Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl-Reisinger’le görüşmelerde bulunmak üzere bugün Avusturya’ya gidiyor.
Bakan Fidan’ın ziyaret kapsamında ayrıca, Avusturya Şansölyesi Christian Stocker tarafından kabul edilmesi, AGİT Genel Sekreteri Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’yla bir görüşme gerçekleştirmesi, Viyana Diplomasi Akademisi’nde düzenlenecek konferansta hitapta bulunması ve Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelmesi öngörülüyor.
Bakan Fidan’ın ziyaret kapsamında Avusturyalı yetkililerle gerçekleştireceği görüşmelerde; Türkiye ile Avusturya arasındaki ikili ilişkileri siyasi, ekonomik, ticari, askeri, kültürel ve beşeri boyutlarıyla bütüncül bir yaklaşımla ele alması ve mevcut iş birliği alanlarının daha da derinleştirilmesine yönelik imkanları değerlendirmesi bekleniyor.
İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin çeşitlendirilmesi, ticaret hacminin artırılması ile karşılıklı yatırımların teşvik edilmesine yönelik mevcut potansiyele ve fırsatlara dikkat çekmesi, Avusturya’yla enerji, dijitalleşme, bağlantısallık ve savunma sanayii başta olmak üzere, stratejik nitelik taşıyan alanlarda iş birliği potansiyelinin altını çizmesi ve bunu geliştirmeye yönelik imkanları kapsamlı şekilde ele alması, -Türkiye’nin, Avusturya’daki Türk toplumunun huzur, refah ve toplumsal uyumuna atfettiği önemi vurgulaması; bu bağlamda Türk toplumunun hak ve menfaatlerinin korunmasının öncelikli bir husus olduğunun altını çizeceği ifade ediliyor.
Kurumsal iş birliği yaklaşımı Bakan Fidan’ın ayrıca Türkiye’nin AB’ye tam üyelik perspektifini koruduğunun altını çizmesi, Türkiye-AB ilişkilerine stratejik bir vizyonla yaklaşılarak, dar siyasi hesaplara alet edilmemesinin tüm tarafların çıkarına olduğunu vurgulaması, Türkiye-AB ilişkilerindeki mevcut tıkanıklıkların aşılması için daha kapsamlı ve kurumsal bir iş birliği yaklaşımına ihtiyaç olduğunu dile getirmesi bekleniyor.
Öte yandan görüşmelerde, Türkiye’nin, Rusya-Ukrayna savaşında tarafların tekrar müzakere masasına oturmasına ve savaşın adil ve sürdürülebilir bir barışla sona erdirilmesine yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceğini belirtmesi, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaşın kalıcı şekilde sona erdirilmesi amacıyla ortaya konulan çabalara Türkiye’nin destek vermeyi sürdüreceğini ifade etmesi, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin bir an önce sağlanması ve anılan Boğaz’da savaş öncesi statükoya dönülmesine yönelik küresel ihtiyacın altını çizmesi, İsrail'in işgal ve yıkım politikalarının tüm bölgede barış ve istikrarı tehdit ettiğini vurgulaması öngörülüyor.
