DUYGU GÖKSU/İZMİR
Tarım ürünlerine sağlıklı bekleme koşulları, standardizasyon, izlenebilirlik sağlaması gibi pek çok faydası olan lisanslı depoların en önemli işlevi ise üreticiyi olumsuz fiyat hareketlerinden korumak ve finansmana erişimini kolaylaştırmak. Türkiye’de ilk lisanslı depolar 2010’lu yıllarda kurulurken, en büyük başarı hububatta yakalandı. Ege bu konuya öncülük eden bölgeler arasında yer almasına karşın bugün gelinen noktada, depoculuk kapasitesi açısından diğer bölgelerin gerisinde kaldı. Bu gelişmede bölgenin ürün yapısı yanında mevcut ekonomik konjonktür de etkili oldu.
Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre 17 Ağustos 2025 tarihi itibariyle Türkiye’de lisanslı depoculuk yapmak amacıyla kuruluş izni alan toplam şirket sayısı 500’e ulaştı. Bunlar arasında lisans alanların sayısı ise 258. Söz konusunu 258 işletmenin toplam şube sayısı 350’yi buluyor. Bugün için bu depoların toplam lisans kapasitesi 13 milyon 812 bin 742 ton düzeyinde. Lisanslı depoların çok büyük bir bölümünün faaliyet konusunu hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar oluşturuyor. Dolayısıyla bu konudaki lisanslı depoların ezici bir çoğunluğu bu ürünlerin yetiştiği İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ve Çukurova Bölgelerinde bulunuyor.
Lisanslı depoculuk şirketlerinin Ege’deki şubelerinin sayısı ise 32’de kalıyor, bunların içinde halihazırda lisans almış olan depoların sayısı ise sadece 17. Depoların lisans kapasitelerinin toplamı ise 750 bin ton civarında. Burada da ağırlık yine hububat, bakliyat ve yağlı tohumlarda. Bunun dışında Ege’nin geleneksel ürünlerinin başında gelen pamukta 4 işletmede 20 bin tonluk depolama lisansı bulunuyor. Süt ürünlerinde 4 bin ton, zeytinde de 13 bin 500 toplam lisans kapasitesi var. Ege’nin bir diğer önemli tarımsal ürünü kuru üzümde kuruluş iznine sahip Tariş’in 18 bin tonluk deposunun şu an lisans kapasitesi bulunmuyor. Tüm bu veriler Ege’nin lisanslı depoculuk konusunda alınacak çok yolu olduğunun göstergesi.
Fakat Ege’de lisanslı depoculuğun sıkıntıları altyapı eksikliğiyle sınırlı değil. Başta faizlerin yüksekliği olmak üzere mevcut ekonomik konjonktür, lisanslı depoların çiftçinin ürününü daha iyi fiyatlarla satmasını sağlamak olarak özetlenebilecek asli fonksiyonunu yerine getirmelerine engel oluyor. Lisanslı depo işletmecileri bu durumu aşmanın yolunun devlet desteklerinin artırılmasından geçtiği görüşündeler.
Bülent Uçak: Ekonomik konjonktür pamuğu lisanslı depodan kaçırıyor
Türkiye’de lisanslı depoculuğa öncülük eden ve pamukta ilk lisanslı depoyu kuran Ege Lisanslı Depoculuk A.Ş.’nin (ELİDAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Uçak, ilk yatırımlarını 17 bin kapasite ile yaptıklarını, zaman içinde bunu 36 bin tona çıkardıklarını belirterek, “Ege’de bizim, Uçak Tarım ve Büyük Menderes’in toplam depo kapasitesi 76 bin tona ulaşıyor. Fakat bunların lisans kapasitesi şu an 20 binde kalıyor. Türkiye genelinde bu rakam 100 – 110 bin ton civarında. Yani Türkiye’nin pamuk üretiminin ancak yüzde 15’ini karşılıyor. Fakat pamukta lisanslı depoculuğun asıl sorunu kapasite yetersizliği değil. Bu depoların yaşamsal fonksiyonlarını devam ettirebilmeleri için ürünlerin buralara girebiliyor olması lazım” dedi.
