Her ay enflasyon açıklanıyor. Merkez Bankası’nın politika faizi yakından takip ediliyor. Döviz kuru, üretici fiyatları, İmalat PMI, Kapasite Kullanım Oranı, Sanayi Üretim Endeksi, tüketici güven endeksi ve emtia fiyatları ekonomi gündemini belirlemeye devam ediyor.
Peki bu veriler açıklandıktan sonra şirketlerde ne oluyor? Çoğu zaman önemli bir değişiklik yaşanmıyor.
Çünkü birçok işletme makroekonomik verileri düzenli olarak takip etmesine rağmen, bu verileri kendi finansal ve operasyonel göstergeleriyle sistematik biçimde ilişkilendirmiyor. Oysa makroekonomik verilerin asıl değeri, şirketin kendi performansıyla birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkar.
Şirketler büyüdükçe gösterge ihtiyacı artar
Günümüzde kullanılan bisikletlerin çoğunda gösterge bulunmasa da sürüş sırasında bunlara sürekli ihtiyaç duyulmaz. Motosiklete geçtiğinizde hız göstergesi ve yakıt uyarısı önem kazanır. Otomobillerde motor sıcaklığı, lastik basıncı ve yağ uyarısı gibi sistemler sürücünün doğru karar almasına yardımcı olur. Otobüs, tır ve özellikle uçaklarda ise onlarca gösterge aynı anda takip edilir. Çünkü araç büyüdükçe karmaşıklık ve sorumluluk da artar; kritik göstergelerden birinin ihmal edilmesi ciddi sonuçlar doğurabilir.
Şirketler de bundan farklı değildir. Küçük işletmeler belirli bir noktaya kadar yöneticilerinin tecrübesiyle ilerleyebilir. Ancak şirket büyüdükçe satış hacmi, müşteri sayısı, ürün çeşitliliği, finansman ihtiyacı, tedarik zinciri ve riskler de artar. Bu noktadan sonra yalnızca sezgilere dayalı yönetim giderek yetersiz hâle gelir. Bu nedenle şirketlerin de kendilerine ait bir yönetim kokpitine ihtiyacı vardır.
Yönetim kokpiti sadece şirket içi verilerden oluşmaz
Bu kokpit yalnızca ciro, kârlılık veya nakit durumundan ibaret olmamalıdır. Enflasyon, döviz kuru, politika faizi, İmalat PMI, Kapasite Kullanım Oranı, Sanayi Üretim Endeksi, dış ticaret verileri, emtia fiyatları ve CDS gibi makroekonomik göstergeler de bu kokpitin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
Önemli olan bu verileri yalnızca izlemek değil, şirketin kendi satış, maliyet, üretim ve finansal göstergeleriyle birlikte değerlendirmektir. Aksi takdirde açıklanan makroekonomik veriler, yönetim açısından somut bir karşılık üretmeden gündemde kalıp unutulacaktır.
Aşağıdaki özet tablo, temel makroekonomik göstergelerin şirket içinde hangi verilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve yönetimin hangi soruları sormasının faydalı olacağını özetlemektedir.

Enflasyonist büyüme yanılsaması
Örneğin yıllık TÜFE yüzde 30 açıklanırken şirketinizin cirosu yüzde 35 artmış olabilir. Bu durum ilk değerlendirmede olumlu görünse de tek başına başarı göstergesi olarak yorumlanmamalıdır. Eğer aynı dönemde satış miktarınız yüzde 15 azaldıysa, ciro artışının önemli bölümü fiyat artışından kaynaklanıyor olabilir. Gerçek performansı değerlendirebilmek için fiyat ve satış miktarı birlikte analiz edilmelidir.
Benzer şekilde ÜFE yüzde 25 artarken şirketinizin hammadde maliyetleri yüzde 40 yükseliyorsa, bu fark yalnızca genel enflasyondan kaynaklanmayabilir. Satın alma süreçleri, tedarikçi yönetimi, sözleşme yapısı veya üretim verimliliği de gözden geçirilmelidir. Diğer makroekonomik verilere göre de örnekler arttırılabilir.
Sonuç
Bugün birçok şirket ERP sistemleri kuruyor, iş zekâsı (BI) çözümleri kullanıyor ve onlarca performans göstergesini düzenli olarak izliyor. Ancak bu göstergelerin büyük bölümü şirket içi verilerden oluşuyor. Makroekonomik gelişmeleri şirketin satış, maliyet, üretim ve finansal göstergeleriyle sistematik biçimde ilişkilendiren yönetim anlayışı ise henüz yaygın değildir.
Asıl mesele makroekonomik verileri takip etmek değil; bu verileri şirketin kendi gerçekleriyle ilişkilendirerek yönetime karar desteği sunabilmektir. Bunu başarabilen şirketler, ekonomik dalgalanmalara yalnızca tepki veren değil, onları öngörerek hareket edebilen ve krizi fırsata çeviren işletmelere dönüşecektir.
Belki de şirketlerin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey yeni bir rapor yığını değil; makroekonomik veriler ile şirket verilerini birlikte değerlendirebilecek dinamik bir yönetim kokpitidir.