PROF. Ali Beba, Özyeğin Üniversitesi’nde kurucusu olduğu “İnovasyon ve Girişim Merkezi”nin Akademik Direktörüyken PepsiCo Türkiye’de 14 ülkenin bağlı olduğu bölgeyi yöneten eşi Ümran Beba’ya Uzakdoğu kapısı açıldı:
- 18 ülkeyi kapsayan PepsiCo Asya Pasifik Bölgesi Başkanlığı teklifi aldım.
Eşinin PepsiCo yönetiminde zirveye doğru basamakları hızla çıkmasından gurur duyan Prof. Ali Beba, Hong Kong’a taşınmalarının ardından Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde girişimcilik dersleri vermeye başladı.
2010-2012 döneminde üniversitenin “inovasyon ve girişimcilik merkezi”nin direktörlüğünü de üstlenen Prof. Beba, Rektör Tony Chan’la kol kola girdi, plan yaptı:
- Burayı Uzakdoğu’nun en önemli üniversitesi yapacak adımlar atalım. Burada araştırma ile yeni bilgiler üretelim, öğrencilere öğretelim. Üretilen yeni bilgiler topluma faydalı ürün ve hizmetlere dönüştürülsün.
Bu plan şöyle adlandırıldı:
- Asya’nın kalbinde bir Silikon Vadisi ateşi yakalım…
Prof. Beba, Hong Kong’da “İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi”ni yönetirken şu izlenimi edindi:
-Okyanusun öbür ucunda, teknolojinin kalbinin attığı, Doğu ile Batı’nın, disiplin ile yaratıcılığın birleştiği kampüste gençlerin enerjisi havada uçuşuyordu.
Şöyle düşündü:
- Bizim görevimiz bu enerjiyi doğru kanala, yani toplum için faydaya yönlendirmek
Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi, Prof. Beba başkanlığında kapsamlı bir girişimcilik yarışması düzenledi. Yarışmaya 100’ü aşkın proje katıldı.
Öğrenciler, hazırladıkları sunum dosyalarıyla büyük para ödülünü, daha da önemlisi kazanan unvanını alabilmek için sıraya girdi. İlk elemelerden sonra 10 takım finale kaldı.
Aralarından 5 kişilik takım, Prof. Beba’nın ilgisini çekti:
- Gözlerinden zeka ve yorgunluk okunan gençlerin ellerinde o zamanlar henüz kimsenin tam olarak ne işe yarayacağını kavrayamadığı pervaneli bir alet vardı.
5 öğrenci heyecanla jüriye projeyi anlattı:
-Bu alet sadece uçmakla kalmayacak, gökyüzünden dünyayı görecek.
Sunumları çok başarılı değildi. Yaptıkları prototip de kaba saba duruyordu. Bazı jüri üyeleri pervanelerin sesinden rahatsız oldu. Öğrencileri zorlayacak soruları art arda sıralandı:
▶ Bunun pili ne kadar dayanır?
▶ Rüzgarda düşer mi?
▶ Peki bunu kime satacaksınız?
▶ Bu sadece pahalı bir oyuncak değil mi?
Yarışmanın birincisi başka bir ekip oldu, projeleri büyük ödüle layık görüldü. Prof. Beba’nın daha sonra yakın izlemeyi sürdürdüğü pervaneli aleti yapan 5 öğrenci 3’üncü oldu, mansiyon ödülü ile yetindi.
Hong Kong’da yaşanan bu girişim yarışması öyküsünü, Prof. Ali Beba’nın “Siyah Kitap”tan yayınlanan ve yaşam öyküsünü kaleme aldığı “Sustuğun Yerden Başlamak” kitabında okudum.
Prof. Beba, kitapta öykünün devamını şöyle anlattı:
- Yarışmada 3’üncü olan takımın adı “i-flight”tı. Takımın lideri de Frank Wang’dı. O gün yeterince iyi bulunmayan o proje ise bugün dünya drone pazarının yüzde 70’inden fazlasını elinde bulunduran dev şirkete dönüştü.
Ardından ekledi:
- Şirket, aynı zamanda görüntüleme teknolojilerinde devrim yaratan DJI’ın yani “Da-Jiang Innovations”ın ta kendisiydi. Benim için hikayeyi efsaneleştiren ve DJI’ı gerçek bir başarı örneği yapan şey, onların sadece uçan aletler üreticisi olarak kalmamalarıydı.
Beba Ailesi, Ümran Hanım’ın PepsiCo’nun global merkezindeki üst düzey görevi nedeniyle Ocak 2016’da New York’a yerleşti. Ümran Beba, 31 Mayıs 2020’de “erken emeklilik” seçeneğini kullandı, aile New York’ta kalma kararı alındı.
Prof. Ali Beba ve Ümran Beba, geçenlerde İstanbul’a geldi, buluşup kitap üzerine konuştuk. Prof. Ali Beba, DJI’ın kurucularının bizzat tanık olduğu girişim yarışması öyküsünü sohbet sırasında da ayrıca özetledi.