Lisanslı depoların asıl amacının üreticiyi fiyat spekülasyonlarından korumak olduğunu anlatan Uçak, “Hasat döneminde ürünün fiyatı arza bağlı olarak hızla düşer, paraya ihtiyacı olan üretici malını satar, bunun sonrasında fiyat dengeye oturur. Lisanslı depoların asıl amacı üreticilerini finansmana erişimini sağlayarak arzı bütün yıla yaymak. Ama günümüz ortamında ne yazık ki bu sistem işlemiyor. Üretici lisanslı depoya koyduğu ürün karşılığında bankadan kredi almaya kalktığında, depolama maliyetleri yanında bir de yüzde 55-56 faiz oranıyla karşılaşıyor. Bu da hiç rasyonel olmadığından ürününü lisanslı depoya getirmek istemiyor. Lisanslı depoya ürününü koyan üretici makul ve sübvansiyonlu krediye ulaşabilmeli. Bu tür kredilere bireysel kredi gibi bakılmamalı. Mevcut durumda ürünü lisanslı depoya koymanın hiçbir cazibesi yok” diye konuştu.
Lisanslı depoların yaşaması gerektiğini ifade eden Bülent Uçak, “Bizim 35 bin tonluk depomuz var ama şu an buradaki pamuk miktarı sadece bin ton. Burada 22 kişi çalışıyor. Bu şekilde işletmenin ayakta durabilmesi mümkün değil. O yüzden lisans kapasitemizi sürekli düşürüyoruz. Çünkü mevcut durumda ben buraya 5 bin ton pamuğun bile geleceğini sanmıyorum. Lisanslı depolar sadece depo görevi görmezler. Tarımda denge unsurunu gözetirler. Ürün yelpazesini, desenini belirlerler. Üreticilerin üretime devam etmelerini sağlarlar. Biz destek isterken sadece paradan söz etmiyoruz, lisans depolarda çalışanlara sigorta ücreti kesmemek, vergi muafiyeti sağlamak da değerlendirilebilir” dedi.
“Desteklerden tüccarlar da yararlanabilmeli”
Üreticinin üreterek, sanayicinin çalışarak, ihracatçının ihracat yaparak battığı çok ekstrem bir süreçten geçildiğini anlatan Uçak, şunları söyledi: “Lisanslı depolar, üretici fiyatların düştüğü dönemde ürününü saklasın, bu süreçte kamu bankaları tarafından desteklensin, fiyat makul noktaya geldiğinde satsın diye kuruldu ama şu anda bu işlevsel özellik çalışmıyor. Pamukta diğer bazı ürünlerden farklı bir durum söz konusu. Yönetmelikte lisanslı depoculukla ilgili desteklerin direkt üreticilere verilmesine dair bir madde var. Bu hububatta çok iyi işliyor. Çünkü hasat edilen ürün tarladan numunenin alınacağı yere götürülür, özellikleri, fiyatı belirlenir, depoya gider. Fakat pamukta lif ve çekirdeğin birbirinden ayrılması lazım. İkisi çok farklı ürünler. Bunun ayrıştırılması işini de çırçırcılar yapıyor. Sonuçta bunu getiren üreticinin nereye, ne kadar pamuk ektiği belli. Bunu denetlemek de kolay. Navlun, analiz, depolama ücreti gibi desteklerden tüccar ya da çırçırcılar da yararlanabilmeli” görüşünü savundu.
