HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ
Kayseri Ticaret Odası (KTO) haziran ayı meclis toplantısı yapıldı.
KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, meclis toplantısında güncel ekonomik ve jeopolitik gelişmelere yönelik açıklamalar yaptı. Dünyada yaşanan eksen değişimini ve dönüşümü çok doğru okumak; değişen ticaret koridorlarında Türkiye’yi ve Kayseri’yi en doğru, en stratejik pozisyona yerleştirmek gerektiğini söyledi. Küresel piyasalarda artık yalnızca savaşın maliyetlerinin değil, barışın ekonomik sonuçları ve merkez bankalarının beklenti yönetimlerinin de konuşulduğunu aktaran Gülsoy, “Türkiye'nin coğrafi konumu, güçlü sanayi altyapısı, savunma sanayisi kapasitesi ve çok yönlü diplomatik ilişkileri sayesinde bu yeni dönemde jeopolitik ağırlığı çok yüksek. Bugün bizim için asıl mesele, bu stratejik önemi kalıcı bir ekonomik değere dönüştürüp dönüştüremeyeceğimiz meselesidir. Bunu da üretken yatırımları artırarak, yüksek katma değerli sektörleri güçlendirerek ve makroekonomik istikrarı koruyarak başaracağız. Türk özel sektörü ve Kayseri tüccarı bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üzerine düşeni yapmaya hazırdır” dedi.

“İhracatın zayıflaması büyümenin kalitesi bakımından ciddi bir uyarı”
Şu anki fırsatın doğru politikalarla desteklenerek gelecek 10 yılda Türkiye’nin en büyük ekonomiler arasında adından söz ettirebileceğinin altını çizen Gülsoy, mevcut durumla ilgili de “Ekonomimiz ciddi bir geçiş ve dengeleme döneminde. Küresel belirsizliklere rağmen ticari esnekliğimiz ve üretim motivasyonumuz ekonomimizi diri tutmaya gayret ediyor ancak madalyonun diğer yüzündeki sinyalleri de rasyonel bir gözle okumalıyız. En çok dikkat etmemiz ve üzerinde durmamız gereken yer, maalesef bu yıla da daralmayla başlayan sanayi sektörümüzdür. Türkiye tüketerek büyüyemez. İç tüketim büyümeyi taşırken sanayinin, yatırımın ve ihracatın zayıflaması, büyümenin kalitesi bakımından ciddi bir uyarıdır. Kalıcı zenginlik ithal edilmez; fabrikada, laboratuvarda ve atölyede inşa edilir. Uzun vadede yatırımı, sanayiyi ve üretimi mutlaka muhafaza etmek ve desteklemek zorundayız” değerlendirmesinde bulundu.
“Süreç sadece faiz kararlarıyla yönetilemez”
Girdi ve maliyet artışları sürerken, maliyetlerin altında tutulan ve baskılanan kur politikası nedeniyle iş dünyasının küresel pazarlardaki rekabet gücünün zayıfladığını ve karlılık baskısının arttığını hatırlatan Gülsoy, “Yüksek enflasyon sadece fiyatları artıran bir sorun değil; yatırım kararlarını öngörülemez kılan, finansmana erişimi zorlaştıran temel bir istikrarsızlık kaynağı. Dezenflasyon programında bugün çift yönlü bir riskle karşı karşıyayız: Bir yanda yüksek enflasyon, diğer yanda büyümede belirgin bir ivme kaybı. İkisini aynı anda yönetmek zorundayız. Süreç sadece faiz kararlarıyla yönetilemez. Çarkların durmaması adına, üreticinin hammadde ve işletme sermayesine ulaşabilmesi için seçici kredi mekanizmaları çok daha aktif bir şekilde işletilmelidir. Bu doğrultuda, reeskont kredi faizlerinde net bir düşüş ve limitlerde reel bir artış beklentisi içindeyiz. KOBİ’lerimiz için yeni devreye alınan TOBB Nefes Kredisi’nin, sahada çok önemli bir can suyu olduğuna inanıyoruz. Toplam 100 milyar TL hacim ile tekrar açılan bu kredinin limitleri çok kısa sürede tükendi. Üyelerimizin yeni limit beklentisinde olduğunu ve bu konudaki taleplerimizi TOBB Başkanımıza da bizzat ilettik” ifadelerini kullandı.