FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
QTerminals Antalya Liman İşletmesi Genel Müdürü Hüseyin Sipahioğlu, EKONOMİ gazetesine yaptığı açıklamada, Antalya Limanı’nın geçmiş yönetimlerden bu yana Antalya kenti ve iş dünyası tarafından olumsuz bakıldığını, bu olumsuzluğu da yeni yatırımlarla kırmak istediklerini söyledi.
Bir yıl önce göreve geldiğini ve bu sürede Antalya Limanı’na 12 milyon dolarlık yatırım yapıldığını belirten Sipahioğlu, 2026’nın ilk yarısında elleçleme ve konteyner yüklemesinde yüzde 36 artış yaşandığını söyledi.
Limanın işletme süresinin 2047 yılına kadar devam edeceğini ifade eden Sipahioğlu, Antalya Limanı Master Planı hazırladıklarını bildirdi.
Liman Master Planının uygulamaya geçmesiyle birlikte önümüzdeki 2,5 yıllık süreçte 100 milyon dolarlık yatırım hedeflendiğini anlatan Sipahioğlu, ‘’Antalya iş dünyası ve Antalyalılar arasında liman hakkında olumsuz görüşler hakim. Bu olumsuzluğu kırmak istiyoruz. Antalya limanını bölge iş dünyası ve şehre yatırımlarımızla anlatarak olumsuzluğu kırmak ve şehirle bütünleşmek istiyoruz’’ dedi.
Dünyada liman ve şehrin birbirini büyüten bir ekosistem olduğunu, bulunduğu kente ilham veren birçok liman bulunduğunu örneklerle anlatan Sipahioğlu, şunları kaydetti:
‘’Bir liman, yalnızca gemilerin yanaştığı bir rıhtım değildir, bir şehir de yalnızca limanına ev sahipliği yapan bir yerleşim değildir. Liman şehri besler, şehir limanı büyütür. Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 80'inden fazlası deniz yoluyla taşınıyor. Bir limanın yarattığı ekonomik değer, rıhtımda başlayıp rıhtımda bitmez. Lojistik firmalarından gümrük müşavirlerine, nakliyecilerden sigortacılara, otellerden restoranlara kadar bir istihdam ve gelir oluşturur. İhracatçı için liman, ürününü dünyaya ulaştıran kapıdır, şehir için ise vergi geliri, istihdam ve uluslararası görünürlük demektir.’’
Anadolu’nun, ‘liman şehri’ kültürünün en köklü coğrafyalarından biri olduğunu vurgulayan Hüseyin Sipahioğlu, İzmir’in, binlerce yıldır Ege'nin ticaret kapısı olma kimliğini bugün Alsancak Limanı ve gelişen kruvaziyer trafiğiyle sürdürdüğünü, Mersin’in ise Türkiye'nin en büyük konteyner limanlarından birine ev sahipliği yaparak Doğu Akdeniz'in lojistik üssü hâline geldiğine dikkat çekti.
İstanbul Galataport projesinin, tarihi Karaköy rıhtımını kruvaziyer terminali, müzeler ve yaşam alanlarıyla birleştirerek liman ile kentin nasıl iç içe geçebileceğinin güncel bir örneğini sunduğunu ifade eden Sipahioğlu, şöyle devam etti:
‘’Kocaeli ve Tekirdağ gibi sanayi kentlerinde ise limanlar, üretim ile dış pazarlar arasındaki en kısa köprü olarak bölgesel kalkınmanın taşıyıcısı oldu. Limanına yatırım yapan şehir büyür, şehriyle bütünleşen liman güçlenir. Modern liman-şehir ekosisteminin en kritik ayağı çevredir. Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) karbon azaltım hedefleri, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve EcoPorts gibi çevre sertifikasyon sistemleri, limanları yeşil dönüşümün öncüsü olmaya yönlendiriyor. Gemilere kıyıdan elektrik sağlanması, elektrikli ve düşük emisyonlu liman ekipmanları, atık yönetimi, deniz suyu kalitesinin korunması ve enerji verimliliği artık bir tercih değil, rekabetin ön koşulu hâline gelmiştir. Bu dönüşümün kazananı yalnızca çevre değil, bizzat şehrin kendisidir.’’
"Antalya, Batı Akdeniz’in dış ticarete açılan kapısı"
Antalya denince akla önce turizm geldiğini, oysa Antalya’nın aynı zamanda Batı Akdeniz'in dış ticarete açılan kapış olduğunu ifade eden Sipahioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘Antalya Limanı, bu iki kimliği aynı çatı altında buluşturan ender örneklerden biridir. Bir yanda bölgenin mermerini, tarım ürünlerini ve sanayi mallarını dünya pazarlarına taşıyan bir ticaret limanı, diğer yanda kente uluslararası ziyaretçi kazandıran bir kruvaziyer destinasyonu. Antalya Limanı, 2026'nın ilk yarısında genel kargo ihracatında son 11 yılın, konteyner trafiğinde son 4 yılın en güçlü ilk altı aylık sonuçlarına ulaştı. Bölgenin simge ihraç ürünü olan blok mermerde yakalanan rekor seviyeler, limanın Antalya ve hinterlandındaki üreticiye sunduğu lojistik avantajın somut kanıtıdır. Kruvaziyer de ise kent tarihinin en büyük yolcu gemisi olan 335 metrelik Aroya’nın ağırlanması ve yolcu sayısının bir yılda 7 binden 20 binin üzerine çıkması, Antalya'nın deniz turizmindeki potansiyelini gözler önüne serdi. Gemiden inen her ziyaretçi; Kaleiçi'nin sokaklarında, kentin müzelerinde ve esnafının tezgâhında bu ekosistemin şehre dönen yüzünü temsil ediyor.’’
"EcoPorts standartları öncelikli"
QTerminals Antalya'nın yaklaşımının, liman-şehir birlikteliğinin çağdaş bir nitelik olduğunu vurgulayan Hüseyin Sipahioğlu sözlerini şöyle tamamladı:
‘’12 milyon doları aşan ekipman yatırımıyla kapasitesini güçlendiren liman, engelli erişimine uygun yolcu terminali yenilemesi ve Türkiye'de ilk kez uygulanan yüz tanımalı geçiş sistemiyle ziyaretçi deneyimini iyileştiriyor. Kapasite artışına yönelik master plan çalışmalarında ise çevre duyarlılığı ve yeşil enerji kullanımıyla EcoPorts standartları öncelik hale geliyor. Liman ve şehir, birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Hamburg'un kültürle, Barselona'nın turizmle, Rotterdam'ın yeşil enerjiyle, Kopenhag'ın yaşam kalitesiyle kanıtladığı gerçek. İzmir'den Mersin'e Türkiye'nin liman kentlerinde de karşılık buluyor. Antalya ise turizm gücünü ticaret ve denizcilikle harmanlayarak bu ekosistemin Akdeniz'deki en umut verici örneklerinden birini inşa ediyor.’’