GARANTİ Bankası’ndaki Genel Müdür Yardımcılığı dönemlerinden tanıdığım Adnan Memiş, bir Cumartesi günü İstanbul Mısır Çarşısı’nda dolaşırken vitrinlerden birinin önünde durdu:
- Karşımdaki vitrinde sarkan iğne oyalarını gördüğümde, güzelliklerine bayıldım.
Vitrine bakarken çocukluk günlerine döndü:
- Jandarma subayı olan babamın tayinleri vesilesiyle çocukluğum Azdavay, Şırnak, Varto, Bergama, Kınık, Emirdağ, Suruç, Besni, Diyarbakır ve Bingöl’de geçti. O dönemlerde kadınların iğne oyaları aklımda yer etti.

Kuleli’deki öğrencilik günlerini anımsadı:
- Okul komutanımız tatil dönemlerinde, “Memleketinizden yün eldiven ve çorap getirin” Sonra onlardan bir sergi organize edildi. Kadınların el işleri, örgüleri beni etkiledi.
Vitrinin önünde aklından yine Anadolu’daki günleri geçti:
- Anadolu’daki kadınlarımızın genellikle başlarını örttükleri yazmaların kenarlarını süsleyen oyalar beni hep büyülemiştir.
Adnan Memiş, o gün koleksiyonunun ilk oyalarını aldı. Sonra da oya koleksiyonunu gün geçtikçe genişletti:
- Anadolu kadınının hâlâ yaygın şekilde varlığını koruyan bir süsü, aksesuarı olan oyaların ne denli zengin çeşitliliğe sahip olduğunu zamanla öğrendim. Oyanın üç boyutlu bir heykelcik olduğunu, atılan düğümlerin çözülemediğini de.
- Oyaların Anadolu kadınının dili olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Bu sanatın sadece Anadolu kadınına özgü olduğunu öğrendiğimde ise belirgin bir sahiplik duygusuna kapıldım.
Oya koleksiyonu Memiş için giderek vazgeçilmez bir tutkuya dönüştü. 2015 yılında Garanti Bankası’ndan emekli oldu, Raya Danışmanlık’ı kurdu. 2018 yılında da “Adnan Memiş Kültür ve Sanat Vakfı”nı hayata geçirdi.
Memiş, koleksiyona ilk başladığı günlerde oyayı daha iyi tanıması gerektiğini düşündü. Araştırmaları sırasında yeterli kaynak olmadığının farkına vardı. Vakfı kurduktan sonra oya ile ilgili kitap yazılması için kolları sıvadı. Kitap için iki önemli ismin peşine düştü:
- Nurhan Atasoy
- Gönül Paksoy
Memiş, önce Nurhan Atasoy’un kapısını çalmaya çalıştı, her denemesinde olumsuz dönüşle karşılaştı. Sonunda bir gün Atasoy’dan randevu kopardı, bir kitabını alıp evinin yolunu tuttu. Apartmana girerken altındaki mağaza dikkatini çekti. Mağaza, Gönül Paksoy’a aitti. Peşinde olduğu iki önemli ismi aynı adreste bulma şansı yakalamıştı.
Memiş, Atasoy’a satın aldığı kitabını imzalaması için uzattı:
- Kurtulamadığım adam…
Atasoy, Memiş için kitabını böyle imzaladı ama “Oya: Özgün Bir Sanatın Tarihi Boyutu”nu yazmayı da sonunda kabul etti. Memiş, hiç vakit geçirmeden Gönül Paksoy’a da ulaştı. Paksoy’un yazdığı kitabın adı da şöyle belirlendi:
- Oya: Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı
Adnan Memiş, Temmuz 2024’te adını taşıyan vakıf üzerinden yayınlanan iki kitabın sunuş yazılarını hazırlarken, kapaktan hemen sonra şu cümleleri ayrıca yazdı:
- Kabul edelim ki kadına yaratıcı bir erk bahşedilmiştir. Biz erkeklere düşen, bunu samimiyetle kabul etmek ve dünyayı birlikte yöneterek yaşanır hale getirmektir.
- Bir toplumun eriştiği kültür düzeyini anlamak istiyorsanız, kadınların nasıl yaşadığına ve neler yapabildiklerine bakmalısınız.
- Ben, Anadolu kadınlarının neler yapabildiklerine baktım, gözlerim kamaştı.
Adnan Memiş, geçenlerde gazeteye uğradı, Hakan Güldağ, Mustafa Kemal Çolak ve bana “Oya” ile ilgili vakfın yayınladığı söz konusu iki kitabı getirdi, aklından geçenleri paylaştı:
- Oyanın “UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi”ne alınması için süreç başlattık. 2027 sonunda bu listeye girme hedefimiz var.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı, bizi oya ile ilgili projelerimize yakın ilgi gösterdi.
- Dijital arşiv ve katalog oluşturuyoruz. 2 bin 500 oya olacak.
- Anadolu’da oyayı da içine alan kooperatiflerin kurulması için çaba harcayacağız.
- Ulusal oya yarışmaları düzenlemeyi hedefliyoruz.
- Hayalimizde bir de oya müzesinin kurulmasını sağlamak yer alıyor.