Fevzi Çondur: Lisanslı depolar üreticilerimize değer katıyor
Aydın Ticaret Borsası (ATB) olarak temel önceliklerinin üyelerine sundukları katkıları artırmak, üreticilerin emeklerini koruyacak ve değerini yükseltecek yatırımları hayata geçirmek olduğunu belirten ATB Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, “Bu vizyon doğrultusunda, Kasım 2020’de hizmete sunduğumuz ATB Aydın Soğuk Hava Depoculuk A.Ş., kuru incir başta olmak üzere birçok tarım ürününün sağlıklı koşullarda saklanabilmesi için modern imkânlar sunuyor. Daha önce yurtdışından geri dönen ürünlerin elleçlemeleri İzmir’de uygun olmayan koşullarda yapılırken, 2023’te borsamıza kazandırdığımız A Tipi Antrepo sayesinde ihracatçılarımız ürünlerini artık kendi ilimizde, uygun şartlarda işleyip paketleyerek yeniden yurtdışına ihraç edebiliyorlar. Bu yatırım, hem üreticilerimizin zaman ve maliyet kaybını azalttı hem de Aydın’ın ihracat gücünü artırdı.” dedi.
ATB’nin bir diğer önemli yatırımının, Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden pamuk için Söke ve İzmir Ticaret Borsaları ortaklığında kurdukları Büyük Menderes Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. olduğunu vurgulayan Çondur, şöyle konuştu: “Toplam 80 bin m2 alan üzerinde, 20 bin ton pamuk depolama kapasitesine sahip olan tesisimiz, 2 laboratuvar ve 2 HVI cihazı ile uluslararası standartlarda hizmet veriyor. Bu sayede pamuk, emniyetli ve sağlıklı koşullarda depolanıyor, üretici ve sanayicimiz için güvenli bir ticaret altyapısı sağlanmış oluyor. Borsa olarak attığımız her adım, yalnızca üyelerimizin ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı değil. Bu yatırımlar, aynı zamanda ilimizin tarımsal potansiyelini güçlendiriyor, üreticimizin emeğine değer katıyor ve ülkemizin ekonomik geleceğine katkı sunuyor.”
Alper Alhat: Lisanslı depo için mahkeme sonucunu bekliyoruz
Akhisar Ticaret Borsası, ilçeyi lisanslı depoya kavuşturmak için uzun yıllardır çaba harcıyor. Hazırlıkların neredeyse tamamlandığı yatırım, yapılan itiraz üzerine mahkemeye taşındı. Mahkemenin sonucunu göre inşaat başlayacak.
Zeytinin yılın bir kaç ayında hasat edildiğini ama zeytin ve zeytinyağı olarak yılın her günü tüketildiğini dile getiren Akhisar Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Alper Alhat, “Bu ürünü 365 gün sofralarda görebilmek için depolamamız gerekiyor. Türkiye sofralık zeytin ve zeytinyağının işlenmesinde hala eksiklikleri olmasına rağmen çok önemli yol kat etti. Sofralık zeytin işlendiği kapta depolandığı için depolama sorunu zeytinyağına göre neredeyse kalmadı. Fakat zeytinyağı işi geçmişten kalan alışkanlıkla değirmenci modeliyle sürüyor. Yani çiftçi zeytinini bir zeytinyağı fabrikasına götürüyor orada sıkılan yağ, bidonlarla tekrar köylünün evine taşınıyor. Müstahsil ne zaman isterse yağını tüccar firmalara, onlar da topladıkları yağları ambalajcı firmalara satıyorlar” dedi.
Çok fazla el değiştiren yağın izlenebilirliğinin yok olduğunu ifade eden Alhat, “Oysaki bahçeden sofraya izlenebilirliği güvence altında olan ürünler çok daha kıymetli satılabilir. Bizim tasarladığımız lisanslı depo modelinde izlenebilirlik güvence altında olacak. Zeytinyağlarımız sağlıklı ortamda kalitesi düşmeden saklanacak ki bu da son tüketici için büyük bir gönül rahatlığı demek. Ayrıca tarımda en büyük sorunlardan biri aşırı dalgalı fiyatlar. Ürünün hasat edildiği dönemde fiyatlar aşırı düşüyor sezondan sonra ise aşırı artıyor. Bu durum hem üreticinin hem sanayicinin hem de son tüketicinin aleyhine. Bu dalgalanmayı azaltmak için de lisanslı depo şart” diye konuştu.
