Sektör verilerine göre küresel alüminyum tüketimi 2023 yılında 96,9 milyon ton seviyesinde gerçekleşirken, 2024 yılında yüzde 4 artışla 100,8 milyon tona ulaştı. 2026 yılında ise tüketimin yaklaşık 106,8 milyon tona çıkması bekleniyor. Başka bir ifadeyle sektör, yalnızca iki yılda yaklaşık 10 milyon tonluk yeni talep yaratmış olacak.
Küresel alüminyum sektörünün en önemli buluşmalarından biri olarak kabul edilen 31. CRU Dünya Alüminyum Konferansı, 12-14 Mayıs 2026 tarihlerinde Londra’da gerçekleştirildi. CRU Group tarafından düzenlenen ve International Aluminium Institute (IAI) ile Aluminium Stewardship Initiative (ASI) ortaklığında yapılan zirve, sektörün geleceğine ilişkin kritik mesajlara sahne oldu. Yaklaşık 40 ülkeden üreticiler, yatırımcılar, teknoloji şirketleri ve ticaret kuruluşlarının katıldığı konferansta; enerji dönüşümünün alüminyum talebine etkisi, karbon düzenlemeleri, geri dönüşüm rekabeti, Çin ve Endonezya’daki yeni yatırımlar ile jeopolitik gelişmeler kapsamlı şekilde ele alındı. Konferansın genel atmosferi ise tek bir başlıkta özetlendi: Alüminyum sektörü artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; karbon yoğunluğu, enerji kaynağı ve sürdürülebilirlik performansıyla değerlendirilecek.
Enerji dönüşümü talebi hızlandırıyor
Konferansta en fazla dikkat çeken konu, enerji dönüşümünün küresel alüminyum tüketimini hızlandırması oldu. Elektrikli araçlar, güneş enerjisi sistemleri, enerji iletim altyapıları ve hafif yapı teknolojileri nedeniyle alüminyum talebinin önümüzdeki yıllarda güçlü büyümesini sürdüreceği vurgulandı. Sektör verilerine göre küresel alüminyum tüketimi 2023 yılında 96,9 milyon ton seviyesinde gerçekleşirken, 2024 yılında yüzde 4 artışla 100,8 milyon tona ulaştı. 2026 yılında ise tüketimin yaklaşık 106,8 milyon tona çıkması bekleniyor. Başka bir ifadeyle sektör, yalnızca iki yılda yaklaşık 10 milyon tonluk yeni talep yaratmış olacak. Talep artışının merkezinde ise otomotiv sektörü bulunuyor. Elektrikli araçlarda kullanılan alüminyum miktarının içten yanmalı araçlara göre yüzde 30 ila 40 daha yüksek olduğu belirtilirken, birçok üretici alüminyumu artık “enerji dönüşümünün stratejik metali” olarak tanımlıyor.
Çin sınırda, Endonezya yükselişte
Konferansın önemli başlıklarından biri de Çin’in küresel üretimdeki konumu oldu. Çin’in yıllık birincil alüminyum üretimi yaklaşık 45 milyon ton kapasite sınırı ile kontrol edilirken, Çinli şirketlerin yeni yatırımlar için Endonezya’ya yöneldiği ifade edildi. Uzmanlar, Endonezya’nın önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde dünyanın yeni alüminyum üretim merkezlerinden biri haline gelebileceğini değerlendiriyor. Ancak burada ortaya çıkan temel tartışma, yeni tesislerin önemli bölümünün kömür bazlı enerjiyle çalışması. Sektör temsilcilerine göre düşük maliyetli ancak yüksek karbon yoğunluklu üretim modeli, Avrupa’daki yeni karbon düzenlemeleri nedeniyle uzun vadede ciddi baskı altında kalabilir.
Avrupa’da “yeşil alüminyum” dönemi
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), konferansın en stratejik gündem maddeleri arasında yer aldı. Avrupa pazarına ihracat yapan üreticilerin artık karbon emisyonlarını ölçmesi, raporlaması ve düşük karbonlu üretim altyapısına geçiş yapması gerektiği vurgulandı. Konferansta konuşan uzmanlar, “yeşil alüminyum” primlerinin önümüzdeki dönemde daha da artacağını öngörüyor. Özellikle hidroelektrik veya yenilenebilir enerji kullanan tesislerin Avrupa pazarında ciddi rekabet avantajı sağlayacağı belirtiliyor. Bu kapsamda Finlandiya’da planlanan düşük karbonlu yeni ergitme tesisi dikkat çekti. Rio Tinto destekli Arctial projesinin yıllık 550-610 bin ton düşük karbonlu alüminyum üretim kapasitesine sahip olması planlanıyor. Projenin devreye girmesi halinde Avrupa’nın birincil alüminyum kapasitesinde yaklaşık yüzde 20 artış sağlanabileceği ifade ediliyor.
Geri dönüşüm stratejik hale geliyor
Konferans boyunca geri dönüşüm ve hurda piyasası da yoğun şekilde tartışıldı. Alüminyumun sonsuz kez geri dönüştürülebilmesi nedeniyle kaliteli hurda tedariki artık stratejik rekabet unsuru olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, geri dönüştürülmüş alüminyum üretiminin birincil üretime kıyasla yaklaşık yüzde 95 daha düşük enerji tükettiğini vurgularken, Avrupa ve Kuzey Amerika’da hurda ihracatına yönelik yeni düzenlemelerin gündeme gelebileceği belirtildi. Sektör temsilcilerine göre önümüzdeki dönemde kaliteli hurdaya erişim, en az enerji maliyetleri kadar kritik hale gelecek.
Jeopolitik riskler ve fiyat beklentileri
Konferansta enerji maliyetleri, Orta Doğu’daki gerilimler, Çin’deki kapasite sınırları ve küresel ticaret politikaları da piyasalar açısından önemli risk unsurları arasında gösterildi. Reuters tarafından yayımlanan sektör anketine göre Londra Metal Borsası’nda (LME) alüminyum fiyatlarının 2026 yılında ortalama 2.679 dolar/ton seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Avrupa’da ise birincil alüminyum primleri son aylarda yüzde 67 artarak ton başına yaklaşık 599 dolara yükseldi. Katılımcılar, enerji maliyetleri ile karbon düzenlemelerinin üretim maliyetlerini kalıcı biçimde yukarı taşıdığı görüşünde birleşiyor.
Sektörün yeni yol haritası
Londra’daki 31. CRU Dünya Alüminyum Konferansı’nın ortaya koyduğu tablo oldukça net. Düşük karbonlu üretim yapan tesisler rekabet avantajı kazanacak, geri dönüşüm kapasitesi stratejik önem taşıyacak, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji yatırımları talebi büyütmeye devam edecek, karbon düzenlemeleri küresel ticaret akışını yeniden şekillendirecek, jeopolitik riskler ve enerji maliyetleri ise fiyat oynaklığını artıracak. Küresel alüminyum sektörü artık yalnızca metal üretiminin değil; enerji dönüşümünün, karbon ekonomisinin ve sürdürülebilir sanayi politikalarının merkezinde yer alan stratejik bir alan olarak görülüyor. Londra’daki zirve, sektörün yeni döneminin “yeşil dönüşüm” ekseninde şekilleneceğini açık biçimde ortaya koydu.