ERHAN BEDİR/BURSA
Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, dünya ve Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, küresel ölçekte artan belirsizliklerin iş dünyası üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Küçükkayalar, mevcut konjonktürde güven, istikrar ve öngörülebilirliğin her zamankinden daha kritik hale geldiğini söyledi. “Dünya ve insanlık olarak son derece hassas bir dönemden geçiyoruz” diyen Küçükkayalar, küresel ısınma, savaşlar ve jeopolitik gerilimlerin riskleri artırdığını ifade etti. Bu sürecin doğru yönetilmesi halinde Türkiye için önemli fırsatlar doğabileceğini belirten Küçükkayalar, “Jeoekonomik dönüşümün yaşandığı bu dönemde Türkiye’nin üretim üssü olma potansiyeli oldukça güçlü” dedi. Türkiye’nin mevcut ekonomik koşullarına da değinen Küçükkayalar, özellikle enflasyonla mücadelede yaşanan zorlukların iş dünyasını doğrudan etkilediğini belirtti. Enerji ve hammadde maliyetlerindeki artışın enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığına işaret eden Küçükkayalar, şöyle konuştu: “İş dünyası olarak bu zorlu koşullara uyum sağlamaya çalışıyoruz. Ancak üretimin sürdürülebilirliği için finansmana erişimin kolaylaştırılması ve üretici kesime yönelik düzenleyici desteklerin artırılması büyük önem taşıyor.”
“Gençler bizim geleceğimiz”
Eğitim ve gençlik konusuna da değinen Küçükkayalar, son dönemde yaşanan toplumsal olayların gençlerin içinde bulunduğu koşulların daha dikkatli ele alınması gerektiğini gösterdiğini söyledi. “Gençler sadece toplumun değil, iş dünyasının da geleceğidir” diyen Küçükkayalar, eğitim sisteminin bilim, akıl, üretim ve sorgulama temelli bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Beyin göçü riskine de dikkat çeken Küçükkayalar, gençlerin kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir ortamın oluşturulmasının kritik olduğunu ifade etti. Toplumsal güvenin yeniden tesis edilmesinin altını çizen Küçükkayalar, “İş dünyası için üç temel unsur vardır: güven, istikrar ve öngörülebilirlik. Bu üçlü birbirinden ayrı düşünülemez. Güven olmadan istikrar, istikrar olmadan da öngörülebilirlik sağlanamaz” dedi. Güven kavramının yalnızca adalet sistemiyle sınırlı olmadığını belirten Küçükkayalar, toplumun tüm kesimlerinde ve kurumlar arasında güvenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Liyakat ilkesine olan inancın da bu sürecin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Küçükkayalar, güçlü bir toplumsal güven ortamının hem ekonomik istikrarı destekleyeceğini hem de dış risklere karşı dayanıklılığı artıracağını sözlerine ekledi.