Enflasyonda vahim gelişmeye yol açan faiz kararlarının alınmasının arkasında yatan kurumsal yapıyı değiştirmeden, enflasyonla salt para ve maliye politikası ile mücadele etmek mümkün mü? Değil elbette.
Nasıldı o okul şarkısı? “Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan.” Ancak ben bu yazıyı 22 Nisan’da yazıyorum; dolayısıyla neşe falan da dolmuyorum. Nasıl ‘neşe dolayım’ ki? Dünyanın haline bakın, Türkiye’ninkine de elbette. Neyse, yarın (23 Nisan) duruma bakarız…
Dönüp dolaşıp aynı soruya geliyorum: Tüketici enflasyonu (TÜİK) Eylül 2021’de yüzde 19,6 iken Ekim 2022’de yüzde 85,5’e yükseliyor: 65,9 puan sıçrama. İTO’nun İstanbul için ölçtüğü enflasyondaki sıçrama ise daha da çarpıcı: Yüzde 19,8’den yüzde 108,8’e çıkmış enflasyon. Bu vahim gelişmeye yol açan faiz kararlarının alınmasının arkasında yatan kurumsal yapıyı değiştirmeden, enflasyonla salt para ve maliye politikası ile mücadele etmek mümkün mü?
3 yılda 4 önemli olumsuz gelişme yaşandı
Değil elbette. Dört yıl önce olduysa neden şimdi olmasın? Eksik programa ne zaman kırmızı işaret yakılacak? Programın başlangıcından beri bu soruların havada asılı olduğu ortada. Sadece yeni seçimden çıkıldığı ve bir sonraki seçime çok fazla zaman olduğu için, hiç olmazsa bu sürenin ilk üç yılında enflasyon daha ‘makul’ bir düzeye (yüzde 15-20?) indirilebilir diye düşünenler çoktu. Yoksa, ekonomi programı bir sonraki seçime kadar sürdürülecek, enflasyon da tek haneli bir değer alacak diye düşünen pek yoktu herhalde.
Programın başlamasından bu yana neredeyse üç yıl geçti ve enflasyon yüzde 30 civarında. Dört önemli olumsuz gelişme yaşandı bu sürede. Birincisi, eksik programın başlangıç döneminde yapılan hata: Faiz çok ‘nazlı’ biçimde artırıldı; uzun süre enflasyonun altında kaldı. Kur ve ekürisi enflasyon sıçradı. İkincisi, malum; 19 Mart süreci ile başlayan gelişmeler ve bu çerçevede yargı sisteminin sorunlarının daha da belirginleşmesi. Üçüncüsü, 19 Mart’ın hemen peşinden Trump’un gümrük tarifeleri saçmalığı dünyayı altüst etti. Dördüncüsü ise İsrail’in ve onun kışkırtmasıyla ABD’nin İran’a saldırmaları ile başlayan süreç.
Programın eksiklikleri tamamlanırsa hasar azaltılır
Özellikle son üç gelişme ekonomi programının eksikliklerinin olumsuz etkilerini katmerleştirdi. Böyle bir ortamda atılacak tek sağlam adım bu programın eksikliklerinin tamamlanması olur. Bu yapılırsa her şey güllük gülistanlık olmaz elbette; dünya çok karışık çünkü. Ama hasar azaltılır. Atılır mı bu adım? Hiç sanmıyorum. Kaldı ki, malum gazete geçenlerde sarı ışığın yanmakta olduğu işaretini vermiş de olabilir? Kim bilir, belki de günah keçisi arayışı mı var?
Ha bu arada Para Politikası Kurulu kararı hakkında bir şey yazmadım. Gerek var mı?