HAKAN Güldağ’la birlikte MÜSİAD’ın Trendyol işbirliği ile düzenlediği “Dijital Ekonomi Buluşmaları”nın Ankara durağındayız.
MÜSİAD Ankara Başkanı Fatih Bilal Yülek’in başkanlığındaki buluşmada farklı sektörlerden temsilcilerin e-ticaret deneyimlerini dinliyoruz. Masada bulunan 30 dolayındaki MÜSİAD Ankara üyesi iş insanları sırayla e-ticarette karşılaştıkları sorunları anlatıp, çözüm beklentilerini sıralıyor.
Hamza Sarıçiçek, yaptığı işi şöyle özetledi:
- 2011 yılından beri Türkiye’de “Pedal Commander” (gaz pedalı kumandası-gaz kelebeği kontrolörü) üretiyoruz. Ürettiğimiz kumanda, gaz pedalı tepkime süresini hızlandırıyor. Bu sayede aracın dakikada ulaştığı hıza ulaşması hızlanıyor.
Hamza Sarıçiçek’e bu işe nasıl girdiğini sorduk, anlattı:
- 2010 yılında bir Alman firmasının Türkiye distribütörü idik. Bir yıl sonra onlara fason üretim yaptırmaya başladık. Sonra kendimiz geliştirdik ve ürettik. ABD pazarında özellikle büyük hacimli araç kullanıcıları çok tuttu. Pazar payımız yüzde 70’i aştı.
ABD’de bütün eyaletlere “gaz pedalı kumandası” ulaştırdıklarını belirtti:
- California’da Los Angeles’e yakın bir bölgede ana depomuz var. Amazon başta olmak üzere e-ticaret platformlarında varız.
İhracat temposunu merak ettik, paylaştı:
- E-ticaret platformlarından yaptığımız satış 20 milyon dolara yakın. ABD’nin yanı sıra Kanada’ya da ürün gönderiyoruz.
Üretimlerinin yüzde 95’ini ihraç ettiklerini vurguladı:
- Turquality’nin marka desteği programı kapsamına da girdik. Pazar payımızın büyük olduğu ülkeler arasında Suudi Arabistan da yer alıyor. Orada da büyük araç seviliyor, yaygın kullanılıyor.
Sohbet sırasında internette, sosyal medyada tarama yaptım, şirketin web sayfasındaki şu mesajı okudum:
- Biz, “Vitalen Auto Performance Incorporated”iz. 2011’den beri Türkiye’de “Pedal Commander” (gaz kelebeği yanıt kontrolörü”nü üretiyoruz.
- Türkiye ve Avrupa’da başarı sağladıktan sonra 2015 yılında işimizi ABD’ye taşımaya karar verdik. Güney California’dan dünya genelindeki otomobil tutkunlarına “gaz kelebeği kontrolü”nü sunuyoruz.
- “Pedal Commander”, gaz kolu kontrolcüsü 6 kıtada satılıyor ve büyümesini sürdürüyor.
Sonra Hamza Sarıçiçek’in LinkedIn’deki şu paylaşımına baktım:
- Türkiye’nin ihracat vizyonunu destekleyen Turquality Programı, Ticaret Bakanlığı onayıyla “Pedal Commander”i destek kapsamına aldı.
- Bu gelişme yalnızca teşvik değil, aynı zamanda yüzde 100 Türk mühendisliği ile geliştirilen, otomotiv teknolojisinde dünya markası olmayı başaran bir ürünü, devletimizin de katma değerli teknoloji ihracatçısı olarak gördüğünün resmi tescilidir.
Hamza Sarıçiçek, şu adımlarını sıraladı:
- 10 yılı aşkın süredir ABD’de ofisimiz var.
- 3 yıldır Avrupa’da yapılanmış durumdayız.
- CARB sertifikasına sahip ABD’deki tek gaz tepkime cihazı bizim ürünümüz.
- 180’den fazla ülkeye ulaşan güçlü bayi ve satış ağına sahibiz.
- Formula Drift, UFC, Nascar, Walmart, AutoZone, Sema, Oreillys gibi dünya devleriyle işbirliğimiz var.
Şu noktanın altını çizdi:
- Tüm bu başarıların arkasında Türk mühendislerinin aklı, emeği ve vizyonu var. Dünyaya teknoloji ihraç eden bir Türk markası olarak yolculuğumuz aynı kararlılıkla devam ediyor.
Hamza Sarıçiçek ve ekibi, daha önce ülkemizde distribütörü oldukları “gaz pedalı kumandası”nı geliştirip Türkiye’de üretmekle kalmamış, 14-15 yılda ABD pazarına yerleşip açık ara liderliği yakalamış.
Türkiye’de üretilen “gaz pedalı kumandası”nın ABD’de açık ara lider olması, 180 ülkeye uzanması, Sarıçiçek ve ekibinin başarısını ortaya koyuyor…
Bana büyük bir gazetenin kapısını ilk açan O oldu
1981 yılı Mart ayında Cahit Düzel’in Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nezih Demirkent’e sunduğu proje çerçevesinde ekonomi gazetesine dönüşen Dünya’da işe başlamış, Nisan 1981’de de kadroya alınmıştım.
O dönemde Hürriyet Gazetesi çatısı altında bulunan, yani Erol Simavi’ye ait olan Dünya Gazetesi’nde muhabirliğim1981 yılı Eylül ayına kadar sürdü. 7-8 arkadaş bugün geriye dönüp baktığımızda basit ve komik nedenlerle topluca ayrıldık.