Türkiye’nin ilk lisanslı zeytinyağı deposunu kurmak için yıllardır uğraştıklarını hatırlatan Alhat, şöyle konuştu: “Yerimizi satın aldık lisanslarımızı çıkardık paramızı ayarladık fakat çok üzücüdür ki sırf kişisel sebeplerle projenin engellenmesi ile karşı karşıya kaldık. Konu yargıda. Mahkemenin sonucuna göre inşaat başlayacak. Bu tesis hem Akhisar hem de örnek olması bakımından Türkiye’nin heyecanla beklediği bir yatırımdı. Gecikmesine neden olanlar bunun sorumluluğunu da pişmanlığını da er geç hissedecektir.”
Afyonkarahisar’a 175 milyon TL’lik lisanslı depo yatırımı
Afyonkarahisar’da lisanslı depoculuk alanında atılan adımlar büyüyor. Şehir genelinde 10 ayrı lokasyonda toplam 462 bin 500 ton kapasiteyle hizmet veren lisanslı depolar, üreticilere ürünlerini güvenle koruma imkânı sağlıyor. Bu yatırımların en yenisi, Afyonkarahisar merkezde temeli mayıs ayında atılan ve 30 bin ton kapasiteye sahip olacak lisanslı depo projesi oldu.
Afyonkarahisar Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mühsürler, lisanslı depoculuk yatırımlarına ilişkin yaptığı açıklamada, mayıs ayında temeli atılan yeni tesisin maliyetinin yaklaşık 175 milyon TL’yi bulduğunu belirtti. Depoda mısır kurutma ünitesinin de yer alacağını aktaran Mühsürler, bu yatırımla birlikte bölgedeki üretici ve yatırımcıların daha güçlü bir destek alacağını vurguladı.
“Biz, ‘ürün toprağında yetişir, borsasında değerlenir’ ilkesiyle ülkemize hizmet ediyoruz” diyen Mühsürler, “Lisanslı depo uygulamalarının Türkiye’ye çok önemli bir değer kazandıracağına inanıyoruz. Afyonkarahisar Ticaret Borsası olarak bu alanda Afyon Borsa Tarım Ürünleri AŞ’yi kurduk ve lisanslı depoculuk faaliyetlerini bu şirket üzerinden yürütüyoruz. İlkini Dinar’da gerçekleştirdiğimiz lisanslı depo yatırımımızda yaklaşık 57 bin 200 tonluk kapasiteye ulaştık. Şimdi ikincisini merkez ilçede hayata geçiriyoruz ve burası da 30 bin tonluk kapasiteye sahip olacak. Tesis, 15 Ekim 2025 itibarıyla tam anlamıyla faaliyete geçmiş olacak” diye konuştu.
“Afyonkarahisar tarım üssü olacak”
Kurulacak yeni tesisin bölge tarımı için stratejik bir merkez olacağına da dikkat çeken Mehmet Münsürler, “Toprak Mahsulleri Ofisi burada alım yapacak ve çevredeki İhsaniye, Sinanpaşa, Çobanlar, İscehisar gibi ilçelerdeki üreticilerimizin ürünleri buraya yönlendirilecek. Biz de lisanslı depolar aracılığıyla bu ürünlerin taşınmasını ve sağlıklı şekilde depolanmasını sağlayacağız. Burası tamamen bir tarım üssü olacak” ifadelerini kullandı.
