FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Seyahat Acenteleri Yöneticileri Derneği (SAYD) Başkanı Mehmet Gem yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, Kasım 2026’da dünya tarihinin en geniş kapsamlı çevre organizasyonlarından biri olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) Antalya’da ev sahipliğİ yapacağını anımsattı.
Küresel iklim diplomasisinin kalbinin atacağı bu zirvenin, yalnızca çevresel hedeflerin tartışılacağı bir platform olmadığını, aynı zamanda Antalya'nın sürdürülebilir kent yönetimi ve kriz çözme kapasitesini dünya sahnesine taşıyacağı tarihi bir vitrin niteliğinde olduğunu belirten Gem, ‘’Antalya EXPO alanında ‘Mavi Alan’ ve ‘Yeşil Alan’ olarak yürütülen çalışmalar, kentin geçmiş dönem yatırımlarının küresel bir vizyonla yeniden işlevselleştirilmesi adına şüphesiz büyük bir adım’’ dedi.
Ancak COP31 gibi zaman hassasiyeti üst düzeyde olan organizasyonların başarısının, sahip olunan fiziki kapasiteden ziyade insan akışının nasıl yönetildiğiyle ilişkili olduğunu vurgulayan Gem, şunları kaydetti:
‘’Antalya, güçlü turizm altyapısıyla bu yükü kaldırabilecek deneyime fazlasıyla sahip. Fakat Kundu, Lara, Belek ve şehir merkezinden EXPO alanına yönelecek yoğun delegasyon trafiği, alıştığımız yaz turizmi hareketliliğinden çok daha farklı, dakikaların bile önemli olduğu bir dinamik gerektiriyor. Bu nedenle, bölgede yürütülen altyapı ve yol genişletme çalışmalarının; akıllı ulaşım sistemleri, alternatif güzergahlar ve entegre toplu taşıma ağlarıyla desteklenmesi, olası darboğazları baştan çözmek ve kent lojistiğinin sürdürülebilirliğini sağlamak adına hayati bir önem taşıyor. İşin operasyonel tarafı kadar, kentin küresel itibarını belirleyecek olan konaklama ve etik boyutu da büyük bir hassasiyet gerektiriyor. Antalya, sunduğu hizmet kalitesiyle dünya çapında eşsiz bir avantaja sahip. Bu gücün korunması, serbest piyasa dinamikleri ile uluslararası güvenilirlik arasındaki ince dengenin gözetilmesine bağlıdır.’’
"Fiyat dalgalanmalarına yol açmamalı"
COP31 Zirvesinin geçmiş zirvelerdeki deneyimlerin dikkate alınmasını isteyen Mehmet Gem, şöyle devam etti:
‘’Geçmiş küresel zirvelerde, örneğin Brezilya'da yaşanan konaklama krizlerinin ve öngörülemeyen fiyat dalgalanmalarının Antalya’da tekrarlanmaması son derece kritik. Sektörümüzün, uzun vadeli destinasyon güvenilirliğini kısa vadeli ticari reflekslerin önünde tutarak makul fiyat politikalarını sürdürmesi ve mevcut kontratlara sadakat göstermesi, küresel algımız açısından belirleyici bir rol üstlenecektir. Tüm bu sürecin sağlıklı yürümesi için, rezervasyon ekosisteminin de şeffaf ve kapsayıcı bir zeminde tutulması şarttır. Büyükelçiliklerin, yabancı devlet kurumlarının ve uluslararası delegasyonların kendi çözüm ortakları veya diplomatik ağları üzerinden doğrudan rezervasyon yapma eğilimleri, bilindiği üzere küresel bir standarttır.’’
COP31’in, sadece iklim krizine çözümler aranan bir toplantı değil, ev sahibi ülkenin vizyonunu, iş yapma kültürünü ve taahhütlerine olan bağlılığını tüm dünyaya gösterdiği devasa bir ayna olacağına dikkat çeken Gem, ‘’Devletlerin iklim için buluştuğu bu tarihi zirvenin, Antalya’nın operasyonel kusursuzluğu, şeffaflığı ve yüksek iş etiğiyle anılması, Türkiye’nin küresel turizm tarihindeki en güçlü başarı hikayelerinden biri olacaktır. Sektörün tüm paydaşları olarak bize düşen, bu ortak sorumluluğun bilinciyle hareket etmek ve Antalya'nın itibar mirasını bu sağlam temeller üzerine inşa etmektir’’ dedi.