HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ
Kayseri Ticaret Odası (KTO) Ocak Ayı olağan meclis toplantısı M.Rifat Hisarcıklıoğlu Toplantı Salonunda gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan’ın başkanlığında gerçekleştirilen yılın ilk meclis toplantısına; KTO Yönetim Kurulu Üyeleri, SGK İl Müdürü Mustafa Türkoğlu ve İl Göç İdaresi Müdürü Enver Tutel ile meclis ve komite üyeleri katıldı.
2019’dan beri Marmara’ya alternatif, deprem riski düşük, sanayi tecrübesi yüksek bir güvenli liman oluşturulması gerektiğini her platformda dile getirdiklerini söyleyen KTO Başkanı Gülsoy, “Talebimizi Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz ile yüz yüze görüşmemizde dosya olarak bizzat sundum. Kayseri’nin müteşebbis ruhu hazır, sanayi altyapısı hazır; bize sadece hızlı demir yolu, otoban ve lojistik merkez gibi elzem projelerin önünü açın. Ulaşım olmadan ticaret olmaz dedik. Nihayet sesimiz karşılık buldu. Yıllardır verdiğimiz bu mücadele, somut bir devlet politikasına dönüşmeye başladı. Ulusal Sanayi Alanları Master Planı ile Marmara’daki sanayi kümelenmesinin risk haritası çıkarılacak kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Marmara’daki yoğunluğu azaltmak için İç Anadolu ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere yeni sanayi havzaları oluşturulması planlanıyor. Kayseri’mizin de içinde bulunduğu 16 ili kapsayan bu stratejik hamle, Türkiye’nin ikinci büyük sanayi koridorunu inşa edecektir. Kayseri; sahip olduğu sanayi kültürüyle, çevresindeki 13 ili doğrudan, 20’den fazla ili ise dolaylı olarak etkileyen bir çekim merkezi. Bu yatırımları sonuna kadar hak ediyoruz. Bu proje, Kayseri ticaretinin ve sanayisinin önümüzdeki 100 yılını kurtaracak bir dönüm noktasıdır” şeklinde konuştu.
“Ekonomik programa olan güven perçinlenmeli”
Dünya siyasetinin keskin ve kuralsız bir viraja girdiğini belirten Ömer Gülsoy, yaşanan gelişmelerin küresel ölçekte ekonomik ve siyasi risklerin aynı anda tırmandığı bir sürece işaret ettiğini belirtti. Tüm olumsuzluklara rağmen iş dünyasının üretmekten ve rekabetten vazgeçmemesi gerektiğini belirten Gülsoy, “Ancak şunu net bir biçimde ifade etmeliyim ki: rekabetin şartları da ağırlaşmıştır. Bu nedenle üretim yaparken yalnızca kendi maliyetlerimizi değil dünyanın içinde bulunduğu bu yeni ve belirsiz düzeni de dikkate almak zorundayız” dedi. 2026 yılında ise ekonomi yönetiminden taleplerinin net olduğunu belirten Gülsoy, “Ekonomik programa olan güven perçinlenmeli, rasyonel zemin terk edilmemelidir. Enflasyon canavarından kurtulmadan sürdürülebilir bir büyüme hayaldir” dedi.
“Çin sorununu görmezden gelemeyiz”
2025 yılında Çin ile olan dış ticaret açığının 42 milyar dolara ulaştığını ve Türkiye'nin toplam dış ticaret açığının yarısından fazlasının tek başına Çin’den kaynaklandığını hatırlatan Gülsoy, “Çin, ihracat sıralamamızda Slovenya gibi küçük ülkelerin bile gerisinde kalarak 22. sıraya düştü. Çinli şirketler sadece iç pazarımızı değil, en büyük kalemimiz olan Avrupa pazarındaki payımızı da adeta dümdüz ederek elimizden alıyor. Bu durum, Türk sanayicisinin yatırım yapma mecalini bitiriyor. Buradan açıkça ifade ediyorum: Bu sorunu görmezden gelemeyiz. İthalatı mikro düzeyde; ürün ürün, marka marka analiz etmeliyiz. Gerekiyorsa gümrük vergilerini, gerekiyorsa ticaret engellerini Trump vari bir kararlılıkla ama stratejik bir akılla masaya koymalıyız. Bizim ihtiyacımız sadece korumacılık değil, körelen rekabetçiliğimizi geri kazanacak bir "Büyük İmalat Sanayi Hamlesidir” diye konuştu. Gülsoy’un konuşmalarının ardından 2025 yılında en çok faaliyet gösteren meslek komitelerine ödül verildi.