FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu üyesi Ali Çandır, tarımsal üretim ve ticaretle uğraşan kesimler olarak iklim değişikliğinin etkilerini doğrudan yaşadıklarını, tarımdaki her olumsuzluk; gıdadan tekstile, kozmetikten turizme kadar ham madde ve tedarik bakımından birçok sektörü etkilediğini belirtti.
Son yıllarda tarla ve örtüaltı üretimde ekim ve hasat dönemlerinin değiştiğine, hastalık ve zararlıların daha sık ve dirençli biçimde görüldüğüne, ani sıcaklık değişimleri ve düzensiz yağışlar nedeniyle verim, kalite ve rekolte kayıplarının arttığına tanık olduklarını ifade eden Çandır, şunları kaydetti:
‘’Suya erişimde yaşanan sorunlar ve yükselen girdi maliyetleri de üreticilerimizi, işletmelerimizi ve ihracatçılarımızı ciddi biçimde zorlamaktadır. Bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadeleyi yalnızca çevresel bir konu olarak değil, üretimin, ticaretin, istihdamın ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ekonomik bir mesele olarak ele almalıyız. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği (COP31) Konferansı, sektörümüz, kentimiz ve ülkemiz için önemli bir dönüşüm fırsatıdır. Ancak bunun için mevcut durumumuzu verilerle ortaya koymalı, ölçülebilir hedefler belirlemeli ve uygulamaya dönük adımları vakit kaybetmeden atmalıyız.’’
COP31’i yalnızca birkaç haftalık bir organizasyon olarak görülmemesi gerektiğini dile getiren Çandır, ‘’Asıl başarı, konferans sonrasında Antalya’ya bırakacağı kalıcı kazanımlarla ölçülecektir. Suyunu verimli kullanan, atığını azaltan, doğal varlıklarını koruyan, yenilenebilir enerji kapasitesini geliştiren ve iklim değişikliğine karşı daha dirençli bir Antalya oluşturmak temel hedefimiz olmalıdır’’ dedi.
"Önemli fırsatlar doğacak"
TOBB’un COP31 çalışmalarında küresel iş dünyasının resmî temsilcisi olarak üstlendiği görevi son derece değerli bulduklarını anlatan Çandır, şöyle devam etti:
‘’COP31 Business Forum’un iş dünyamızın görüşlerini uluslararası müzakere zeminlerine taşımasına, yeni iş birliklerinin kurulmasına ve işletmelerimizin yeşil dönüşüm kapasitesinin geliştirilmesine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz. Özellikle tarım, gıda, su, enerji, lojistik ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren işletmelerimiz açısından iklim finansmanına erişim, teknoloji transferi, yeni yatırımlar ve uluslararası pazarlara ulaşma konularında önemli fırsatlar doğacaktır. COP31, kentimizin su, tarım, çevre ve sürdürülebilir üretim konularındaki birikimini dünyaya gösterebileceği stratejik bir fırsattır. Bu fırsatın kentimiz, sektörlerimiz ve gelecek nesillerimiz için kalıcı kazanımlara dönüşmesini temenni ediyorum.’’