Açık ki Venezuela’da kurumsal yapı tam anlamıyla çökmüş.
Venezuela’da yaşananlardan alınacak çok ders var. Salı günkü yazımda ekonomideki kırılganlıklar boyutundan konuya yanaştım. ABD’nin elindeki büyük silahtan yararlanmasını kolaylaştıran kırılganlıkları en aza indirmek gerektiği üzerinde durdum. O silah, uluslararası ödemeler sisteminin yaptırım uygulanan bir ülke için fiilen kapatılması olarak ortaya çıkıyor. Bu durumda, dış borca bağımlı bir ülke çok zor duruma düşüyor. Finans kesimi dışındaki şirketler, finans kesimi, kamu kesimi, hemen her kesim, bir yandan vadesi gelen dış borcunu ödemek üzere yeni kaynak bulmakta zorlanıyor; diğer yandan yeni yatırımlar ve üretimde kullandığı ithal girdiler için gereken dövizin bir kısmını dışarıdan sağlayacak borçlanmayı yapamıyor. Sonuçta şirketlerin faaliyet hacimleri azalıyor, sadece dışarıya değil içeriye olan borçların da ödenmesinde büyük güçlükler ortaya çıkıyor. Borçlarını tahsil edemeyeneler de zor duruma düşüyorlar, onlar da faaliyet hacimlerini azaltıyorlar. Beraberinde sıçrayan işsizlik ve iç talepte azalma. Şirketlerin daha da küçülmesi, işsizliğin daha da yükselmesi. Bildiğiniz kriz… Şiddeti ve ne kadar süreceği bir yandan yaptırım öncesindeki dış borcunuz ile dış varlıklarınız arasındaki farkın büyüklüğüne (ne kadar kırılgan olduğunuza) diğer yandan yaptırımların şiddetine bağlı.
Venezuela örneğinden konuyu ele alınca daha da büyük bir sorun ortaya çıkıyor. Tamam, karşıda süper bir güç var. Uluslararası hukuku tanımayan bir yönetim ile yönetiliyor. Çok gelişmiş silah, haberleşme ve istihbarat sistemlerine sahip. Yıllarca konu üzerinde çalışmış. Ama işe bir de bu küçültücü müdahaleye maruz kalan ülke açısından bakmak gerekmiyor mu? Düşünsenize; bir emperyalist güç elini kolunu sallayarak ülkenize geliyor, devlet başkanınızı neredeyse hiç mukavemetle karşılaşmadan yatağından eşiyle birlikte alıp derdest ediyor ve kendi ülkesine götürüyor. İstihbarat kurumlarının, silahlı kuvvetlerin ve diğer güvenlik güçlerinin durumu fecaat olmalı. Nasıl oluyor da bir ülke bu duruma düşebiliyor?
Açık ki Venezuela’da kurumsal yapı tam anlamıyla çökmüş. Çok muhtemelen -konunun uzmanı değilim elbette, sadece tahmin yürütüyorum- durum şöyleymiş: Varmış gibi olan kurumların yöneticisi olmak için liyakat sahibi olmak değil, Maduro’nun yakın çevresinden olmak önkoşulu varmış. Alınan hemen her kararda ülkenin bekası değil mevcut sistemin bekası ön plana çıkmış. Yargı bu çıkarların korunması için bir silah olarak kullanılmış. Rejim giderek baskıları artırmış. İfade özgürlüğü falan kalmamış. Bir yandan artan baskı rejimi ve ortadan kalkan özgürlükler diğer yandan büyük ekonomik sorunlar ve o sorunları daha da artıran uluslararası yaptırımlar ülkeyi bu fecaat duruma sokmuş.
Zaten bildiğimiz olağan şüphelilerin dışında ortada yeni bir şey yok. Kısacası, ne ekerseniz onu biçiyorsunuz.