YENER KARADENİZ/İSTANBUL
Türkiye tekstil sektöründe 2025 yılında toplam ihracat 2024’e paralel bir seyir izlerken, alt ürün gruplarında önemli bir yapısal dönüşüm dikkat çekti. Geleneksel olarak ihracatta ilk sırada yer alan dokuma kumaş, liderliği teknik tekstile bırakırken, bu değişim sektörün üretim ve ihracat kompozisyonunda katma değeri yüksek alanlara yönelimin güçlendiğine işaret etti. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) verilerine göre teknik tekstil ihracatı, 2025 yılında yüzde 2,8 artışla 2 milyar 327 milyon dolara yükselerek sektörün en büyük ihracat kalemi oldu. Aynı dönemde dokuma kumaş ihracatı 2,3 milyar dolar seviyesinde yatay seyrederken, iplik, örme kumaş ve ev tekstili ürün gruplarında sınırlı gerilemeler yaşandı. Teknik tekstil; giyim amacı dışında, belirli bir fonksiyonu yerine getirmek üzere üretilen tekstil ürünlerini kapsıyor. Dayanıklılık, hafiflik, ısıya ve kimyasallara direnç, filtreleme, koruma veya yalıtım gibi özellikleriyle öne çıkan bu ürünler, yüksek teknoloji ve mühendislik bilgisi gerektirmesi nedeniyle klasik tekstil ürünlerinden ayrışıyor. Bu alan; otomotiv, savunma sanayi, inşaat, sağlık, tarım, enerji ve havacılık gibi birçok sektöre girdi sağlıyor.
AB klasik tekstilden ayrışıyor
Medikal tekstiller, koruyucu giysiler, otomotiv iç döşemeleri, jeotekstiller, filtreleme ürünleri, balistik kumaşlar ve endüstriyel kullanım amaçlı teknik yüzeyler, teknik tekstilin öne çıkan alt başlıkları arasında yer alıyor. Küresel ölçekte gelişmiş ülkelerin uzun süredir ağırlık verdiği teknik tekstil, dünya tekstil ticaretinin en hızlı büyüyen alanlarından biri olarak kabul ediliyor. Geleneksel tekstil ürünlerinde rekabetin büyük ölçüde maliyet odaklı ilerlediği küresel pazarda, teknik tekstil; bilgi, teknoloji ve inovasyon temelli yapısıyla ülkelerin ihracat stratejilerinde özel bir konuma sahip bulunuyor. Tüm bu nedenler ile küresel teknik tekstil ihracatı, büyümesini sürdürüyor. Maske ve koruyucu giysilerin de etkisi ile en yüksek küresel ihracat hacmine 120 milyar doların üzerine çıkarak 2021 ve 2022 yıllarında ulaşan sektör 2024’te ise 119 milyar dolarlık hacme ulaştı. Bu yıl sektörün salgın dönemi ihracatını da geride bırakması bekleniyor. Çin, yüzde 28,1 payı ile dünya teknik tekstil ihracatında ilk sırada yer alırken Almanya yüzde 7,4 pay ile ikinci, ABD ise yüzde 6,9 pay ile 3. Teknik tekstil ihracatçısı ülke konumunda bulunuyor. Bu veriler de teknik tekstilin gelişmiş ülkeler nezdinde hala önemini koruduğunu gösteriyor. Türkiye ise gerçekleştirdiği 2 milyar 264 milyon dolar ihracat ile küreselden yüzde 2 pay elde ettik ve en büyük 14. Teknik tekstil ihracatçısı ülke konumunu sürdürdü. Geçen yıl ise bu değer 2 milyar 327 milyon dolara çıkarak salgın sonrası 3 en yüksek ihracat değerine ulaşıldı.
Tercih değil zorunluluk
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sami Aydın, İtalya’dan Almanya’ya Hindistan’dan Çin’e kadar birçok ülkenin tekstil üretimini hemen hemen benzer tezgahlarda gerçekleştirdiğini anlattı.
Aydın, “Ama işin içine girdiğinizde olay çok farklı yerlere gidiyor. Bundan sonra üretmekten ziyade sürdürülebilir, inovatif üretim ön plana çıkıyor. Bu tip teknik üretim gerçekleştiremediğiniz takdirde marka olma şansınız da kalmıyor. Şu an Türkiye olsun diğer Avrupa ülkeleri olsun üretim yapanlar ciddi şekilde inovatif ürünlere emek harcıyorlar yatırım yapıyorlar. Pandemi sonrası tüketicilerin konfor talebi arttı. Konfor alanında taviz vermek istemeyenlerin taleplerine yönelik bu kategori de çoğunlukla. Bunun içinde savunma sanayiinden medikale kadar birçok farklı alan giriyor. Her firma şu an inovatif üretime yönelmediği takdirde talep gelmiyor. Bu tarz üretime yönelenlere bakış açısı da değişiyor. Tekstilde artık inovatif teknik tekstil ürünleri en ön sırayı almaya başladı. Halı üretiminde bile sensörlü halılar güneş enerjisini toplayan halılar, kendi kendini temizleyen ürünler, perdeler döşemelikler kumaşlar. Bunların hepsi bu kategorinin içinde” dedi. Teknik tekstilin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini belirten Ali Sami Aydın, şöyle devam etti: Bu zorunluluğu yerine getiren firmalar çok daha rahat üretim yapacak ve dünyaya mal satabilecek. Ama tek düze üretim yapanların hepsi çok zorlanacak. Konfeksiyoncuların yaşadıklarını yaşayacaklar. Teknik tekstili olmayan firmalar yarıştan geride kalacak. Devletin de burada çok imrendirici ve çözüm ve teşvikleri var.”
■ Türkiye’nin en büyük pazarları da gelişmiş ülkeler
Ülke bazında incelendiğinde, ABD teknik tekstil ihracatında açık ara liderliğini sürdürdü. 2025 Ocak– Aralık döneminde ABD’ye yapılan teknik tekstil ihracatı yüzde 10,2 artışla 218,7 milyon dolara ulaştı. ABD, toplam teknik tekstil ihracatından yüzde 9,4 pay aldı. ABD’yi Almanya ve İtalya izledi. Almanya’ya yapılan ihracat yıl genelinde yüzde 5,2 gerileyerek 171,4 milyon dolara inerken, İtalya’ya ihracat yüzde 0,7 artışla 162,7 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. İngiltere, 2025’te yüzde 12,9’luk artışla 141,6 milyon dolara ulaşarak dikkat çeken pazarlardan biri oldu. İspanya ve Fransa da artış kaydeden ülkeler arasında yer aldı. İspanya’ya teknik tekstil ihracatı yüzde 5,3 artışla 101 milyon dolara, Fransa’ya ihracat ise yüzde 5,7 artışla 91,7 milyon dolara yükseldi. Oransal bazda en dikkat çekici artış ise Fas ve Polonya pazarlarında yaşandı. Fas’a teknik tekstil ihracatı 2025 yılında yüzde 42,8 artarak 73,8 milyon dolara çıktı. Polonya’ya ihracat ise yüzde 14,8 artışla 75,4 milyon dolara ulaştı. Ürün grupları bazında teknik tekstil ihracatında liderliği 824,4 milyon dolarlık ihracatla dokunmamış mensucat sürdürdü. Bu kalem, 2025’te toplamın üçte birinden fazlasını oluşturdu. Ambalaj amaçlı teknik tekstiller de büyümesini korurken, torba ve çuvallar ile vatka ve keçeler ihracatta öne çıkan diğer gruplar oldu. Plastik kaplamalı mensucat artış gösterirken, kord bezi ihracatında gerileme yaşandı.