseyin Özel, son yıllarda ise küreselleşme eğiliminin baskın hale geldiği ortamda Türkiye’nin neo-liberal olmakla birlikte daha otoriter bir devlet yapısı görünümüne büründüğünü söyledi.