FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkan Vekili ve Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, otellere sıkışan turistin şehre inmediğini, esnafın da para kazanamadığını kaydetti.
‘Her şey dahil’ sisteminin turizmi otel sınırlarına hapsetmemesi gerektiğini belirten Dere, Antalya’nın turizm bereketinin çarşıya, pazara ve esnafa da yansıması gerektiğini söyledi.
Yüksek maliyetler nedeniyle otelciler arasında başlayan ‘Her Şey Dahil’ tartışmasına TESK de dahil oldu. TESK) Genel Başkan Vekili ve AESOB Başkanı Dere, turistin şehirle, esnafla ve yerel kültürle buluşmasının Antalya ekonomisi açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
Antalya’nın yalnızca denizi, kumu ve güneşiyle anılan bir şehir olmadığını vurgulayan Adlıhan Dere, şunları kaydetti:
‘’Antalya turizmin başkentidir. Fakat turizmin gerçek bereketi, turist otelden çıkıp şehrin hayatına karıştığında ortaya çıkar. Bir turist Kaleiçi’nde yürüdüğünde, Manavgat’ta çarşıya uğradığında, Alanya’da bir esnaftan alışveriş yaptığında, Kemer’de bir restoranda yemek yediğinde, Konyaaltı’nda taksiye bindiğinde, Muratpaşa’da bir kuaföre, bir hediyelik eşya dükkanına bir yerel işletmeye uğradığında turizm şehir ekonomisine can verir. Turist otele kapanırsa kazanç da otelin duvarları arasında kalır. Bizim arzumuz memleketimizin bereketinin Antalya esnafına da yansımasıdır.’’
TÜİK verilerine göre Antalya’nın binde 20,21 nüfus artışı ile Türkiye’de en fazla göç alan iller arasında öne çıktığını anlatan Dere, “Antalya büyürken esnaf kardeşimiz küçülürse bu büyüme eksik kalır. Turizmden doğan değer; otelde, çarşıda, pazarda, restoranda, takside, berberde, kuaförde, yerel üreticide ve sanatkarda adil şekilde dolaşmalıdır’’ dedi.
Konaklama sektörünün Antalya’nın en güçlü lokomotiflerinden biri olduğuna dikkat çeken Dere, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘’Otelcimiz de bu şehrin değeridir. Ancak turizm sadece yatak kapasitesiyle büyümez. Her şey dahil sistemi, turisti şehirle buluşturmak yerine otelde tutan bir alışkanlığa dönüşürse, bu tablo Antalya’mızın toplam kazancını sınırlar. Turist sayısını artırmak kadar turistin şehirde bıraktığı değeri artırmak da önemlidir. Turizm çeşitlenirse esnaf güçlenir. Turizm yalnızca yaz sezonuna ve deniz turizmine sıkıştırılmaması gerekir. Türkiye’ye saç ekimi, diş tedavisi, göz operasyonları, fizik tedavi, termal ve tamamlayıcı sağlık uygulamaları için gelen turistler daha uzun süre kalabiliyor, şehirle daha fazla temas kuruyor ve daha yüksek harcama yapabiliyor. Antalya; sağlık altyapısı, doğal güzellikleri, iklimi, yaylaları, denizi, tarihi ve hizmet kalitesiyle bu alanda çok güçlü bir potansiyele sahip. Bu potansiyeli esnaf ve sanatkarımızla buluşturmak şarttır. Turist hastaneye, kliniğe, otele, restorana, alışverişe ve ulaşıma temas ettiğinde gerçek katma değer oluşur.’’
Esnafla ortak çözüm çağrısı
Otel-esnaf iş birliğini güçlendirecek ortak bir model oluşturulması gerektiğini anlatan Dere, önerilerini şöyle sıraladı:
‘’Otellerimizde yerel esnafı tanıtan yönlendirme alanları, güvenilir alışveriş rotaları, yöresel ürün stantları, ilçe bazlı deneyim haritaları ve esnafla iş birliği içinde hazırlanacak avantajlı şehir turları hayata geçirilebilir. Antalya’ya gelen misafir, konakladığı tesisin dışına çıktığında güvenle alışveriş yapabileceği, yöresel lezzetleri tadabileceği ve şehrin yerel değerleriyle buluşabileceği bir sistemle karşılaşmalıdır. Ortak kazanç modeliyle hem otelcimiz hem esnafımız hem de Antalya’mız kazanır. Biz Antalya’nın toplam kazancını büyütmek istiyoruz. Otelcimiz kazansın, acentecimiz kazansın, taşımacımız kazansın, restoranlar kazansın, pazarcımız kazansın, kuaförümüz kazansın, mahallemizin esnafı kazansın, yerel üreticilerimiz kazansın. Turist şehre dokunursa, turizm bereketi herkese ulaşır.”