FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Marmara depreminin 27. yıldönümünde İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şube Başkanı Soner Akdoğan ve yönetim kurulu üyeleri, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. yılında sektörde yaşanan sıkıntıların başında gelen yapı güvenliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Marmara depremi sonrası mevzuat açısından önemli değişiklikler yapıldığını, ancak sahadaki uygulamaların aynı ölçüde ilerlemediğini ve birçok sıkıntı yaşandığını anlatan Akdoğan, şunları kaydetti:
‘’Afetlerin yıldönümünde afetleri tekrardan hatırlatıp nelerin yapılması gerektiğini anlatmak bizim için bir rutin oldu. 17 Ağustos depreminin üzerinden 27 yıl geçti. 27 yılda aslında çok da bir şey değişmedi. Mevzuat açısından Türkiye önemli bir mesafe aldı. Mevzuat anlamda ilerleme kaydettik. Hatta mevzuat anlamında kendimizi birçok gelişmiş ülkenin önünde görüyoruz. Ancak sahadaki uygulamalarda iyi değiliz. Yapı yönetmeliği birkaç kez revize edildi. 6 Şubat depremlerinin ardından da yeni değişiklikler gündeme geldi. 6 Şubat depremlerinden sonra yönetmelik tekrar değişecekti. Aldığımız bilgilere göre yönetmeliklerdeki değişiklikler tamamlandı. Ancak yayınlanmadı. Yönetmeliğin yayımlanmasını bekliyoruz. Ancak, Yapı üretiminde yalnızca yönetmeliklerin varlığı yeterli olmuyor. Asıl sorun bu düzenlemelerin sahada ne kadar uygulanabildiğidir.’’
"Yapı denetiminde çalışan sorunları var"
Mesleki yetkilendirme konusunda bazı düzenlemeler yapıldığını anımsatan Akdoğan, ‘’Ustaların ve işçilerin belgelendirilmesine yönelik adımlar sahada yeterince karşılık bulmadı. Yapı denetim firmalarında görev yapan mühendislerin ücret durumlarında da sorun yaşanıyor. Yapı denetim firmalarında çalışan meslektaşlarımızın yetkinliği ve aldıkları ücretlerde ciddi sorunlar var. Birçok meslektaşımız emekli olduğu için ek iş olarak yapı denetim işlerine giriyorlar. Ya da yeni mezun olan gençlerin iş öğreneyim diye düşük ücretlere çalıştıkları yerler oluyor. Oysa denetleyen, yapı üretenden daha iyi olmalıdır” dedi.
"Güçlendirme yönetmeliği yok"
Mevcut yapıların güvenli hale getirilmesi konusunda ‘güçlendirme’ seçeneğinin de önünün açılmasını isteyen Soner Akdoğan, ‘’Türkiye’de güçlendirmeye ilişkin ayrı bir yönetmelik bulunmaması önemli bir eksiklik. Binalarda güçlendirme ile ilgili bir mevzuat eksikliği var. Ayrı bir güçlendirme yönetmeliğimiz yok. Burası çok ciddi karışıklıkların olduğu bir bölüm. Tadilat ruhsatları konusunda da ciddi belirsizlikler bulunuyor. Bugün bir daireyi istediğiniz gibi tadilata sokabiliyorsunuz. Ancak, ‘Esaslı Tadilatlar’ için ruhsat isteniyor. Tadilatlarda hangisi esaslı, bu belli değil” diye konuştu.
Turizm tesislerinde denetim sorunu
Turizm tesislerinde depreme dayanıklılık denetimi konusunda da uyarılarda bulunan Akdoğan, Avrupa’da ithalatçıların, Türk ihracatçılarından, deprem sonrası üretim tedarikin devamlılığının sağlanması konusunda fabrika ve üretim tesislerinin depreme dayanıklılığıyla ilgili ‘Deprem Performans Raporu’ istediğini anımsattı.
Turizm tesislerinde de bunların uygulanması gerektiğini vurgulayan Akdoğan, milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Antalya’da otellerin sezon sonu bakım ve onarım yaptığını ancak, tesislerde güçlendirme yapmadıklarına dikkat çekti. Akdoğan, şöyle devam etti:
‘’Turizm tesislerinde yıllar içerisinde çok sayıda tadilat yapıldı, yapılmaya da devam ediliyor. Ancak bu çalışmalarda yapı güvenliği açısından yeterince denetlenmiyor. Oteller özellikle sezon dışında kapsamlı değişikliklere gidiyor. Bu çalışmalarda mutlaka (Turizm tesisleri depreme dayanıklı mı?) sorusu gündeme alınmalı. Her otel 3-5 yılda bir tamamen kontrolsüz tadilat yapıyor. Fayansını, mermerini, aydınlatması gibi birçok yapısal elemanında değişikliğe gidiyor. Ancak bu otellerin güçlendirme yönünde bir uygulama yaptığını görmüyoruz. Otellerde yapılan tadilatlar yalnızca estetik açıdan değerlendirilmemeli. Yapı güvenliği açısından da denetlenmesi gerekir.’’.
"Turistik tesisler yapı güvenliği açısından denetlenmeli"
Antalya’daki turizm tesislerinin kapasite ve ruhsat durumuna da dikkat çeken Akdoğan, tesislerin önemli bölümünde ruhsatta belirtilen oda sayısıyla fiili kullanım arasında fark bulunduğunu iddia etti. Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘’Bugün birçok turizm tesisinde imar planındaki ruhsatlı oda sayısı ile şu anki oda sayıları farklı. Otellerin çoğu bir şekilde oda sayılarını artırmış. Özellikle turizm sezonu sonrasında yapılan tadilatlar yakından takip edilmesi gerekir. Ekim’de turizm sezonu bitince, Kasım’da bir tadilata girip ciddi değişiklikler yapıyorlar. Bu tesisler ciddi bir denetimsizlik içinde. Bu nedenle denetimlerin turizm tesislerine yönelik artırılması gerekiyor.”
Avrupalı tur operatörleri bilgilendirilecek
Turizm tesislerinin deprem güvenliği konusunda yalnızca kamu denetiminin değil, turizm sektöründeki diğer aktörlerin de sorumluluk alması gerektiğini kaydetti.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Genel Merkezi tarafından, Avrupa merkezli büyük tur operatörlerine yönelik bir bilgilendirme çalışması hazırladıklarını ifade eden Soner Akdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’Turizm acentelerinin konaklama tesislerinden depreme dayanıklılık belgesi talep etmesini hedefliyoruz. İMO Genel merkezi Avrupa merkezli tur operatörlerine bir bilgilendirme yapacak. Nasıl ki ihracat yapan firmaların deprem performans tespiti ithalatçı firmalar tarafından istenip yapıldıysa, Avrupalı turizm seyahat acenteleri de bir depreme dayanıklılık belgesi isteyebilecek. İMO Genel Merkezi tarafından hazırlanan bu çalışma turizm sezonu sonrası seyahat acentelerine bilgi verilecek.’’