Ben ilk aşamada Şeref Özgencil’in Pay Ajans adlı şirketi üzerinden Transtürk Holding’e bağlı Meban için çıkardığı aylık Para Dergisi’ne geçtim. Şeref Özgencil’in yanında çalışırken günlük gazetecilikten kopmama arayışı çerçevesinde 1980-1981 arasında 1 yıl kadar çalıştığım, sonradan Oğuz Şeren’in devraldığı Ulusal Basın Ajansı’na (UBA) döndüm.
1980 yılı Ekim döneminde mezun olduğum İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi (İİTİA) Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nda (bugünkü Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi) Halkla İlişkiler hocamız olan Alaeddin Asna, Betül Mardin’le kurdukları A&B Halkla İlişkiler’le çeşitli kurumlara hizmet veriyordu.
1981 yılı Kasım ayının ikinci yarısında A&B Halkla İlişkiler’in danışmanlığı yaptığı bir kurumun basın toplantısına UBA’yı temsilen gittim. Alaeddin Asna, toplantının bitiminde beni yanına çağırdı:
- Senin için önemli bir iş kapısının açılması söz konusu. İtiraz etmeden beni dinleyeceksin.
Bilmece gibi konuşmayı sürdürdü:
- Seni büyük bir gazetenin İstihbarat Şefi bekliyor.
Tekrarladı:
- İtiraz istemem…
Sonra gazetenin ve istihbarat şefinin adını aktardı:
- Tercüman Gazetesi İstihbarat Şefi Bekir Aydın seni bekliyor.
Öğrencilik dönemimizde sol örgütlere sempatizanlığımı bildiği için bastırdı:
- Git Bekir Aydın’la görüş. Senin gibi genç, başarılı muhabire ihtiyacı var.
Kemal Ilıcak’a ait, başyazarlığını Nazlı Ilıcak’ın yaptığı Tercüman Gazetesi, 500 bin tirajı ile Türkiye’nin önde gelen yayın organları arasındaydı. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Güneri Cıvaoğlu, Çavuşoğlu-Kozanoğlu Grubu’nun finanse ettiği Güneş Gazetesi’ni çıkarmak üzere Tercüman’dan bir ekiple ayrılmıştı. Söz konusu ayrılık, Tercüman Gazetesi’nde ekip açığı yaratmıştı.
Önce okuldaki sol franksiyonların önde gelen isimlerine danıştım:
- Tercüman Gazetesi’nde muhabir olarak çalışmam söz konusu. Ne dersiniz?
Hepsi aynı yanıtı verdi:
- Köşe yazarı olmadıktan sonra sıkıntı yok. Muhabirlik yapmak üzere elbette git. Habere görüşlerin yansıması söz konusu değil zaten.
Randevu alıp Tercüman Gazetesi’nin Cevizlibağ’daki “T” harfi görünümündeki binasında İstihbarat Şefi Bekir Aydın’la görüştüm. Yalçın Eğilmez’i işaret etti:
- Yalçın Abi bize piyasa haberleri yapar. Sen de ANKA Ajansı’nda, Dünya Gazetesi’nde, UBA’da ekonomi haberciliği yapmışsın. Piyasa haberleri konusunda senin gibi genç bir muhabirle de çalışmak istiyorum.
Tercüman Gazetesi’nin İstihbarat Servisinde Aralık 1981’de başlayan muhabirliğim 1984 yılı Nisan ayında Hürriyet Gazetesi Ekonomi Servisine geçinceye kadar, 2.5 yıl kadar sürdü. O dönemde Tercüman’ın Genel Yayın YönetmeniHakkı Öcal’dı.
Tercüman Gazetesi İstihbarat Servisinde Tokay Gözütok, İhsan Mungan, Yalçın Eğilmez, Özden Akbal, Aptullah Nebioğlu, Ahmet Tanyolaç, Kemal Önder, Servet Kabaklı, Kamuran Abacıoğlu, Ahmet Yabuloğlu, Mustafa Başdağ, Haluk Soysal, Tancan Baltalı, Ruhnaz Kıraç, Sadettin Erkişi, Cevdet Akyol, İlhan Öztin, Ünal Tanık’ın yer aldığı meslektaşlarla çalıştım.
Celal Bayar’la röportajdan, eski Maliye Bakanlarıyla “24 Ocak Kararları” dizisine, Trakya’da tarım turundan, İstanbul’a geldiğinde Kenan Evren’i, darbe sonrası ilk seçimde iktidar olan Turgut Özal’ı izlemeye kadar farklı haberlere Bekir Aydın’ın desteğiyle imza attım.
Banker Kastelli, Yağmur Ticaret, Erdem Finansman, Banker Bako gibi bankerlerin 1982’deki batış ve dava süreçlerini Tercüman Gazetesi İstihbarat Servisinde çalışırken izledim.
Geçen Cuma gecesi telefonuma bir mesaj geldi:
- Vahap Abi, Furkan ben. Bekir Aydın’ın oğlu. Babamı biraz önce İzmir’de kaybettik.
Bekir Abi, kızı Fulya’ya yakın olmak için İzmir’e taşınmıştı. Bekir Abi, dün İzmir Bostanlı Beşikçioğlu Camisinde öğlende kılınan cenaze namazının ardından Ayvalık Altınova Mezarlığında toprağa verildi.
Bekir Abi’ye Allah’tan rahmet diliyorum.
Mekanı cennet olsun…
