
Küresel piyasalarda savaşın, yükselen petrol fiyatlarının ve faiz artışı beklentilerinin yarattığı dalgalanma sürerken, gelişmekte olan ülkeler uluslararası tahvil piyasasında vites yükseltti. Risk iştahını sınayan jeopolitik gerilimlere ve güçlenen dolara rağmen, hükümetler rekor hızda döviz cinsi borçlanmaya yöneldi. Bu yılın ilk sekiz ayında gerçekleştirilen ihraçlar, gelişmekte olan ülke devletlerinin küresel finansman koşullarındaki sıkılaşmaya rağmen piyasaya erişimini koruduğunu gösteriyor.
Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) verilerine göre, gelişmekte olan ülke hükümetleri ağustos sonuna kadar 190 milyar dolarlık tahvil sattı. Geçen yılın aynı dönemindeki 160 milyar dolarlık tutarı aşan bu rakam, şimdiye kadarki en yüksek sekiz aylık toplam oldu. Yılın geri kalanındaki işlemlerle birlikte 2026’da toplam devlet tahvili ihracının yaklaşık 200 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Türkiye de dolar piyasasında
Döviz cinsi borçlanan ülkeler kervanını geçen hafta Türkiye de katıldı. Türkiye, dış borçlanma programı kapsamında 10 yıl vadeli 1,5 milyar dolarlık ESG sürdürülebilir tahvil ihracı gerçekleştirdi. Piyasaya çıkan ülkeler arasında Dominik Cumhuriyeti de yer aldı. Ülke, 2039 vadeli ve yüzde 6,85 faizli tahvillerle toplam 1,6 milyar dolarlık ihraç yaptı.
Savaşın başlamasından bu yana uluslararası dolar tahvil piyasasına ilk kez dönen Suudi Arabistan ve Katar da borçlanma dalgasına katıldı. Suudi Arabistan 3 milyar doların üzerinde sukuk satarken, Katar 5 ve 10 yıl vadeli tahvillerle 3 milyar dolar topladı.
Pakistan geçen ay dolar cinsinden beş ve 10 yıl vadeli tahvillerle 3 milyar dolar topladı. İşlem, ülkenin uluslararası rezervlerini 20 milyar doların üzerine taşımasına katkı sağladı.
Bununla birlikte, yüksek ihraç hacmi ülkelerin kasasına aynı ölçüde yeni kaynak girdiği anlamına gelmiyor. IIF kıdemli ekonomisti Jonathan Fortun, bu yılki toplam ihracın yalnızca 72 milyar dolarının vadesi gelen borçların çevrilmesi dışında yeni kaynak yaratacağını öngörüyor. Yani ihraçların önemli bölümü eski borçların yenilenmesine gidecek. Artan faiz maliyetleri de borç stokunun çevrilmesini daha pahalı hale getiriyor.
Euro ve Çin Yuanı cinsinden borçlanma artıyor
Ülkeler finansman maliyetlerini düşürmek ve döviz riskini çeşitlendirmek için ihraç para birimlerini de değiştiriyor. Toplam borçlanmanın yaklaşık üçte birinin euro cinsinden yapılması beklenirken, 2024’te bu oran dörtte bir düzeyindeydi. Çin yuanı cinsinden ihraçların da rekor seviyeye çıkması, dolar dışı kaynak arayışının güçlendiğini gösteriyor.
Rezervleri güçlendirmek için borçlanıyorlar
Borçlanma dalgasının arkasında yalnızca yatırımcı talebi yok. Özellikle enerji ithalatçısı ülkeler, savaşın yükselttiği petrol ve gaz faturalarını karşılamak ve döviz rezervlerini yeniden oluşturmak için dış piyasalara yöneliyor.
Küresel tahvil piyasasında getiri şoku
ABD’den Japonya’ya tahvil getirileri çok yıllı zirvelere tırmanırken, küresel borçlanma maliyetleri üzerindeki baskı büyüyor. ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvili getirisi yüzde 5,34’e yükselerek 2002’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. ABD’deki satış dalgası diğer piyasalara da yayıldı: 10 yıllık İngiltere tahvil faizi yüzde 5,51’e ulaşarak 2007’den bu yana zirveyi gördü. İngiltere’de 30 yıllık getirinin yüzde 6’yı aşması ise 1998’den beri ilk kez yaşandı. Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi de 30 yılın zirvesine yaklaştı. Enerji fi yatlarının beslediği enflasyon kaygıları, güçlü ekonomik veriler ve merkez bankalarının faizleri yüksek tutacağı beklentisi tahvilleri baskılıyor. Getiriler yükselirken tahvil fi yatlarının düşmesi, borçlanacak hükümetler için maliyetin daha da artması anlamına geliyor.
Dolar yeniden sahnede
Fed’in faizleri yeniden artırabileceği beklentisi doları destekliyor. Dolar endeksi 101,80 ile yılın zirvesine çıktı., ABD ekonomisinin dirençli görünümü ve Fed’in faizleri yeniden artırabileceği beklentisi dolar talebini destekliyor. Güçlü tüketim ve istihdam sinyalleri, faiz indirimlerinin ötelenebileceği, hatta yeni sıkılaşmanın gündeme gelebileceği fiyatlamasını güçlendirdi. ABD-İran müzakerelerinde ilerleme sağlanmaması halinde doların ekim boyunca talep görmeyi sürdürmesi bekleniyor. Euro ise Fransız tahvillerindeki satış baskısı ve ABD faiz beklentileri arasında sıkışıyor. ING analistlerine göre şu an 1.13 seviyesinde bulunan euro/dolar paritesinde 1,11-1,12 bölgesi gündeme gelebilir.