Hazırlayan & Derleyen: Umut Özbağcı - Datassist CEO
AI, iş mahkemelerinde yeni bir dalga yaratıyor
Yapay zekâ artık yalnızca çalışanların işlerini değil, işverenleriyle olan hukuki mücadelelerini de dönüştürüyor.
İngiltere’de çalışanlar, işverenlerine karşı açacakları davaların dilekçelerini hazırlamak için artık avukat tutmak yerine AI araçlarından yararlanıyor. Daha önce hukuki destek gerektiren başvurular, AI sayesinde neredeyse sıfır maliyetle hazırlanabiliyor.
Bunun sonucu ise mahkemeler açısından ciddi bir iş yükü.
İngiltere’de istihdam mahkemelerinde bekleyen dosya sayısı bir yıl içinde 45 binden 64 bine yükseldi. Çalışanların AI ile hazırladığı başvuruların artması, her bir başvurunun yine hakimler tarafından incelenmesi gerektiği için sistem üzerindeki baskıyı artırıyor.
Bu gelişme işverenler için de önemli bir sinyal.
AI, hukuki süreçlere erişimin maliyetini düşürdükçe çalışanların hak taleplerini ileri sürme eşiği de düşebilir. Bu nedenle şirketler açısından yalnızca AI kullanımı değil; bordro, izin, ücret, yan haklar ve işten ayrılış süreçlerinde hatasız ve denetlenebilir kayıt tutmak da giderek daha kritik hale geliyor.
Yapay zeka araçları gizli yaş ayrımcılığını körükleyebilir
Giderek daha fazla işverenin aday taraması için yapay zeka destekli işe alım araçlarına yönelmesiyle birlikte, bu sistemlerin belirli bir yaşın üzerindeki çalışanlara karşı gizli önyargılar içerip içermediği sorgulanmaya başlandı.
Bu sistemler, mezuniyet tarihleri, deneyim yılı aralıkları ve hatta özgeçmiş formatları gibi dolaylı göstergeler üzerinden yaşça büyük adayları istemeden eleyebiliyor.
Geleneksel ayrımcılık biçimlerinden farklı olarak, yapay zeka kaynaklı önyargı işverenlerin kendilerinin bile tam olarak anlamadığı algoritmaların içinde görünmez şekilde işliyor. Bu durum, etkilenen adayların neden reddedildiklerini tespit etmelerini özellikle zorlaştırıyor.
Kurumlar bu değişen ortamda yol alırken, otomatik işe alım sistemlerinin düzenli olarak test edilmesi ve izlenmesi vazgeçilmez olacaktır.
Yapay zeka çağında kalıcı beceriler önemini koruyor
Yapay zeka ve iş yeri otomasyonundaki hızlı gelişmelere rağmen işverenler, insana özgü yetenekleri önceliklendirmeye devam ediyor. Yapay zekanın pek çok iş fonksiyonunu dönüştürmesine karşın belirli yetkinlikler insan alanında kalıyor.
Eleştirel düşünme, duygusal zeka, yaratıcı problem çözme ve kişilerarası iletişim teknolojik değişime en dirençli, nitelikleri kalıcı beceriler arasında yer alıyor. Zamanla geçerliliğini yitirebilecek teknik becerilerden farklı olarak bu yetkinlikler, roller ve sektörler arasında aktarılabiliyor.
İşverenler, yapay zekanın insan muhakemesinin yerini almak yerine onu tamamladığında en iyi sonuçları verdiğinin giderek daha fazla farkına varıyor. Uyum yeteneği ve karmaşık akıl yürütme becerilerini geliştiren çalışanlar, uzun vadeli kariyer dayanıklılığı açısından kendilerini avantajlı konuma getiriyor.
ABD’de ücretlerin ekonomiden aldığı pay 1929’dan bu yana en düşük seviyelerde
2026’nın ilk çeyreğinde ABD’de ücret ve maaşların Gayrisafi Yurtiçi Gelir (GDI) içindeki payı yaklaşık %43’e geriledi. Bu oran, verilerin tutulmaya başlandığı 1929’dan bu yana görülen en düşük seviyelere oldukça yakın.
Ücret ve maaşların GDI içindeki payı özellikle 1940’lardan itibaren uzun süre daha yüksek seviyelerde seyrederken, son yıllarda %43 civarında sıkışmış durumda. 2024 yılına ilişkin yıllık verilerde de ücret ve maaşların GDI içindeki payı yaklaşık %42,8 seviyesindeydi.
Ücretler artarken neden pay düşüyor?
Buradaki kritik ayrım, nominal ücret artışı ile ekonomiden alınan pay arasındaki fark.
ABD’de ücret ve maaşlar nominal olarak artmaya devam ediyor. Ancak ekonominin toplam gelirinin ücretlerden daha hızlı büyümesi, ücretlerin toplam gelir içindeki payının gerilemesine neden olabiliyor.
Bu tablo; şirket kârlılıkları, sermaye gelirleri, amortisman ve diğer gelir kalemlerinin GDI içindeki ağırlığının yanı sıra çalışan tazminatının ücret dışındaki bileşenlerinin zaman içinde değişmesiyle birlikte değerlendirilmeli.
