FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
İMSA Mermer firması yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tekin, 14-17 Nisan 2026 tarihleri arasında İzmir’de düzenlenen 31. Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’nın (Marble İzmir), sektörün tarihsel gücü ile güncel ekonomik darboğazı arasındaki keskin çelişkiyi bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
Orta Doğu’daki siyasi gerilimler ve küresel ekonomik dalgalanmalar nedeniyle fuarda stant sayılarının geçmiş yıllara oranla yarı yarıya düştüğünü ifade eden Tekin, bu durumun sektör temsilcilerini derin bir değerlendirmeye ittiğini kaydetti.
Mermerin binlerce yıllık hikayesinden küresel rekabetteki güncel konumuna uzanan kapsamlı bir analiz yapan Tekin, taşın hikayesi ve antik çağdan modern mimariye uzanan süreci şöyle anlattı:
‘’Mermer, sadece bir inşaat malzemesi değil, insanlık tarihinin, sanatın ve kalıcılığın simgesidir. Antik Yunan tapınaklarından Roma’nın sütunlarına, Osmanlı’nın eşsiz camilerinden modern gökdelenlere kadar mermer, her devirde medeniyetin imzası olmuştur. Dünya doğal taş rezervlerinin yüzde 40’ına ev sahipliği yapan Türkiye, aslında 3 bin yıllık bir mirasın üzerinde oturuyor. Ancak bu mirası geleceğe taşımak, taşı sadece ocaktan çıkarmakla değil, ona bir 'hikaye' yüklemekle mümkündür."
Teknolojik üstünlük ve marka vizyonu
Mermer sektörünün teknolojik üstünlük ve markalaşma vizyonu ortaya koyması gerektiğini dile getiren Ahmet Tekin, şöyle devam etti:
‘’Türkiye'nin hammadde tedarikçisi kimliğinden sıyrılıp ‘Türk Mermeri’ algısını bir dünya markasına dönüştürmesi gerekiyor. Bunun için öncelikle Teknolojik güç olunmalı. Türkiye, bugün İtalya ve İspanya gibi rakipleriyle yarışabilecek düzeyde teknolojik parkurlara sahiptir. Fabrikalarımız, dünyanın en prestijli projelerine hassas kesim ve ileri yüzey işlemleriyle ürün gönderecek kapasitededir.
Tasarım Odaklı Katma Değer yaratılmalı. Mermer bir emtia (sıradan mal) olmaktan çıkarılıp, mimari bir sanat eseri olarak pazarlanması şarttır. Her taşın çıktığı coğrafyanın ruhunu yansıtan markalaşma çalışmaları, küresel rekabetteki en büyük kozumuzdur.’’
"Ekonomik kıskaç: Kaliteli üretim, düşük rekabet gücü"
Fuarın bu yılki sessizliğini sektörün içinden geçtiği ekonomik zorlukların bir yansıması olarak değerlendirildiğini belirten Ahmet Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘’Özellikle Orta Doğu pazarındaki jeopolitik riskler nedeniyle yaşanan kan kaybı, stant sayılarına doğrudan yansıdı. Sektörün içinde bulunduğu ‘Maliyet-Kur Makası’ tehlikeye gidiyor. Üretim maliyetlerimiz (enerji, işçilik, lojistik) dolar bazında hızla artarken, baskılanan döviz kuru nedeniyle satış fiyatlarımızı rakiplerimize (İtalya, Yunanistan, Mısır) karşı koruyamıyoruz. Kalitede dünya standartlarının üzerindeyiz ancak fiyat rekabetinde elimiz zayıflıyor.’’
Çözüm önerileri
Pazarı kaybetmemek için acil adımlar atılmasını isteyen Tekin, talep ve önerilerini şöyle sıraladı:
‘’Savaşlar ve krizler geçici, ancak kaybedilen pazarları geri kazanmak yıllar alacak. İhracatçıya özel kur desteği sağlanmalı. Enflasyonla uyumlu bir kur politikası veya ihracatçıya yönelik özel kur farkı destekleri hayata geçirilmelidir. Enerji teşvikleri verilmeli. Mermer ocakları ve fabrikaları için stratejik enerji indirimleri uygulanmalıdır. Pazar çeşitlendirmeli. Orta Doğu'daki daralmayı telafi edecek Uzak Doğu ve Kuzey Amerika pazarlarına yönelik devlet destekli agresif tanıtım stratejileri izlenmelidir.’’
Türk mermerinin dünyadaki liderliğini sürdürebilmesi için üreticinin maliyet baskısı altında yalnız bırakılmaması gerektğine dikkat çeken Tekin, ‘’Ekonomik zemin güçlendirilmediği takdirde, Türkiye'nin dünya pazarlarındaki payının kalıcı olarak rakiplere devredilme riski kapıdadır’’ dedi.
"Doğal Taş Bakanlığı kurulmalı"
10 yıl önce Çin plaka pazarında Türk doğal taşlarının yüzde 50–60 paya sahipken, son yıllarda bu oranın yüzde 15’lere kadar gerilediğine dikkat çeken Ahmet Tekin, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’Bu durumu yalnızca Çin pazarındaki daralmaya bağlamak yeterli değildir; sektör olarak bizim de nerelerde hata yaptığımızı tespit etmemiz, eksiklerimizi analiz etmemiz ve buna göre yeni bir yol haritası oluşturmamız gerekmektedir. Hatta daha ileri bir yaklaşımla, mevcut yapının ötesine geçilerek bir Maden Bakanlığı, hatta sektöre özel bir perspektifle Doğal Taş Bakanlığı kurulması dahi değerlendirilmelidir. Bu yapı; sektöre yön verecek stratejik analizler yapmalı, üretimden ihracata kadar tüm süreçleri planlamalı, yeni pazar arayışlarını desteklemeli ve Türkiye’nin doğal taşta küresel rekabet gücünü yeniden artırmalıdır. Bugün ihtiyaç duyulan şey sadece kaybın sebeplerini konuşmak değil; çözüm üreten, ihracatı artıran, sektörü yeniden ayağa kaldıran kurumsal ve vizyoner adımları hayata geçirmektir.
"Sektör daralıyor"
Batı Akdeniz İhracatçı Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu üyesi ve mermer üretici ve ihracatçısı Mustafa Küçükyaman da, 31. Uluslararası İzmir Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarına, BAİB üyesi 70’e yakın ihracatçının stantla katıldığını bildirdi.
Küçükyaman, ‘’Son yıllarda katılımcı stant sayısı düşerken maalesef ki katılımcı müşteri ve talep sayısı da düşüktü. Dünyada yaşanan global sorunlar savaşlar ve benzeri ülkemizdeki maliyet artışları, finansa erişim ve finans maliyetleri kur düşüklüğü, kur baskısı, maliyet artışları rekabet gücümüzün azalması sebep olmaktadır. Dolayısıyla sektör her geçen gün daralmaktadır’’ dedi.