FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Savaşların ve krizlerin ortasında kalan Türkiye, yeni turizm sezonuna ABD-İsrail ile İran’a karşı başlatılan savaşın eşiğinde giriyor. Geçtiğimiz hafta dünya turizm pazarının şekillendiği, sektörün geleceğini belirleyen Uluslararası Berlin Fuarı (ITB) de savaşın gölgesinde açılınca, her sektörde olduğu gibi turizmde de endişe yaşanmaya başlandı. Ancak, turizm sektörü bir an önce barışın sağlanmasını bekliyor.
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, turizm sektörünün doğası gereği barış ve istikrardan beslenen bir sektör olduğunu söyledi. Dünyanın herhangi bir bölgesinde yaşanan savaş veya jeopolitik gerginliklerin, doğal olarak turizm hareketlerini de etkileyebildiğini belirten Saatçioğlu, şunları kaydetti:
‘’Bugün Orta Doğu’da yaşanan karışık ortamın özellikle bölge ülkeleri üzerinde ciddi olumsuz etkiler yarattığını görüyoruz. Bizim en büyük temennimiz, bölgede en kısa sürede sağduyunun hâkim olması ve kalıcı bir barış ortamının oluşmasıdır. Çünkü turizm, aynı zamanda kültürleri ve insanları bir araya getiren önemli bir barış köprüsüdür.‘’
"Antalya’da endişe yok, iptal yok"
Turizmde Türkiye’nin Rivieras’sı olarak tanınan Antalya bölgesinin büyük ölçüde ‘Her Şey Dahil’ uygulaması ile çalıştığını ifade eden Saatçioğlu, şöyle devam etti:
‘’Antalya özelinde değerlendirdiğimizde ise destinasyonumuzun büyük ölçüde her şey dahil konseptinde çalışan aile otellerinden oluşması önemli bir avantaj sağlamaktadır. Şu an itibarıyla otellerimize yansıyan iptaller söz konusu değildir. Zaman zaman rezervasyon hızında geçici bir yavaşlama yaşanması ise bu tür dönemlerde beklenen doğal bir durumdur. Genel olarak baktığımızda Antalya’nın güçlü destinasyon yapısı, hizmet kalitesi ve güvenilir turizm altyapısı sayesinde sezonun dengeli şekilde devam edeceğine inanıyoruz.’’
"Savaş moralleri bozdu"
Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı ve NBK Turizm Genel Müdürü Recep Yavuz da, Berlin fuarına giderken başlayan savaşın moralleri bozduğunu söyledi. Birçok turizmcinin savaş engeli nedeniyle Berilin Turizm Fuarına katılamadığını vurgulayan Yavuz, şöyle konuştu:
‘’Fuara gelirken başlayan savaş maalesef moralleri bozdu. Birçok turizmci uçuş engelinden dolayı fuara katılamadı. Körfez ülkelerinin stantları boş kaldı. Fuara katılım neredeyse yarı yarıya düştü. Turizmciler bir yandan görüşmeler yaparken bir yandan da tatillerinden evlerine dönemeyen misafirlerine çözüm üretmekle meşguldü. Her ne kadar savaş Körfez ülkeleri ile sınırlı gibi görünse de kısa sürede bütün dünya turizmi etkilendi ve çözümler için alternatifler aranmaya başlandı. Hatay’a düşen dron turizmimizin kalbine düşer gibi burada hissedildi. Hemen ardından kısmi iptaller gelmeye başladı.’’
Turizmde krizlerin genelde Şubat - Mart aylarında yaşandığına dikkat çeken Recep Yavuz, ‘’Bu dönem rezervasyonların yapıldığı dönemdir. Yaza dair kesin bir şey söylemek zor. İyimserler var, karamsarlar var. Hepsinin birleştiği tek nokta: savaş varsa turizm olmaz. Bu yüzden ne kadar erken savaş ortamı sonra ererse o kadar iyi. Kişisel olarak sezon başlarının bundan etkileneceğini ve Nisan- Mayıs -Haziranın zayıf geçeceğini öngörüyorum. Olanağı olan tatilini yaz sonuna öteleyecek. Geçtiğimiz yılın rakamlarına ulaşırsak iyi’’ dedi.
"Turizm sektörü kriz yönetiminde uzman"
Kapadokya Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Bahar ise ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hamleleriyle tırmanan gerilimin turizm sektörüne etkilerini değerlendirdi.
Doç. Dr. Mehmet Bahar, "Füzelerin gölgesinde turizm yapmak zor bir zanaattır ama Türk turizmcisi yelkenleri ayarlama konusunda dünyanın en yetkin denizcisidir" dedi. Turizmin barıştan beslendiğini anımsatan Doç. Dr. Mehmet Bahar, şunları kaydetti:
‘’Orta Doğu'daki kıvılcımlar, coğrafyayı tam tanımayan Batılı turistler için tüm Doğu Akdeniz'in "riskli" algılanmasına ve erken rezervasyonlarda duraksamaya yol açabilir. Seyahatinden ödün vermeyen Avrupalı için güvenli liman Antalya. Mısır ve Ürdün gibi alternatif destinasyonlar çatışma bölgesine çok daha yakın olduğu için, seyahatinden vazgeçmek istemeyen turist için Antalya bölgedeki en güvenli liman olarak öne çıkmaktadır.’’.
Lojistik darboğaz ve artan ulaşım maliyetleri
Jeopolitik krizlerin ekonomik ve lojistik yansımalarının kaçınılmaz olduğunu dile getiren Bahar, uyarılarda bulundu. Bahar, şunları kaydetti:
‘’İran ve İsrail çevresindeki hava sahalarının riskli hale gelmesi, Asya ve Orta Doğu rotalarının uzamasına veya uçuş iptallerine neden olabilir. Petrol fiyatlarındaki ani artışlar uçak bileti maliyetlerini vururken, enflasyonla mücadele eden turistin tatil bütçesini daraltması Antalya’nın fiyat politikasını zorlayabilir. Antalya geçmişte yaşanan bölgesel krizlerden, pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşından büyük tecrübelerle çıktı. Antalya sadece güneşiyle değil, kriz anında hızla pozisyon alabilen otel yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla ayakta kalmaktadır. Sektörün pazar çeşitlendirmesi ve hızlı reaksiyon gösterme kabiliyeti, bu zorlu süreci yönetmedeki en büyük kozudur.’’