Küresel tahvil faizleri, jeopolitik gerginliklerin daha geniş coğrafyalara yayılma ihtimali, yeniden ayarlanan politika faizleri, kuvvetli Amerikan doları, zayıf EURUSD çaprazı, yüksek emtia grubu fiyatlamaları ve marjlar, yaklaşan ara seçimler ve 2026’yı tamamlamaya 2 kala.
Tüm bunlar, global cephedeki fiyatlama hikayesinin özeti ve bir kenarından mutlaka bize yansıması olacak başlıklar.
Geride kalan haftada ABD tahvil faizlerinde sınırlı sakinleme ve bir miktar petrol fiyatlamalarının $105 bölgesi üzerine gitmekte imtina ettiği tablo takip edildi. ABD’de endeksler, teknoloji temasının etrafındaki salınımını devam ettirirken, yaklaşan bilanço dönemi işlemleri ve Fed’in ardından yeniden şekillenen beklentiler yatırımcılar açısından odak noktaları olarak karşımıza çıkıyor. Ara seçimler öncesi Başkan Trump’ın akaryakıt maliyetlerini aşağı çekme çabası, Rusya’dan dizel ihracatına geri dönüş ve Ukrayna ile sınırlı enerji barışı şeklinde yansımalara imkân tanıyor. Yeni haftanın başlangıcında bir miktar vadeli petrol kontratlarında fiyat seviyeleri gerilemiş durumda. Yakından izlenen dizel ve benzin marjları ise Eylül ortasındaki zirvelerinden $20 civarı çekilmiş vaziyette. Sınırlı iyimserliği gölgelen tek şey ise, Orta Doğu’daki gerginliğin Suudi Arabistan’a yayılma ihtimali üzerine emarelerin oluşması ve Husilerin havalimanlarına saldırıları. Traderlar ‘şimdilik’ gün sonunda Hürmüz’den toplam petrol akışına ve bunun arz-talep dengesini nasıl yönlendireceğine odaklanmış durumdalar.
Dışarısı için konuştuklarımız kuşkusuz temkin gerektiren koşullar. Yüksek ABD faizleri dünyanın geri kalanı için benchmark özelliği taşıdığından gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde risk primleri ve faiz hadlerinin de yeniden ayarlanmasına yönelik mecburiyet doğuruyor. Bu da ülkelerin kendilerine has hikayelerinden dış koşulların zorunluluğu kaynaklı ayrışmasını getiriyor. O nedenle, kısa-orta vadeli beklenti ve planlamaları yaparken bir miktar iskonto eklemekte fayda var.
İçeride ise üst kısımdaki başlıklardan ayrışmış bir akış içerisinde ilerliyoruz. Fon krizinin yansımaları; BIST için azalan işlem hacmi, daha temkinli yatırımcı yaklaşımı, tahvil faizlerinde dışarının da etkisiyle bir miktar yükseliş, farklı varlık sınıflarında yabancı çıkışı ve TCMB’ye yönelik faiz indirim beklentilerinin likidite desteği ve ek sıkılaşma oluşan finansal koşulları gevşetme ihtiyacı düşüncesiyle yeniden belirmesi olarak şekilleniyor. Yakın zaman içerisinde başlayacak 3Ç finansallarına yönelik şirketlerle yaptığımız görüşmelere her zamanki gibi bankacılık sektörü ile başladık. İlk izlenimlerimiz, BDDK aylık verilerinin işaret ettiği tabloya paralel bir görüntü. Bankalar, marj genişlemesinde kendi içlerinde ayrışacak gibi görünüyor. Mevduat ve kredi tarafı ise çoğunlukla paralel. Elbette farklılaşma var. Henüz sanayi kesimine bu yazının kaleme alındığı Pazartesi günü itibarıyla çok fazla temas edemedik. Ancak, kendimizde oluşturduğumuz ön düşünceler, iç tüketimde 3Ç ve 4Ç finansallarında ivme kaybı görebileceğimiz. Bunu, makroda oluşan farklı veriler eşliğinde oluşturduğumuzu belirtelim. Haber akışının sakinlemesi, fon tarafındaki ödemelerin genişlemesi, bilanço beklentileri ile biraz daha finansalları ve temel analizi sınırlı da olsa konuşmaya başlayacak olmamız gibi durumlar, sınırlı iyimserlik ve ana hikâyeye dönüş ihtimalini desteklediğinden gelinen fiyat seviyeleri de dikkate alındığında kısmen fırsat pencerelerinin dikkate alınması fikrini öne çıkarıyor.