Denizli, kekik lisanslı deposu için finansal destek bekliyor
Lisanslı depoculuğun uzun süreli depolamaya elverişli ürünlerin uygun yöntemlerle, güvenli ve sağlıklı koşullarda, kalite sınıflarına göre depolanmasını sağlayan, hasat döneminde arz birikimini önleyen ve ürün ticaretini kolaylaştıran bir sistem olduğunu belirten Denizli Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tefenlili, “Denizli Borsa LİDAŞ, 2024’te borsamızın iştiraki olarak, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle Çivril’de 20 bin tonluk ve Tavas’ta e 25 bin tonluk kapasitesiyle (Cankurtaran) iki lisanslı deposunu 2024’ün mart ayında hizmete aldı. Arpa, buğday ve mısır depolanabilen ve mısır kurutma sisteminin bulunduğu tesislerimizde emanete alım ve TMO adına hububat alımı devam ediyor. Lisanslı depolar, ürünlerin sınıf ve kalitelerine göre ayrılmasını sağlıyor. Bu sayede üreticiler hem iç pazar satışlarında hem de ihracatlarında ürünlerinin kalitesine göre avantaj yakalıyor. Ayrıca, ürünlerin uzun süreli saklanmasına olanak tanıyan bu sistem, fiyatların dengesiz artışlarını engellemeye yardımcı oluyor” diye konuştu.
Denizli’nin kekik üretiminde ve ihracatında dünyada söz sahibi olduğuna dikkat çeken Tefenlili, “Ülkemizin kekik üretiminin yüzde 85’ini ilimiz karşılıyor. Üretim safhasında meydana gelen pestisit ve benzeri kalıntılar ihracatımızı baltalıyor ve pazar kaybetmemize sebep oluyor. Diğer taraftan kırsal alanda yetiştirilen aromatik bitki olan kekiğin çiftçilerimiz tarafından sağlıklı depolanamadığı için üretime takiben satışa sunulması çiftçimizin istediği fiyatı elde edememesi ile sonuçlanıyor. Aromatik bitkilerde standardın sağlanması, çiftçimizin emeğinin karşılığını alması ve dünya pazar payımızı koruyup geliştirmemiz için aromatik bitkiler lisanslı deposuna ihtiyaç var. Bu konuda Tarım Bakanlığı’mızdan finansal destek bekliyoruz” dedi.
İklim kaynaklı rekolte felaketlerinin panzehri lisanslı depolar
Lisanslı depoculuk ve ihtisas borsacılığının pamuk, buğday gibi ürünlerde yaygınlaştığını ancak kuru meyvelerde ve diğer tarım ürünlerinde istenilen seviyeye gelmediğini aktaran Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, sektörde lisanslı depoculuk ve ihtisas borsacılığının yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.
Bu yıl don olayları nedeniyle kayısı rekoltesinin yüzde 95 düştüğünü hatırlatan Işık, “Geçen sezon yaklaşık 130 bin ton civarında olan kayısı rekoltesinin 70 bin tonu ihracata giderken, 50 bin tonu lisanslı depolarda saklandı. Bu yıl, bu sayede 50 bin ton kayısıyı tüketiciye sunabileceğiz. Lisanslı depoculuk olmasa 50 bin ton stok yapamayacaktık. Lisanslı depoculuk can suyumuz oldu” dedi.
Lisanslı depoculuk ve ihtisas borsacılığının kuru meyvelerde istenilen seviyeye gelmediğini dile getiren Işık, “Üzüm ve kayısıda bir deneme yapıldı. Malatya Borsası destekledi ve orada bir lisanslı depo kuruldu. Kayısıda başlattığımız lisanslı depoculuk sistemini üzüm, incir ve tüm kuru meyvelerde yapmamız lazım. Ancak, örneğin Manisa’da lisanslı depo için tahsis edilecek yer bulamıyoruz. Mevcut sanayi bölgelerinin m2 fiyatları çok yüksek. Ayrıca çiftçinin bunu yapması için kooperatif gibi bir yapının olması gerekiyor. Türkiye’de kuvvetli bir kooperatif yok. Tariş yapmaya çalışıyor, başlayalı 5- 6 yıl oldu ama lisanslı depoyu devreye alamadı” ifadelerini kullandı.