İşverenler, ücret politikalarını değerlendirirken yalnızca maaş artışlarına değil, toplam çalışan tazminatına, yan haklara ve ücretlerin verimlilikle birlikte nasıl değiştiğine bakmak gerekiyor.
Giriş seviyesi işler kayıp mı oluyor? Deneyimsiz adaylara açılan kapı 4 yılda %73 daraldı
İlk işinizi bulmak için deneyime ihtiyacınız var. Peki deneyim kazanmak için gereken ilk işi bulamazsanız ne olacak?
Kariyerinin başındaki adaylar açısından bu paradoksun giderek büyüyor. Hiç iş deneyimi olmayan adaylara açık maaşlı iş ilanlarının sayısı son dört yılda %73 azaldı. Dört yıl önce yaklaşık her maaşlı iş ilanından 1/15’i deneyimsiz adaylara açıkken, bugün bu oran yaklaşık 1/50’ye gerilemiş durumda. Aynı dönemde toplam maaşlı iş ilanları da %27 azaldı.
Buradaki değişim yalnızca iş ilanlarının azalmasıyla açıklanmıyor. Daha önemli olan, “entry-level” (giriş seviyesi) kavramının içinin değişmesi.
Şirketler hâlâ junior pozisyonlar için işe alım yapıyor. Ancak bu pozisyonlar artık adayın tamamen sıfırdan yetiştirileceği roller olmaktan giderek uzaklaşıyor. İşverenler; önceki iş deneyiminin yanı sıra pratik beceri, yapay zekâ araçlarına hakimiyet, sektörel bilgi ve işe başladıktan kısa süre içinde katkı sağlayabilme kapasitesi arıyor.
Böylece ortaya yeni bir çelişki çıkıyor:
İşveren junior çalışan istiyor, ama yeni mezun istemiyor.
Bu durum özellikle üniversiteden yeni mezun olanlar ve kariyer değiştirmek isteyenler için ciddi bir bariyer yaratıyor. Çünkü kariyerin ilk basamağı ortadan kalktığında, adayın deneyim kazanarak bir sonraki basamağa geçmesi de zorlaşıyor.
Üstelik bu yalnızca adayların değil, şirketlerin de uzun vadeli insan kaynağı planlamasını ilgilendiren bir konu. Entry-level pozisyonların daralması kısa vadede daha hazır çalışanların işe alınmasını sağlayabilir. Ancak şirketlerin gelecekte ihtiyaç duyacağı yetenek havuzunun oluşması için yeni çalışanların yetiştirileceği alanların korunması gerekiyor.
AI insanlardan ucuz olacaktı. Peki ya tersi olursa?
Yapay zekânın iş dünyasındaki en güçlü argümanlarından biri basitti: İnsan emeğinin yerini teknoloji aldıkça şirketlerin maliyetleri düşecekti.
Ancak yeni tablo bu varsayımı sorgulatıyor.
Bazı şirketlerde yapay zekâyı çalıştırmanın maliyeti, AI’ın yerine geçtiği çalışanların maliyetini aşmaya başladı. Özellikle yüksek işlem gücü gerektiren AI uygulamalarında compute, veri merkezi ve altyapı maliyetleri önemli bir gider kalemi haline geliyor.
Burada asıl mesele, “AI çalışanlardan daha pahalı” demekten ziyade, AI yatırımlarının artık yalnızca yazılım lisansı veya abonelik maliyeti olarak görülmemesi.
Bu nedenle şirketler açısından yeni soru yalnızca “AI ile kaç kişiyi ikame edebiliriz?” değil.
“Bir işi AI ile yaptığımızda, toplam maliyetimiz gerçekten ne kadar düşüyor?”
Çünkü teknolojinin insan emeğinin yerini alması otomatik olarak maliyet tasarrufu anlamına gelmiyor. Önümüzdeki dönemde AI yatırımlarının başarısını belirleyecek temel ölçüt, kaç kişinin yerine teknoloji konulduğundan çok, AI’ın çalışan başına ve iş çıktısı başına ne kadar gerçek değer ürettiği olacak.
AI kullanmak artık tercih değil, işin bir parçası
Yapay zekâ artık yalnızca çalışanların işlerini hızlandıran bir araç değil; bazı şirketlerde çalışanın işe uygunluğunu değerlendiren bir kriter haline geliyor.
Coinbase CEO’su Brian Armstrong, şirketin tüm mühendisleri için GitHub Copilot ve Cursor lisansları aldıktan sonra, AI araçlarını kullanmayı dahi denemeyen bazı mühendisleri işten çıkardığını açıkladı. Armstrong’a göre mühendislerden ilk aşamada AI’ı her gün kullanmaları beklenmiyordu; ancak en azından aracı kurmaları ve öğrenmeye başlamaları isteniyordu. Bu adımı atmayan ve geçerli bir gerekçesi olmayan bazı çalışanlarla yollar ayrıldı.
