FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları sonucu başlayan savaş başta enerji, hammadde ve lojistik ile petrol fiyatlarının artmasına rağmen, turizm sektöründe bazı pazarlarda yavaşlama yaşansa da ‘Büyük Çöküş’ olmadığı belirtildi.
Ülke dış açığının kapatılmasını sağlayan ve dünyanın en fazla ziyaret edilen ülkeler sıralamasında ilk 10’da yer alan Türk turizmi 2025 sezonunu parlak bir başarı ile kapatırken, 2026 sezonuna da büyük beklentilerle karşılamaya hazırlanıyordu.
Ancak, ABD ve İsrail’in İran’a saldırması dünya ekonomisini vurunca turizm sektörü de bundan olumsuz etkilendi. Avrupa’dan rezervasyonlar bazı pazarlarda iptallere veya "son dakika" beklemeye yol açtı.
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, turizm sektörünün ortak görüşünün bölgede ve dünyada barışın sağlanması olduğunu söyledi. 2026 sezonunun jeopolitik gelişmelerin gölgesinde başladığını belirten Saatçioğlu, şunları kaydetti:
‘’Özellikle Orta Doğu’daki gerginlikler, turizm hareketlerini doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Türk turizmi geçmişte birçok krizle baş edebilmiş, dayanıklılığını defalarca kanıtlamış bir sektördür. Bugün geldiğimiz noktada rezervasyonlarda tam bir durma söz konusu değil, ancak bir miktar yavaşlama ve temkinli ilerleme görüyoruz. Bu da aslında böyle dönemlerde beklenen bir durumdur. Misafirler kararlarını biraz daha son dakikaya bırakabiliyor.’’
"Büyük çöküş yok"
Savaşın, güvenin dışında enerji ve ekonomik savaşa dönüştüğüne dikkat çeken Saatçioğlu, şöyle devam etti:
‘’Sürdürülebilir olmayan fiyat indirimleri sektörün uzun vadede en büyük zararlarından biridir. Kısa vadeli doluluk uğruna yapılan agresif fiyat politikaları, hem marka değerimizi hem de hizmet kalitemizi zedeler. Türkiye turizmi artık ‘ucuz destinasyon’ algısının çok ötesine geçmiştir. Bu savaş alışılmış bir savaş gibi ilerlemiyor, enerji savaşına dönüşmüş durumda. Enerji dediğimizde her şeyimizi etkiliyor. Ticaretin üretimin ve imalatın ana unsuru. Enerji artarsa her şey artar. Bizim turizmdeki kaygımız elbette var. Uçakların havada kalması ve uçak maliyetlerin artmamasını temenni ediyoruz. Antalya özelinde baktığımızda ‘her şey dahil’ sistemi, güçlü tesis altyapısı ve aile odaklı turizm yapısı sayesinde halen güçlü bir talep almaya devam ediyoruz. Evet, bazı pazarlarda yavaşlama var, ancak ‘büyük bir çöküş’ söz konusu değil. Süreci doğru yönetirsek sezon dengeli şekilde ilerleyecektir. Zor bir süreçten geçiyoruz, bu doğru. Özellikle artan maliyetler, enerji ve personel giderleri, sektör üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.’’
"Sektöre finansman modelleri artırılmalı"
Bu zorlu süreçte sektörün desteklenmesini isteyen Hakan Saatçioğlu, beklentilerini şöyle sıraladı:
‘’Turizm sektörüne yönelik destekleyici finansman modellerinin artırılması Enerji maliyetlerinde sektöre özel düzenlemeler, İstihdamın korunması için teşviklerin devam etmesi, çünkü turizm sadece bir sektör değil, ülkemizin en önemli döviz kaynaklarından biridir. Turizm sektörü krizlerle büyümeyi öğrenmiş bir sektördür. Bizim en büyük gücümüz deneyimimiz ve adaptasyon kabiliyetimizdir. Barış ortamının en kısa sürede sağlanmasıyla birlikte Türkiye turizminin yeniden güçlü bir ivme yakalayacağına inanıyoruz.’’
Uçak şirketleri önlem alıyor
Turizm sektörünün en büyük oyuncusu olan hava yolları da savaştan nasibini aldı. Petrol fiyatlarının artması hemen uçak bilet fiyatlarına yansıtıldı.
Corendon Turizm Grubu Finans Danışmanı Batuhan Karaer, savaşın çıktığı ilk haftada iptaller yaşanmadığını, ancak, rezervasyonlarda ciddi bir düşüş yaşandığını bildirdi. Sonraki haftalarda rezervasyonların hareketlenmesine rağmen henüz savaştan önceki seviyelerin gerisinde kaldığına dikkat çeken Karaer, ‘’Savaşın uzun sürmeyeceğini öngörenlerdeniz. Savaşın bitişin ardından Türkiye’ye bilginin artacağını hatta en ön sıraya çıkacağını düşünüyoruz. Çünkü İspanya’da da otellere zam yapılması turist tarafından çok olumlu karşılanmadı’’ dedi.
Yakıt fiyatlarının hava yolu şirketleri için önemli bir gider olduğunu vurgulayan Karaer, şöyle devam etti:
‘’Bu yaklaşık toplam maliyetin yüzde 30’unu geçebiliyor. Yakıt maliyetleri dolayısıyla yakıt fiyatlarındaki her yüzde 10’luk artış, bilet fiyatlarında da en az yüzde 3 artışa tekabül ediyor. Yılbaşından bu yana yakıt fiyatlarının yüzde 60 arttığını düşünürsek bilet fiyatlarına en az yüzde 20 civarında bir artış olması gerekir.’’
