Dinlemeden anlaşılmayı bekler, suçu; anlamayanların üzerine atarız. Oysa anlaşılmak istiyorsan öncelikle anlamalısın. Tıpkı sevilmek isteyenin önce sevmeyi öğrenmesi gerektiği gibi…
Bugünlerde çoğu kişi “anlaşılamamaktan” şikâyetçi... “Kimse beni anlamıyor”, “Anlattıklarımı tekrar tekrar anlatmak durumunda kalıyorum”... Benzer cümleler kulaklarımızdan eksik olmuyor. Bu cümlelerin en sıkıcıları, öznenin ikinci tekil şahıs olanları, “Beni hiç anlamıyorsun!” Acaba öyle mi?
Eşi tarafından sürekli anlaşılamamaktan şikâyetçi bir dostumun yıllar sonra boşandığını duyduğumda anlaşamamanın doğal sonucu olduğunu düşünüp, hiç şaşırmamıştım. Kısa bir süre sonra arkadaşım, dilini hiç bilmediği bir kadınla evlendi... Birbirleriyle aynı dili konuşana kadar ikisi de çok mutluydu. Arkadaşım, eşinin dilini konuşmayı ve anlamayı söktüğünde şiddetli geçimsizlikten ayrıldılar...
AYNI DİLİ KONUŞTUĞUMUZ HALDE…
Bazı şeyleri anlatmak zordur. Hiç gözleri doğuştan görmeyen birine güneşin doğuşunu anlatmayı denediniz mi? Ya da duymayan birine? Aynı dili konuştuğumuz halde neden iletişim kuramıyoruz? Belki de “anlamak” ve “anlaşılmak” konuştuğumuz dilden ve kelime dağarcığımızdan öte bir şey...
İletişimde kelimelerden öte duygularımız da girer işin içine. Duygularımız girince de önyargılarımız... Önyargılar, kocaman bir duvar örer anlaşılmak isteyenle ve anlayanın arasına. Öyle ki çoğu zaman daha konuşmaya başlamadan karşımızdaki kişinin ne anlatacağından bile emin oluruz...
İKİ SORU İKİ CEVAP / Anlaşılmaya dair…
Yaşadığın yer mi anlaşıldığın yer mi?
Alman mizah yazarı ve şair Christian Morgenstern, “Evin yaşadığın yer değil, anlaşıldığın yerdir” demiş. En çok, bizi anladığını düşündüğümüz ve kendimizi anlatabildiğimiz insanları isteriz.
Usta, ne düşünüyorsun bu hususta?
Her hususta ustalaşmış yığınca ustamız var Allah’a şükür. Peki, bu durum beni neden rahatsız ediyor acaba? Aslında temel sorunlardan biri; bu yarım ustalar olduğu gerçeğini akıldan çıkarmamak lâzım.
NOT
YARIM DOKTOR CANDAN EDER YARIM USTA EVDEN EDER
Usta, öğrenme sürecini tamamlamış, yaptığı her neyse işi aşmış, konusunda artık otorite olmuş kişi demek. Peki, sorun nedir? Sorun şudur: usta, öğrenmeye son vermiş kişidir. Öğrenmeye son verince de bildikleri giderek işe yaramaz hale gelen kişi demektir. Doktorun yarımı ise candan edebilir sizi…
ANLAŞILMA LÛGATI
Monolog: Tek taraflı iletişimin adı… Anlatırsın ama dinlemezsin ve anlaşılamazsın.
Diyalog: İki taraflı iletişim hali. Anlamak ve anlaşılmak istiyorsan bu yöntemi kullanırsın.
Dil yetkinliği: Ana diline hakim olma hali. Ne kadar çok kelime ile konuşursan o kadar anlaşılırsın.
Dinleme sanatı: Anlatmak hüner ister ama anlaşılmak ustalık gerektirir. Asıl zor olan budur.