Armstrong, uygulamanın “ağır” bir yaklaşım olduğunu kabul ederken, şirket açısından verilmek istenen mesaj oldukça netti: AI artık opsiyonel değil.
AI araçlarının benimsenmesi verimlilik ve rekabet avantajı sağlayabilir. Ancak yalnızca aracı kullanıp kullanmamak üzerinden performans değerlendirmesi yapmak; eğitim, adaptasyon süresi, rolün gereklilikleri ve çalışanın ürettiği gerçek değer gibi faktörleri ikinci plana itebilir.
AI maaş uçurumu: AI becerisine sahip çalışanlar %62 daha fazla kazanıyor
Yapay zekâ artık yalnızca çalışanların nasıl çalıştığını değil, ne kadar kazandığını da değiştiriyor.
Dünya genelinde AI becerilerine sahip çalışanların ortalama %62’si ücret primi alıyor. Bu oran, 2025’teki %57’lik seviyenin de üzerinde.
Üstelik AI becerisi talep edilen işler, genel iş piyasasından çok daha hızlı büyüyor. Prompt engineering ve machine learning gibi spesifik AI becerilerini isteyen ilanlar %69 artarken, toplam iş ilanlarındaki büyüme yalnızca %9 seviyesinde kaldı. AI becerisi gerektiren işlerin sayısı da 2024’e kıyasla neredeyse iki katına çıkmış durumda.
Aynı iş, farklı ücret mi?
Buradaki kritik nokta, AI becerisinin artık yalnızca “ekstra bir yetkinlik” olarak görülmemesi. İşverenler, AI’ı işinin parçası haline getirebilen çalışanlara daha yüksek ekonomik değer biçiyor.
AI’ın rutin işleri ortadan kaldırarak insan uzmanlığını, muhakemeyi ve yaratıcılığı öne çıkardığı “professionalised” roller; AI’ın işi daha az uzmanlık gerektirir hale getirdiği “democratised” rollere kıyasla iki kat daha hızlı büyüyor ve ücretleri de 2021’den bu yana %42 daha hızlı artıyor.
AI becerileri artık yalnızca teknoloji ekiplerinin konusu değil. Pazarlamadan finansa, insan kaynaklarından operasyonlara kadar birçok fonksiyonda çalışanların AI kullanma kapasitesi ücretlendirme ve yetenek yönetiminin yeni parametrelerinden biri haline geliyor.
Hayalet ilanlar: İş ilanlarının ne kadarı gerçekten işe alım için?
Bir iş ilanına başvurdunuz, haftalarca beklediniz ve hiçbir zaman geri dönüş alamadınız. Peki ya o pozisyon hiç doldurulmayacaksa?
“Ghost job” yani hayalet ilan, şirketlerin gerçekten işe alım yapma niyeti olmadan veya pozisyonu aktif olarak doldurmadan yayınladığı iş ilanlarını ifade ediyor.
Ghost job yayınlayan şirketlerin %62’si, mevcut çalışanlarını daha kolay “yerine konabilir” hissettirmek amacıyla bu yöntemi kullandığını belirtti. Diğer nedenler arasında şirketi büyüyor gibi göstermek, gelecekteki pozisyonlar için aday havuzu oluşturmak ve dışarıdan yetenekleri çekmek yer alıyor.
Hayalet ilanlar yalnızca iş arayanların zamanını boşa harcamıyor. İşgücü piyasasına ilişkin verilerin de olduğundan daha olumlu görünmesine neden olabiliyor.
İlanların %21’ine kadarı ghost job olarak yayınlanıyor. Konu artık yalnızca aday deneyimi meselesi olmaktan çıkıyor.
İlan açmak kolaylaşıyor; ancak her ilan, aday tarafında gerçek bir beklenti yaratıyor.
Bu nedenle geleceğin işe alım süreçlerinde soru yalnızca “Kimi işe alacağız?” değil, “Gerçekten işe alım yapıyor muyuz?” olacak.
Özel sektör işverenleri temmuz ayında 44 bin yeni iş ekledi
Geçtiğimiz ay sektörler bazında işe alım dalgalı bir seyir izlese de, ücretler net bir sinyal verdi. İş değiştirenlerin yıllık ücret artışı, yaklaşık bir yıldır görülen en yüksek seviyeye ulaştı.
ADP Baş Ekonomisti Nela Richardson:
İş değiştirenler ekonomik koşullara daha hızlı tepki veriyor. Ücretlerdeki hızlı artış, iş gücü piyasasının bazı alanlarında arz sıkıntısının devam ettiğine işaret ediyor. Öte yandan işverenlerin değişen makroekonomik koşullara yanıt vermesiyle, geleneksel işe alım eğilimleri de değişiyor.
İş değiştirenlerin ücret artışı temmuz ayında hızlandı
Aynı işinde kalan çalışanların ücret artışı geçen ay %4,4’te sabit kalırken, iş değiştirenlerin ücret artışı %7’ye yükseldi. Bu, Ağustos 2025’ten bu yana görülen en yüksek yıllık artış oldu.