Sunexpress’ten bilet fiyatlarına ek ücret uygulaması
Sunexpress Hava Yolları Şirketi Ticaret Müdürü Helmut Wölfel ve Tur Operatörü İlişkileri Kıdemli Yöneticisi Thomas Loose imzası ile tur operatörlerine gönderilen yazıda, bilet fiyatlarına 1 Mayıs 2026 tarihi itibariyle geçici yakıt ek ücret uygulaması başlatacaklarını bildirdi.
Yazıda şu görüşlere yer verildi:
‘’Mevcut jeopolitik gelişmeler ve bunun sonucunda uluslararası enerji piyasalarındaki önemli fiyat artışları, havacılık sektöründe yakıt maliyetlerinde önemli bir artışa yol açmaktadır. Maliyetleri optimize etmek ve verimliliği artırmak için sürekli olarak önlemler alıyor olsak da, ne yazık ki bunlar artık önemli fiyat artışlarını telafi etmek için yeterli değildir. Bu bağlamda, Ana Sözleşmenin 4. maddesinin 6. fıkrası uyarınca geçici bir yakıt ek ücreti uygulamak zorunda kalıyoruz.’’
Uçak biletlerine 10-20 Euro artış
Sunexpress yazısında, ek ücretin, uçuş segmenti başına 10 veya gidiş-dönüş başına 20 Euro olduğu belirtilerek, ‘’1 Nisan 2026 veya sonrasında SunExpress ile yapılan tüm yeni rezervasyonlar için geçerlidir. Faturalandırma, uçurulan yolcu sayısına göre yapılacak ve başlangıçta yukarıda belirtilen kalkış dönemi içindeki tüm rezervasyonlar için ayrı ayrı işlenecektir’’ denildi. Yazıda şu görüşlere yer verildi:
‘’Rezervasyon durumunuzu 1 Nisan 2026 tarihinde (aylık olarak, 01.05.26 tarihinden itibaren geçerli dönem için) kaydedeceğiz. Bu sayede, ilgili dönem için bu tarihten önce yapılan rezervasyonların aylık kredi olarak dahil edilmesini sağlayacağız. Bu amaçla, 1 Mayıs 2026'dan itibaren geçerli olan ayrılış dönemi için 1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla aylık rezervasyon rakamlarını sizinle koordine edeceğiz. Bu piyasa odaklı önlem geçicidir ve sürekli olarak gözden geçirilecektir. Anlayışınız ve devam eden güveniniz ve ortaklığınız için teşekkür ederiz.’’
"Türkiye hala güçlü"
MK Grup Yönetim Kurulu Üyesi Korhan Alşan, 2026 sezonunun, klasik bir kriz sezonu olmadığını, sezonun savaş nedeniyle talebin hızlı yön değiştirdiğini ve karar süreçlerinin uzadığı bir dönem olarak başladığını dile getirdi.
Kısmi iptallerin olmasına rağmen rezervasyonların önemli bir bölümünün iptal olmak yerine beklemeye alınmış durumda olduğunu anlatan Alşan, ‘’Bu çok kritik bir fark. Yani talep kaybolmuş değil, sadece kararını ertelemiş durumda. Yeni rezervasyon akışı ise yavaş. Bunun temel sebebi fiyat değil, tamamen algı ve güven. Savaşın coğrafi olarak uzak ya da yakın olması fark etmiyor; turizm psikolojiyle hareket eden bir sektör’’ dedi.
Türkiye açısından tabloyu üç başlıkta okunması gerektiğini anlatan Alşan, şöyle konuştu:
‘’Talep davranışı değişti: Misafir artık erken karar vermiyor. ‘Gör-bekle’ eğilimi hakim. Bu da sezonun daha çok son dakika satışlara kayacağı anlamına geliyor. Türkiye’nin avantajı hala güçlü: Türkiye; kapasite, ürün çeşitliliği ve operasyonel esnekliği ile bu tarz dönemlerde hızlı toparlanabilen nadir destinasyonlardan biri. Özellikle son dakika talebini absorbe edebilme kabiliyeti yüksek. Güney Avrupa’nın sınırı var: İtalya, İspanya, Yunanistan gibi destinasyonlar talep kaymasını belli bir noktaya kadar taşıyabilir. Ancak Avrupa’nın kapasite sınırları ve yaz aile tatili odaklı kitle turizmine uygunluk arz etmeyen ürün çeşitliliği nedeni ile Türkiye’nin tamamen devre dışı kalması gibi bir senaryo gerçekçi değil.’’
"En kritik konu: fiyat değil, algı yönetimi"
Bu süreçte sektörün hata yapmaması gerektiğini dile getiren Korhan Alşan, şunları kaydetti:
‘’Bugün yapılabilecek en büyük hata, paniğe girip agresif fiyat indirimlerine yönelmek olur. Bu tür dönemlerde fiyat kırmak, talebi artırmaz, sadece marka değerini zedeler ve sezonu daha da zorlaştırır. (Fiyat indirelim, hareket gelsin) yaklaşımı kısa vadeli ve risklidir. Talep, fiyat ucuz diye değil, kendini güvende hissettiğinde geri gelecektir. Sektör için önerim çok net: Panik yapılmamalı. Fiyat disiplini korunmalı. Nakit akışı kontrollü yönetilmeli. Pazarlama dili güven ve istikrar üzerine kurulmalıdır. Son dakika satış senaryolarına hazırlık yapılmalıdır. Sonuç olarak, ihtiyatlı bir iyimserlik mümkün. Savaşın seyri belirleyici olacaktır. Ancak Türkiye turizmi geçmişte olduğu gibi bu süreçten de çıkabilecek refleks ve deneyime sahiptir. Bu sezonu kurtaracak olan şey agresif satış değil, soğukkanlılık sabır ve doğru zamanlama olacaktır.’’