FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Antalya Ticaret Borsası (ATB) temmuz ayı meclis toplantısı Erdoğan Ekinci yönetiminde gerçekleştirildi.
ATB Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Ali Çandır, konuşmasında dünya ekonomisindeki belirsizliklerin ülke ekonomisini de olumsuz etkilediğini söyledi.
Dünya ekonomisinin, siyasi gerilimlerin, savaşların, korumacı ticaret politikalarının ve artan belirsizliklerin gölgesinde kaldığını, uluslararası hukukun, diplomasi kanallarının ve ortak aklın zayıfladığı bu ortamın bedelini yalnızca ülkeler değil; üreticilerin, işletmelerin ve tüketicilerin ödediğini belirten Çandır, şunları kaydetti.
‘’Ülkemiz de küresel ölçekte yaşanan belirsizliklerden her alanda etkilenmektedir. Bunun en hızlı ve doğrudan yansımasını ise ekonomide, finansmana erişimde ve faizlerde görüyoruz. Yüksek faizlerin kalıcı hâle gelmesi, öz kaynak yapısı zayıf işletmelerimizin önündeki en önemli açmazlardan biri olmaya devam etmektedir. Tarımsal işletmelerimizin üretime ve yatırıma devam edebilmesi için Ziraat Bankası aracılığıyla kullandırılan hazine destekli kredilerin üst limitlerinin, en az üç katına çıkarılmasını talep ediyoruz.’’
Resmî enflasyon yüzde 32 düzeyindeyken ve gelecek yıl yüzde 20’lere gerilemesi hedeflenirken, bankacıların kredi maliyetini yıllık ortalama yüzde 60 civarında tutmaya devam ettiğini ifade eden Çandır, ‘’İşletmelerimizin, gelecekte yüzde 20’ler seviyesinde olması beklenen enflasyona karşı bugün yüzde 60’ı bulan maliyetlerle borçlanması, ekonomik açıdan sürdürülebilir değildir’’ dedi.
İflas ve konkordato uyarısı ve öneri
Faizlerin yüksek kalmasını yalnızca enflasyonla mücadele politikasıyla açıklanmasının mümkün olmadığını dile getiren Ali Çandır, şöyle devam etti:
‘’Uygulanan parasal sıkılaşma, bankaların yüksek maliyetlerle kredi kullandırdığı; üreticinin, tüccarın ve sanayicinin ise finansmana ulaşmakta zorlandığı bir yapıyı ortaya çıkarmıştır. İşletmelerimizin bir bölümü, faaliyetlerini sürdürebilmek ve mevcut yükümlülüklerini yerine getirebilmek için maliyetine bakmadan kredi kullanmak zorunda kalmaktadır. Ancak yüksek faizle alınan her kredi, işletmenin üzerindeki yükü daha da artırmakta; konkordato ve iflas risklerini büyütmektedir. Konkordato ilan eden şirketlerin borçlarının ötelenmesi temel bazı ilave sorunlar yaratmaktadır. Bu konudaki önerimiz; konkordato ilan eden işletmelerin vergi, sigorta primi ve banka borçlarında öteleme yapılırken, mal ve hizmet aldığı reel sektör işletmelerine olan borçlarının ödenmesine devam edilmesidir. Böylece bir işletmenin yaşadığı mali sorunların sağlam durumdaki diğer işletmelere yayılması ve zincirleme bir ödeme krizine dönüşmesi önlenecektir.’’
"Antalya ekonomisi zayıflıyor"
Antalya ekonomisinin eski canlılığını kaybettiğini, turizmin de sıkıntılı geçtiğine dikkat çeken Çandır, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘’Antalya ekonomisi bu sezon, önceki yıllara göre daha zayıf bir ekonomik ivmeyle karşı karşıya kalmıştır. Çekle işlem hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36 artmıştır. Ödeme göstergelerinde ise daha dikkat çekici bir tablo var. Karşılıksız çek hacmi yılbaşından bu yana Türkiye genelinde yüzde 54, Antalya’da ise yüzde 80 artmıştır. Sadece Haziran ayı verilerine baktığımızda bu artış ülkemizde yüzde 62, Antalya’da ise yüzde 107’ye ulaşmıştır. Protestolu senet hacmindeki artış da Türkiye’de yüzde 51, Antalya’da yüzde 72 olmuştur. Bu veriler, kentimizde işletmelerimizin nakit akışı ve ödeme gücündeki bozulmanın ülke ortalamasından daha belirgin olduğunu göstermektedir. Kredi kullanımında Antalya, ülke ortalamasının üzerinde bir artış göstermektedir. Toplam kredi hacmi yılbaşından bu yana Türkiye’de yüzde 41, Antalya’da yüzde 51 artmıştır. Ancak Mayıs ayı itibarıyla yıllık artışın Türkiye’de yüzde 38’e, Antalya’da ise yüzde 46’ya gerilemesi, kredi büyümesindeki ivmenin son iki ayda zayıfladığını göstermektedir.’’
"Antalya’nın ihracat performansı artıyor"
Antalya’nın ihracatta ise daha olumlu bir performans sergilediğini vurgulayan Çandır, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’İlk altı ayda toplam ihracat Türkiye genelinde yüzde 4,6 artarken Antalya’da yüzde 11,4 yükselmiştir. Tarımsal ihracat artışında Türkiye ortalaması yüzde 3 iken Antalya yüzde 12,3’lük artış sağlamıştır. Net dış ticaret fazlası veren Antalya açısından bu performans son derece değerlidir. Değerli Türk lirasına, yüksek üretim maliyetlerine ve küresel pazarlardaki zorlu rekabet koşullarına rağmen ihracatını artıran üreticilerimizi ve ihracatçılarımızı yürekten kutluyorum. Tüm bu göstergeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Antalya’da üretme ve ticaret yapma iradesinin sürdüğünü görüyoruz. Ancak son iki ayın verileri, yılın ilk yarısındaki ivmenin zayıflamaya başladığına işaret etmektedir. Sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri, ödeme güçlükleri ve düşük reel büyüme işletmelerimiz üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Bu nedenle ekonomik canlılığın korunabilmesi için uygun maliyetli finansmana erişimin kolaylaştırılması, iç talebin desteklenmesi ve ihracatçılarımızın rekabet gücünün korunması büyük önem taşımaktadır.‘’