AYSEL YÜCEL
Alman teknoloji devi Bosch, Almanya Renningen’deki ana araştırma kampüsünde geçen hafta düzenlediği uluslararası basın buluşmasında, finansal sonuçlarının yanı sıra mobilitenin geleceğine yön verecek yeni nesil teknolojilerini tanıttı. Otonom sürüşten araç içi sağlık çözümlerine uzanan geniş yelpazedeki sunumlar, otomotiv sektörünün geçirdiği dönüşümün yönünü net biçimde ortaya koydu. Togg ile mevcut iş birliğine işaret eden Bosch yöneticileri, bu teknolojilerin Türkiye’de de devreye alınabileceğinin sinyalini verdi.
Bosch’un üzerinde yoğunlaştığı Seviye 3 (koşullu otonom) sürüş teknolojisi, belirli şartlar altında sürücünün araca müdahalesine ihtiyaç duymadan ilerleyebiliyor. Ancak şirketin dikkat çeken asıl yeniliği, bu otonom yapıyı sürücü sağlığıyla entegre eden sistemler oldu. Geliştirilen sensörler ve yazılımlar sayesinde sürücünün yorgunluk seviyesi, kalp ritmi ve vücut sıcaklığı anlık olarak takip ediliyor. Olası bir sağlık problemi ya da bilinç kaybı durumunda ise araç, kontrolü devralarak güvenli şekilde yol kenarına yanaşıyor ve otomatik acil çağrı gerçekleştiriyor. Bu özellikler, otonom sürüşün yalnızca konfor değil, doğrudan hayat kurtaran bir güvenlik katmanı haline geldiğini gösteriyor.
Araştırma merkezinde misafirleri Togg karşıladı
Etkinlikte dikkat çeken unsurlardan biri de Türkiye’nin yerli elektrikli otomobili Togg oldu. Araştırma merkezinin girişinde sergilenen T10X modeli, uluslararası basın mensuplarının yoğun ilgisiyle karşılaştı. Bosch mühendisleri de Togg’un performansı ve teknolojik altyapısına vurgu yaptı. Toplantı kapsamında sorularımızı yanıtlayan Bosch Mobilite’den sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Markus Heyn, Seviye 3 otonom sürüş ve sağlık teknolojilerinin Togg’da da yer alabileceğinin sinyalini vererek iş birliğinin geleceğine dair önemli bir ipucu paylaştı. Heyn, “Bunun en net cevabını elbette Togg’daki arkadaşlarımıza sormanız gerekir. Ancak biz bu teknoloji üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Togg da birlikte çalıştığımız firmalardan biri. İlerleyen dönemde bu teknolojileri Togg’da görmemek için bir sebep yok. Neden olmasın?” diyerek kapıyı açık bıraktı.
Bu açıklama, Bosch ile Togg arasındaki mevcut iş birliğinin daha ileri bir aşamaya taşınabileceğine işaret ederken, Türkiye otomotiv ekosistemi açısından da önemli bir potansiyel ortaya koyuyor. Elektrikli dönüşümün ardından otonom ve bağlantılı araç teknolojilerinde de Türkiye’nin daha güçlü rol üstlenebileceğine yönelik beklentiler artıyor.
“Togg, kelebek etkisi yarattı”
Bosch Türkiye ve Orta Doğu Başkanı Daniel Korioth de iş birliğinin önemine dikkat çekti. Togg ile başlangıcından bu yana teknoloji ortağı olmaktan memnuniyet duyduklarını belirten Korioth, bu sürecin yalnızca bir ürün geliştirme projesi olmadığını, aynı zamanda geniş bir ekosistem etkisi yarattığını vurguladı. Türkiye’nin elektrikli araç pazarında Avrupa’da dördüncü sıraya yükseldiğini hatırlatan Korioth, Bosch’un Türkiye’de kurduğu elektrikli araç aplikasyon ve kalibrasyon yetkinlik merkezinin bu büyümede önemli rol oynadığını ifade etti. Korioth, Türkiye’deki mühendislik ekibinin kazandığı deneyimi üniversitelerle paylaştığını da belirterek, “Togg gibi projeler yalnızca kendi başarılarıyla sınırlı kalmıyor, tüm ekosistemde bir ‘kelebek etkisi’ yaratıyor” dedi.
Karakaş: Kullanıcı şehir içi otonom teknolojilere güveniyor
Mehmet Gürcan Karakaş da son dönemde yaptığı açıklamalarda kullanıcı beklentilerinin otonom sürüşte nasıl şekillendiğine dikkat çekiyor. Karakaş, son olarak katıldığı bir etkinlikte şu değerlendirmeyi yapmıştı: “Bugün kullanıcılar A noktasından B noktasına otoyol hızlarında, örneğin uyuyarak gitmeyi talep etmiyor. Ancak sürüş sırasında yapılabilecek hataları minimize eden, geç fark edilen riskleri ortadan kaldıran teknolojilere oldukça açıklar. Togg olarak biz de halihazırda bunu sunuyoruz. Kullanıcıların büyük bölümü ise özellikle yoğun dur-kalk trafikte 30-40 km/s hızlara kadar otonom ilerleyebilen, çevresindeki trafiği ön, arka ve yanlardan izleyerek sürüşü kolaylaştıran ‘yoğun trafik asistanı’ gibi sistemleri talep ediyor. İstanbul gibi metropollerde sabah ve akşam saatlerinde yaşanan uzun yolculukları daha az yorucu hale getirecek bu teknolojiyi de yıl içinde devreye almayı planlıyoruz.”