HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ
Kayseri Ticaret Odası (KTO) Temmuz Ayı Meclis Toplantısı'nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün üretim, ticaret ve sanayi üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu söyledi. Dünyada serbest ticaret döneminin fiilen sona erdiğini belirten Gülsoy, ülkelerin artık kendi sanayisini ve üreticisini korumaya odaklandığını ifade etti.
Küresel ölçekte sıkı para politikaları, yüksek faiz, artan enerji maliyetleri ve jeopolitik gerilimlerin hem dünya ekonomisini hem de Türkiye'deki üretim sektörünü zorladığını dile getiren Gülsoy, "Ticaret artık sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda güç ve güvenlik meselesi haline geldi. Böyle bir dönemde üretim kapasitemiz en kıymetli hazinemizdir. Firmalarımız ülkemizin milli servetidir. Firmalarını nefessiz bırakan hiçbir ülke sanayisini koruyamaz" dedi.
Türkiye'nin İtalya ile Çin arasındaki en büyük sanayi üretim merkezi konumunda bulunduğunu ifade eden Gülsoy, buna rağmen orta-düşük teknoloji tuzağı ve sanayide güç kaybı riskine dikkat çekti. İhracatta yüksek teknolojili ürünlerin payının halen yüzde 3-4 seviyelerinde olduğunu belirten Gülsoy, üretim altyapısının korunmasının stratejik önem taşıdığını söyledi.
"Sanayi destekleri üretime moral verdi"
Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan 1 trilyon liralık imalat sanayi yatırım paketini olumlu değerlendiren Gülsoy, söz konusu desteklerin reel sektörün beklentilerine karşılık verdiğini ifade etti. "Üretimin nefes alması Türkiye'nin nefes almasıdır. Sanayicinin ve tüccarın güçlenmesi ülkemizin güçlenmesidir" diye konuştu.
"Finansman reel sektörün oksijenidir"
Kayseri'de özellikle imalatçı, tüccar ve mobilya sektörünün en önemli sorununun finansmana erişim olduğunu dile getiren Gülsoy, yüksek kredi faizlerinin yanı sıra komisyon ve çeşitli masrafların finansman maliyetini daha da artırdığına dikkat çekti. Bankalara çağrıda bulunan Gülsoy, "Finansman reel sektörün oksijenidir. Büyük firmalar işlerini bir şekilde sürdürüyor ancak küçük işletmeler ve KOBİ'ler krediye ulaşmakta ciddi sıkıntı yaşıyor. KOBİ'nin finansmana erişimi tıkanırsa mahalledeki dükkân kapanır, sanayideki atölye durur, gençlerimiz işsiz kalır" ifadelerini kullandı.
"Politika faizi ile kredi faizi arasındaki makas daralmalı"
Enflasyondaki düşüş süreciyle birlikte Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine başlamasını beklediklerini belirten Gülsoy, politika faizi ile ticari kredi faizleri arasındaki yaklaşık 20 puanlık farkın azaltılması gerektiğini söyledi. Ticari kredi büyümesine yönelik sınırlamaların gevşetilmesini isteyen Gülsoy, KOBİ kredilerindeki büyüme sınırlarının ise tamamen kaldırılmasının reel sektöre önemli katkı sağlayacağını ifade etti. TOBB tarafından yürütülen Nefes Kredisi uygulamasının önemine de dikkat çeken Gülsoy, uygulamanın dönemsel bir destek olmaktan çıkarılarak sürekli işleyen bir finansman mekanizmasına dönüştürülmesini istedi. "Kaynak kıtsa öncelik en çok ihtiyacı olan KOBİ'lerimize verilmelidir" diyen Gülsoy, Nefes Kredisi'nin limitlerinin artırılması ve vadelerinin uzatılması gerektiğini kaydetti.