Adnan Memiş, iki önde gelen isim, Nurhan Atasoy ve Gönül Paksoy’un yazdığı iki kitabı kendi adını taşıyan vakıf üzerinden yayınlayarak hayalindeki “Oya projeleri”ne dönük çok önemli adım atmış görünüyor.
Memiş’in “oya tutkusu”, diğer hedeflerine kararlılıkla ulaşabileceğini ortaya koyuyor…
Kapadokya’da 250 dönüm bağa imza attı, 200 bin şişe şarap üretme planı yaptı
30’a yakın ülkeden şarap, cin, votka, tekila, rom ve likör ithal eden ADCO’nun yayınladığı derginin son sayısında Radolph & Figen Mays imzalı sunuş yazısındaki şu cümle dikkatimi çekti:
- Kapadokya’nın kalbinde, Suluhisar’da kendi bağlarımızda yetişen üzümlerden ilk butik şarabımızı ürettik.
Mays’ler, Kapadokya’nın özel toprak yapısı üzerinde durdu:
- Suluhisar, Hititler’den bu yana şarap kültürünün beşiği olan Kapadokya’nın volkanik tüf topraklara sahip eşsiz bir teruar.
Şarap yapımı konusunda danışmanlık aldıkları ismi irdeledi:
- Bu verimli topraklarda Loire Vadisi’nin efsane ismi Pascal Jolivet danışmanlığında Emir üzümü ile Sauvignon Blanc’ı buluşturduk.
Mays’ler, şu noktanın altını çizdi:
- İthalatçı, dağıtıcı ve şarap uzmanı olarak 35 yılı aşan yolculuğumuz boyunca biriktirdiğimiz bilgi ve deneyimi kendi bağımıza ve butik şarabımıza yansıttık.
Yazıda şu bilgi de paylaşıldı:
- İlk şarabımızı Doğan Dönmez’in şaraphanesinde elde ettik.
Yazıda danışmanlık desteği aldıkları bir isme bir kez daha vurgu yapıldı:
- Değerli dostumuz Pascal Jolivet, yeni şarabımızı oluştururken öneri ve görüşlerini bizlerle cömertçe paylaştı.
Yazıyı okuduktan sonra Figen Mays’a sorular yönelttim:
- Bağınızın büyüklüğü ne kadar?
- Bağ ve şaraphaneye ne kadar yatırım yaptınız?
- Yıllık üretim miktarı konusunda planınız nedir?
- Kaç ülkeden alkollü içki ithal ediyorsunuz?
Figen Mays, bağı 2012 yılında aldıklarını bildirdi:
- 13 yıldır bağlara yatırım yaparak yeni çeşitler diktik. “Emir” üzümü dışında yurt dışından farklı üzüm çeşitlerinin çubuklarını getirip bağlarımızı oluşturduk.
Bağlarının toplam büyüklüğünün 250 dönüm olduğunu kaydetti:
- Bağımız beyaz ağırlıklı…
Şaraphane yatırımının devam ettiğinin altını çizdi:
- Şaraphanemiz Mustafapaşa Köyü’nde. Modern bir şaraphane olacak. Yıllık 200 bin şişelik butik üretim planımız var.
Randolph Mays’in Türkiye Sommelier Derneği Başkanı olduğunu vurguladı:
- Dernek 2000 yılında kuruldu. Bugüne kadar 10 bin kişiye sommelie eğitimi verdi. Bu eğitimler sayesinde Türkiye’den sommelieler dünya şampiyonasına aday oldu. Bir de Avrupa şampiyonu sommelie çıkardık.
Figen Mays, sorularım üzerine gönderdiği mesajı şöyle noktaladı:
- Türk gastronomi dünyasında çıtayı yükselten faaliyetlerimiz 1990’dan beri devam ediyor.
35 yıldır sektöre ithalatçı, dağıtıcı ve şarap uzmanı olarak damgasını vuran Mays’ler, böylelikle şarap üretimine de girmiş oldu…
Deprem bölgesindeki işletmelere finansal destek hayati önem taşıyor
MALATYA Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, 11 ilimizi vuran 6 Şubat 2023 Pazarcık ve Elbistan depremlerinin yıldönümünde bir süre önce gündeme getirdiği çağrısını yineledi:
- Depremden etkilenen işletmelerin KOSGEB kredi borçları silinsin veya ertelensin.
Sadıkoğlu, deprem bölgesindeki firmaların hayatta kalabilmesi için finansal desteğin hayati olduğunu vurguladı:
- Bu yöndeki talebimizi daha önce ilgili makamlara göndermiştik. Eğer talebimiz kabul görürse, bölgenin ekonomik açıdan toparlanmasına büyük katkı sağlar. Bölge ekonomisi bu destekle yeniden ayağa kalkar.
Sadıkoğlu, ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı 100 milyar liralık destek paketine dikkat çekti:
- Finansmana erişimin zor olduğu bu dönemde sanayi için kritik öneme sahip bu destek konusunda da deprem yaşamış ve toparlanma sürecinde olan illere pozitif ayrımcılık yapılmasını bekliyoruz.
Desteğin 6 ay ana para ödemesiz ve 36 aya kadar vadeli olacağını anımsattı:
- Bu destek depremzede firmalarımız için ciddi bir nefes imkanı olacaktır.
6 Şubat depremlerinin yıldönümünde, asrın felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum…