Prof. Ali Beba, hayatını kaleme almış olsa da kitabında özellikle girişimciler için ders çıkarılacak önemli öyküler yer alıyor…
Başarısızlıktan aldıkları dersle vizyon genişlettiler
PROF. Ali Beba, “Sustuğun Yerden Başlamak” kitabında “Da-Jiang Innovations” adlı dünya drone ve görüntüleme teknolojileri devini kuran ekibin girişim yarışması öyküsünü anlattıktan sonra şu saptamalarını
paylaştı:
▶Normal şartlarda 20’li yaşlarındaki öğrencilerden oluşan bir takımın girdiği yarışmada 3’üncülükle yetinmesi durumunda ne yapmasını beklersiniz?
▶ Çoğu girişimci adayı için bu grup artık yolun sonudur. “Jüri bizi anlamadı” deyip küsebilirlerdi. “Bu iş tutmazmış” deyip vazgeçerlerdi.
▶ Başarısızlığı kişisel bir hakaret gibi algılayıp o projeyi depoya kaldırabilirlerdi. Çünkü, “Bu olmamış” sesi, genç bir insanın cesaretini kırmak için yeterlidir.
▶ Ama “i-flight” takımı öyle yapmadı. Onlar, o günkü başarısızlıklarından aldıkları dersle vizyonlarını genişlettiler.
▶ Anladılar ki mesele sadece insansız hava aracı (drone) yapmak değil, mesele bunu geliştirmek ve insan gözünün göremediği açıları, sinema kalitesinde yakalamaktı.
▶ Bu vizyonla sadece havacılık şirketleriyle değil, dünyanın en köklü kamera ve görüntüleme devleriyle, Sony ve Canon ile aksiyon kamerasının mucidi GoPro ile kafa kafaya bir savaşa girdiler ve kazandılar.
▶ Bugün DJI, sadece gökyüzünde değil, yerde de bir imparatorluk. Ürettikleri Osmo serisi el kameraları ve Ronin serisi sinema stabilizatörleri görüntüleme endüstrisinin standartlarını değiştirdi. Aksiyon kameraları pazarında GoPro’nun en büyük ve en dişli rakibi oldular.
▶ Hatta öylesine bir kalite tutkusu geliştirdiler ki, fotoğrafçılık tarihinin en ikonik markası olan, Ay’a giden ilk kamerayı yapan İsveçli Hasselblad’ı bünyelerine kattılar.
▶ O gün yarışmayı kaybeden o çocukların kurduğu şirket bugün dünyanın en prestijli kamera markalarından birine sahip. Bu, vazgeçmemenin ötesinde bir vizyon büyüklüğüdür.
Egolarına yenilmediler, ‘nerede hata yaptık?’ diye sorup devam ettiler
PROF. Ali Beba, “Sustuğun Yerden Başlamak” kitabında “Da-Jiang Innovations” adlı dünya drone ve görüntüleme teknolojileri devini kuran ekibin girişim yarışması öyküsünden çıkardığı dersleri şöyle özetledi:
▶ İnatçı Vazgeçmeyiş: İlk “hayır” cevabında, ilk üçüncülükte durmadılar. Eğer o gün, “Jüri beğenmedi, demek ki bu fi kir çöp” deselerdi, bugün “Dune” filmini o açılarla izleyemeyecektik.
▶ Sarsılmaz Global İnanç: Vizyonları yarışma jürisi önüne çıktıkları salonun duvarlarını aşıyordu. “Bu teknoloji dünyaya lazım” dediler. Yerel düşünüp global hareket etmediler, en baştan itibaren global düşündüler.
▶ Başarısızlığı Ders Olarak Görmek: Egolarına yenilmediler. “Nerede hata yaptık?” diye sordular. Başarısızlık, onlar için bir son değil, bir Ar-Ge süreciydi.
▶ İnovasyon ve Niş Odaklanma: Sadece uçmak yetmedi. “Kamera” dediler, “stabilizasyon” dediler. Rakipleri ne diyorsa daha iyisini yaptılar.
▶ Mükemmel Pazarlama: Fikir aşamasında kalmadılar. Ürünü Hong Kong’dan Hollywood’a kusursuzca taşıdılar.
Prof. Beba, şimdi DJI’nin öyküsünü izlemeyi sürdürdüğünü bildirdi:
Yıllar sonra onların hikayesini bir baykuş bilgeliğiyle, sessizce ama büyük bir dikkatle ve hayranlıkla takip ediyorum. Her yeni filmin jeneriğinde, her DJI logosunda, o heyecanlı gençleri hatırlıyorum ve “Aferin çocuklar, vazgeçmediniz” diyorum.
O yarışmanın ödül törenini anımsadı:
- Ben o gün onlara birincilik kupasını veremedim ama belki de o gün o sahnede yaşadıkları deneyim onlara paradan daha değerli bir şey, hırs ve çelik gibi dayanıklılık kattı.
Bu öyküden hareketle girişimcilere şu mesajı verdi:
· Eğer şu an elinizde bir fikir varsa ve birileri size “olmamış” diyorsa Frank Wang’ı hatırlayın.
· Belki de “Bu olmamış” sözü sizin imparatorluğunuzun ilk tuğlasıdır.
