Kayseri Ticaret Odası (KTO) “Stratejik Liderlik ve Yönetim Programı” başlığı altında, yüz yüze gerçekleştirilen ve yedi modülden oluşan bir eğitim programı başlattı. Liderlik ve Strateji Geliştirme ile İnovasyon ve Girişimcilik başlıklarındaki ilk iki modülüne benimde katıldığım eğitimlerin devamında, Finansal Yönetim ve Yeşil Finansman, Uluslararası Ticaret ve Pazar Analizi, Organizasyonel İnovasyon ve Değişim Yönetimi, Dijital Dönüşüm- Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik ile Aile Şirketlerinde Sürdürülebilir Yönetim Eğitimi başlıkları ele alınacak. Katılımcılar dilediği modülde eğitim alma şansına sahip ancak benim gözlemim her modülün, bir önceki eğitimin üzerine koyarak ilerleyeceği yönünde. Baştan sona tüm eğitimlerin takip edilmesiyle aslında Kayseri için de önemli çıktılar elde etmek mümkün olacak. Ayda bir kez sekiz saat olarak gerçekleştirilen eğitimlere, gözlemlediğim kadarıyla az sayıda işletme sahibi, çok sayıda çalışan katılıyor. Katılım genelde orta-küçük ölçekli işletmelerden.
Buraya kadar bu eğitim programını ayrıntılı olarak anlatmayı tercih etmemin sebebine de geleyim. Ramazan ayıyla birlikte Kayseri iş dünyası iftar sofralarında buluşmaya başladı. Yerel basında da iftar programlarının maliyeti tartışma konusu haline geldi. Geçtiğimiz günlerde Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nden gelen basın bülteninde yer alan bilgileri de aktarayım sizlere: Büyükşehir Belediyesi’nin ihtiyaç sahipleri başta olmak üzere herkese açık olan iftar çadırlarında Ramazan’ın başından bu yana 30 bini aşkın kişi iftar yaptı. Bir o kadar gerçek ihtiyaç sahibinin de utandığı için o çadırlara gidemediğine eminim. Ramazan ayı bittiğinde Büyükşehir Belediyesi güncel rakamı paylaşacaktır.
Yeni kurulan organize sanayi bölgeleriyle birlikte iş hacmi her geçen gün artan, güçlü girişimcilik kültürünün olduğu Kayseri gibi bir şehirde iftar çadırına bu kadar yoğun katılım olmamalı. İftar çadırlarına bu kadar yoğun katılımın olduğu bir şehirde de iş dünyası birbirini iftar sofralarında ağırlamamalı. Kayseri yoksul bir şehir değil, ancak son yıllarda Türkiye’nin her şehrinden iş dünyası temsilcilerinden yükselen “işçi bulamıyoruz” serzenişini burada da dikkate alırsak, tembelleşiyoruz diyebiliriz. Maalesef kamu, sosyal devlet anlayışıyla çoğu zaman gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşsa da, bu kaynaklardan yararlanarak hiç çalışmak istemeyen bir kesimin de çoğalmasına neden oldu. Bazı değerleri toplum olarak kaybettik.
Liderlik ve Strateji Geliştirme modülünde Abdullah Gül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Kübra Şimşek, “Güçlü bireylerin toplumsal değerleri inşa ettiğine” yönelik bir cümle kurdu. Yine Abdullah Gül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Adil Oran ise İnovasyon ve Girişimcilik modülünde “değer üretimi” kavramını üniversiteler özelinden ele aldı. Kayseri’de de “değer üretiminin” insan kaynağı üzerinden yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Yardım edilmiş yoksullar değil, ortadan kalkmış bir yoksulluk için ve tembelliği-bedavacılığı kurumsallaştıran zihniyetin bu toplumun değerleri haline dönmesinin önüne geçmek için, iş dünyasının da birbirini ağırlamak yerine, eğitim faaliyetlerine ve zihniyet dönüşümü için atılacak adımlara daha fazla önem vermesi gerekiyor.