VEYSEL AĞDAR
Geçen yıl fiyat artışlarıyla gündeme gelen yumurtada bu Ramazan ayında artış beklenmiyor. Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı İbrahim Afyon, geçen yıl uygulanan fon kesintisi ve ardından getirilen ihracat kısıtlaması iç piyasada arz fazlasına yol açtığını, bunun da üretici fiyatlarını baskıladığını söyledi. Her yıl Ramazan döneminde yumurta fiyatlarında sınırlı da olsa bir hareketlilik yaşandığını hatırlatan Afyon, bu yıl ise arz fazlası nedeniyle fiyat artışı öngörmediklerini kaydetti. Geçen yıl Eylül ayında hem okulların açılması hem de ABD’den gelen talebin birleşmesiyle iç piyasada fiyatların yükseldiğini, bu artışı dengelemek amacıyla getirilen ihracat kısıtlamalarının üretici fiyatlarını baskıladığını ifade eden Afyon, üreticinin maliyetin altında ürün sattığını söyledi.
Piyasada üretim ve arz fazlası var
Geçen yıl Nisan’da 5,45 TL’ye, Eylül 2025’te de 5,10 liraya kadar çıkan Eski ana (large) yumurtanın tanesi şuan toptancıda 4,10 lira civarında olduğunu vurgulayan Afyon, “Ramazan’da geleneksel olarak bir kıpırdanma olurdu. Ancak piyasada ciddi bir arz fazlası var. Bu nedenle tüketici fiyatlarında korkulan artışı olmadı. Üretici mevcut yem fiyatlarıyla maliyeti ancak sınırda karşılayabiliyor. Bugün birçok üretici maliyetine, hatta zaman zaman maliyetin altında satış yapıyor. Bir tavuk bir yumurta üretmesi için ortalama 250 gram yem tüketiyor. Üretici 4,25 liraya mal ettiği yumurtanın tanesini ancak 3-3,5 liraya, toptancıda 4,10 liraya satabiliyor” diye konuştu.
“Fiyat artışı algısı iyi analiz edilmeli”
Perakende fiyatlarda zaman zaman ‘artış algısı’ oluştuğunu belirten Afyon, “Bu tüm sektöre mal edilmemeli. Eğer raf fiyatlarında artış görülüyorsa bunun nedeni iyi incelenmeli. Daha önce zararına satış mı yapıldı, yoksa Ramazan fırsatçılığı mı söz konusu? Özellikle organik, gezen tavuk ya da köy yumurtası adı altında çok yüksek fiyatlar talep edilebiliyor. Bu istismarcıları tüm yumurta üreticilerine mal edilmemeli” dedi. Ulusal zincir marketlerin son dönemde yüksek oranlı indirim kampanyaları yaptığını hatırlatan Afyon, raf fiyatlarının genel olarak makul seviyelerde olduğunu söyledi. Geçen yıl 250 lira civarında olan bir koli yumurtanın fiyatı şuan 170 ila 200 lira arasında, 10’luk organik gezen tavuk yumurtası da 88 ila 115 lira arasında değişiyor.
“İhracat kısıtlaması arz fazlasını artırdı”
Ramazan döneminde fiyatların dengelenmesinde ihracatın kritik rol oynadığını vurgulayan Afyon, ihracatın kayda bağlanmasının fiili bir kota anlamına geldiğini belirterek şunları söyledi: “İhracat alabildiğince serbest olmalı. Yapılan ihracat kadar üretim olur. İhracat kısıtlandığında iç piyasada arz fazlası oluşuyor ve fiyat baskılanıyor. İç piyasa fiyatlarını üretici üzerinden dengelemeye çalışmak doğru değil.” İhracat kısıtlamalarının pazar kayıplarına yol açtığını vurgulayan Afyon, “Bizim boşalttığımız pazarları rakip ülkeler kapasite artırarak doldurdu. İhracat serbest olsa da tekrar aynı pazarı kazanmak çok zor olacak” diye konuştu.
Önce fon kesintisi, ardından ihracat kısıtlaması getirildi
Geçen yıl görülen kuş gribi nedeniyle üretimde düşüş yaşanırken, ABD başta olmak üzere bazı ülkelere yönelik ihracat süreçleri üzerinden yapılan spekülasyonlar ve Ramazan döneminde artan tüketim fiyatları yukarı çekmişti. Ticaret Bakanlığı da, Mart ayında iç piyasada “fahiş fiyat” artışını engellemek ve fiyat istikrarını sağlamak amacıyla yumurta ihracatına önce kilo başına 0,5 dolar DFİF kesintisi getirmiş, daha sonra bu tutarı 1,5 dolara çıkarılmıştı. İkinci müdahale ise Eylül 2025’te geldi. Okulların açılması ve ABD talebinin artmasıyla toptanda 3,60 liraya kadar gerileyen Eski ana (large) yumurta fiyatı kısa sürede 5,10 liraya yükselmiş, perakende fiyatlar da 10 liranın üzerine çıkmıştı. Bunun üzerine Bakanlık fon kesintisini artırmak yerine ihracat kısıtlamasına gidildi.
Fiyatlar yüzde 9,5 geriledi
Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, geçen yıl getirilen kısıtlamalar sonucunda sofralık yumurta ihracatında yüzde 50 gerileme yaşandığını söyledi. Her yıl Ramazan ayında tüketimdeki artışa paralel fiyatlarda bir hareketlenme olduğunu ifade eden Girit, bu Ramazan’da tam tersi olduğunu fiyatların 2025 Şubat ayına göre yüzde 9,5 gerilediğini söyledi. Nedeni ise ihracattaki düşüş iç piyasada arzı artırdı diyen Girit, “Kısıtlamalar sonucu var olduğumuz pazarlarda spotçu konumuna düştük. Kontrat imzalarken tereddüt yaşıyoruz. Alıcı ‘emin misin diyor. Gönderip gönderebileceğini biliyor musun diyor. Garanti verebilir misin bana diyor. Bizde bu sefer kontrat imzalamaktan eskilerin deyimiyle imtina ediyoruz. Belirsizlik nedeniyle ceza ödemek zorundasınız. Tabii tabii. Onun için biz de şimdi imzalamadan göndermenin yoluna bakıyoruz. O zaman Ama bu sefer ne oluyor? Sportçu oluyorsun. Yani önümüzdeki malı satamıyorsun” dedi. Girit, en büyük riskin üreticinin üretimden vazgeçmesi olduğunu sözlerine ekledi.
Kısa dönemde pansuman işe yaramaz
Alınan ihracatı kısıtlama tedbirlerin kısa dönemde pansuman etkisi yapsa da uzun dönemde etkisinin tüketicinin aleyhine bir durum olduğunu kaydeden Girit, İhracat olmayan bir sektörde üreticinin büyümede finansı yetmeyeceği için üreticinin küçülmekten başka çaresi kalmayacağını belirtti.
İhracat kısıtlamasının üretici ve ihracatçı için iki temel sorunu
1- Kaybettiğimiz pazarların, tekrar almak için daha yüksek bedel ödemek zorundayız. Ürün gönderemediğin için sürdürülebilir tedarik olmadığı için seni raftan çıkartıyor. Bu sefer diyelim ki 100.000 dolar raf parası istiyorsun onu bir daha istiyor.
2- Sektörde finans erişim çok zor. İhracatta parayı peşin ya da ön ödemeli alıyoruz. Bu üreticiye finansman kaynağı yaratıyor. İhracatçı dolayısıyla bankadan alamadığı finansı oradan alıyor.