ESRA ÖZARFAT/BURSA
Türk otomotiv sanayisi ihracatta değer bazında büyümesini sürdürürken, yüksek maliyet artışları sektörün rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor.
Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Kemal Yazıcı, özellikle enflasyon ile parite arasındaki makasın son 2,5 yılda yüzde 60’a ulaşmasının ihracatçı açısından önemli bir sorun haline geldiğini belirtti. Türkiye otomotiv sektörünün 2025 yılında 41,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini hatırlatan Yazıcı, bu yıl için ihracatı yüzde 3,6 artırarak 43 milyar dolara çıkarma hedefi koyduklarını söyledi. İlk 8 ayda ihracatın 27,2 milyar dolara ulaştığını belirten Yazıcı, bunun geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 artış anlamına geldiğini kaydetti. Ancak ihracattaki değer artışının sektörün gerçek performansını tek başına yansıtmadığına işaret eden Yazıcı, otomotiv ihracatında adet bazında yaklaşık yüzde 20, otomobil ihracatında ise yüzde 30’a yaklaşan gerileme yaşandığını ifade etti. Değer bazındaki performansın özellikle kamyon ve kamyonet ihracatındaki artışla desteklendiğini belirten Yazıcı, buna karşın otomobil tarafındaki kaybın dikkat çekici boyuta ulaştığını söyledi.
“Gelirimiz döviz, giderimiz TL”
Sektörün temel sorunlarından birinin parite ile enflasyon arasındaki dengesizlik olduğunu vurgulayan Yazıcı, bu durumun ihracatçıların maliyet yapısını doğrudan etkilediğini söyledi. Yazıcı, “2024 Ocak’tan itibaren yaklaşık 2,5 yıllık döneme baktığımızda enflasyon yüzde 130,7 artmışken parite yaklaşık yüzde 70 değişmiş. Arada yüzde 60’lık bir fark var. İhracatçıların gelirleri döviz bazında, ancak giderlerinin önemli bölümü Türkiye’de ve Türk lirasına bağlı. TÜFE’deki değişim giderlerimizi artırıyor. Gelirimiz olan euro tarafında ise müşterilerimizden sürekli indirim talebi geliyor” dedi. Otomotiv sektöründe girdilerin yaklaşık yarısının döviz bazlı olması nedeniyle farkın bir bölümünün doğal olarak dengelenebildiğini belirten Yazıcı, kalan yüzde 30’un ise verimlilik artışlarıyla karşılanmaya çalışıldığını ifade etti. Otomotiv sanayisinin her yıl yüzde 2-4 arasında verimlilik artışını olağan kabul ettiğini belirten Yazıcı, ancak son 2,5 yılda ortaya çıkan farkın bu yöntemlerle telafi edilemeyecek kadar yüksek olduğuna dikkat çekti. “2,5 yılda yüzde 30’luk farkı sadece verimlilikle karşılamak, herkesin yaşam savaşı vermesi anlamına geliyor” diyen Yazıcı, maliyet ve kur dengesizliğinin geçici olması halinde tolere edilebileceğini, ancak uzun süre devam etmesinin sektör açısından sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
Doğu Avrupa ile rekabet riski
Maliyet baskısının Türkiye’nin otomotivdeki uluslararası rekabetçiliğini de tehdit ettiğini belirten Yazıcı, Türkiye’nin halen Batı Avrupa ülkelerine göre avantajlı konumda olduğunu ancak Doğu Avrupa ile rekabette makasın daraldığını söyledi. Almanya ve Fransa’da saatlik işçilik maliyetlerinin yaklaşık 40 euro seviyesinde bulunduğunu, Türkiye’de ise bu maliyetin 15-17 euro bandına yükseldiğini belirten Yazıcı, bazı Doğu Avrupa ülkelerinde maliyetlerin 13-14 euro, bazılarında ise 17-18 euro seviyesinde olduğuna dikkat çekti. Yazıcı, “Doğu Avrupa’yla rekabette iyi olduğumuz ülkeler var ama bu şekilde devam edersek bu avantajı kaybedebiliriz. Bizim talebimiz enflasyon, euro-TL ve parite değişiminin aynı doğrultuda gitmesi. Hiçbirinin diğerinin önüne geçmesine ihtiyacımız yok. Biz kendi işimizle rekabet etmeliyiz” diye konuştu. Türkiye otomotiv ihracatının yüzde 85’inin Avrupa’ya gerçekleştirildiğini hatırlatan Yazıcı, Avrupa’nın sektör açısından vazgeçilmez bir pazar olduğunu vurguladı. Alternatif pazarlara yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Yazıcı, ancak ABD’nin ihracat içindeki payının yüzde 3,8, Rusya dahil Türk Cumhuriyetlerinin yaklaşık yüzde 3, Ortadoğu’nun ise yüzde 1,6 seviyesinde kaldığını söyledi.