EKONOMİ/DENİZLİ
Denizli sanayisinin nabzı, artan maliyet baskısı ve küresel belirsizliklerin gölgesinde atıyor. Denizli Sanayi Odası (DSO) nisan ayı meclis toplantısında, sanayisizleşme reel sektörün en somut gündemlerinden biri olarak öne çıktı.
DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu ise sanayicinin giderek zorlaşan koşullarda ayakta kalma mücadelesi verdiğini vurguladı.
Sanayicilerin artan ve zorlaşan rekabet ortamında üretim tarzlarını yeni üretim şekillerine uyarlamaya gayret ettiğini vurgulayan Kasapoğlu, “Ancak bu gayretin her geçen gün daha maliyetli, daha riskli hale geldiğini de hep birlikte yaşıyoruz. Enerji arzına yönelik olumsuz gelişmeler tüm dünyanın ekonomik dengelerini doğrudan etkiliyor. Savaş öncesinde 65-70 dolar civarında seyreden Brent petrolün varil fiyatı bir ayda yüzde 50’ye yakın bir artışla 100 dolar seviyesinin üzerine çıkmış durumda. Bu gelişmelerin enflasyonist ortamı besleme endişelerini beraberinde getirdiğini söylemek yanlış olmaz. Enerji ithalatçısı bir ülke olarak petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki her yükseliş cari denge, enflasyon ve üretim maliyetlerimiz üzerinde baskı oluşturuyor” dedi.
“Büyüme var ama sanayi zayıflıyor”
2025 yılı büyüme verilerini değerlendiren Kasapoğlu, 2025 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 3,6’lık büyüdüğünü hatırlatarak, “İlk bakışta olumlu gibi görünen bu verinin altını kazıdığımızda bambaşka bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tarım %8,8 daralıyor, sanayi %2,9 büyüyor ve manşetin altında kalıyor. Daha da önemlisi, sanayinin milli gelir içindeki payı son birkaç yılda %26’lardan %18’lere düşüyor. Sanayide çalışan sayısında azalma var, 174 bin kişi sistemin dışına çıkmış. Açık söylemek lazım: Sanayisizleşme patikası artık akademik bir tartışmanın ötesinde, reel sektörün gündelik gerçeğidir. Sanayi zayıflarsa ekonomi yavaşlamaz, yönünü kaybeder” diye konuştu.
Sanayicinin en temel ihtiyacının öngörülebilirlik olduğunu ifade eden Kasapoğlu, kur politikası, enflasyonla mücadele ve finansmana erişim konularında kısa vadeli reflekslerin ötesine geçen, uzun erimli ve tutarlı bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu ekledi. Kasapoğlu, yüksek faiz ve krediye erişimde yaşanan kısıtların yatırım kararlarını zorlaştırdığını belirterek; ihracat ve yatırım kredilerinin desteklenmesi, kurda istikrar sağlanması ve maliyet unsurlarının rekabetçiliği gözeten bir yapıya kavuşturulmasının önemine işaret etti.
Gümrük Birliği sürecine de değinen Kasapoğlu, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları karşısında dezavantajlı konumda kaldığını belirtti. Kasapoğlu “Made in Europe” Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısının Denizli açısından fırsatlar sunabileceğini şöyle ifade etti: “Başta çelik olmak üzere, çimento ve beton bağlantılı ürünler, metal işleme, makine, otomotiv yan sanayi gibi sektörlerin daha görünür alanlar olarak öne çıktığını görüyoruz. Sektörler ve ürün grupları açısından olası etkileri erkenden değerlendirmek önem taşıyor. Ticaret Bakanlığımızla koordine bir biçimde gelişmeleri yakından takip edeceğiz.”